Yargıtay Kararı 9. Hukuk Dairesi 2018/8111 E. 2019/6670 K. 25.03.2019 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/8111
KARAR NO : 2019/6670
KARAR TARİHİ : 25.03.2019

MAHKEMESİ : … BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 30. HUKUK DAİRESİ

DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine, işe iadesine ve yasal sonuçlarına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin red kararına karşı davacı avukatı istinaf başvurusunda bulunmuştur.
… Adliye Mahkemesi 30. Hukuk Dairesi davacı vekilinin istinaf başvurusu üzerine, İlk Derece Mahkemesi’nin kararının ortadan kaldırılarak, davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına ve dosyanın Olağanüstü Hal İşlemleri Komisyonu’na gönderilmesi yönünde kesin karar vermiştir.
… Adliye Mahkemesi 30 Hukuk Dairesi’nin 30/03/2018 tarih, : 2017/3208 Esas, … Karar sayılı kararına karşı davacı vekili ve davalı vekili temyiz kanun yoluna başvurmuştur.
… Adliye Mahkemesi 30. Hukuk Dairesi 27/06/2018 Tarihli ek kararıyla kararın kesin olarak verildiği gerekçesiyle tarafların temyiz başvurularının ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.
…Adliye Mahkemesi 30. Hukuk Dairesi Dairesi’nin 27.6.2018 tarihli ek kararı süresi içinde davacı ve davalı vekili tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

YARGITAY KARARI

A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili dava dilekçesinde davacının 20/10/1994 tarihinden itibaren davalı … Başkanlığında temizlik işçisi olarak çalışmaya başladığını, davacının bu çalışmasının davalı tarafın işten çıkarttığı 20/07/2016 tarihine kadar kesintisiz olarak devam ettiğini, davacının davalı belediyedeki çalışmasının uzun, sürekli ve kesintisiz olduğunu, davalı belediyenin davacıyı hiçbir haklı gerekçe olmaksızın birtakım gerçeğe aykırı beyan ve iftiralarla işten çıkartıldığını, yazılı fesih bildiriminde bulunmadığını, Yüksek Mahkemenin bu konuda yerleşmiş uygulaması gereğince bu halde artık hiçbir araştırma yapılmasına gerek olmadan işe iadeye karar verilmesi gerektiğini, davalının bildirdiği nedenlerin geçerli veya haklı fesih nedeni olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığını iddia ederek feshin geçersizliğine, müvekkilinin işe iadesine ve yasal sonuçlarına hükmedilmesini istemiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili cevap dilekçesinde, Belediyede 2016/4 sayılı Başbakanlık Genelgesi ve 667 sayılı vd. KHK’ler uyarınca yapılan araştırmada davacının herkesin bildiği adıyla devlet içindeki paralel yapılanmayla ilişkisinin olduğu kanaatine ulaşıldığını, anılan yapılanma ile ilgisi olanların görevde kalmaları veya çalışmalarının sakıncalı görüldüğü için davacını iş akdinin İş Kanunu’nun 25. maddesi hükümlerine göre haklı nedenle feshedildiğini, davacının 15 Temmuz 2016 tarihli darbe girişiminin hemen ardından sosyal paylaşım hesaplarında, darbe girişiminin sebebi olarak hükümeti göstermiş ve böylece darbecileri mazur göstermeye çalıştığını, davacının 677 sayılı KHK’nin 1. maddesiyle ç bendi ekli 4 sayılı liste 22/11/2016 tarihi itibariyle kamu görevinden çıkartıldığını, bu nedenle davacının kamuda çalışmasının mümkün olamayacağı için işe iadesinin de mümkün olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece 23.02.2017 tarihinde yürürlüğe giren 685 sayılı KHK’nm 1. maddesinde; başka bir idari işlem tesis edilmeksizin doğrudan kanun hükmünde kararname hükümleri ile tesis edilen işlemlere ilişkin başvuruları değerlendirmek ve karara bağlamak üzere Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonunun kurulması öngörülmüş ve 11. maddesinde Komisyon kararlarına karşı Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca belirlenecek Ankara İdare Mahkemesinde iptal davası açılabileceği dava şartlarının mahkemelerce resen incelenmesi gereken bir husus olduğundan, dava tarihinden sonra yürürlüğe giren Kanun Hükmünde Kararname hükümleri gereğince adli yargının davaya bakma görevi olmadığından, davacı tarafından önce komisyona, komisyon kararına karşı da İdare Mahkemesinde dava açabileceğinden yargı yolu dava şartı nedeni ile davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Ç) İstinaf başvurusu:
Karara karşı davacı istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
D) Bölge Adliye Mahkemesi Kararının Özeti:
Bölge Adliye Mahkemesince Davacının iş akdinin 20/07/2016 tarihinde davalı işveren tarafından davacının FETÖ/PYD isimli terör örgütü ile bağlantılı veya ilişkili olduğu şüphesi bulunması nedeniyle 4857 sayılı yasanın 25/2 maddesi kapsamında feshedildiği ve bu fesihten sonra 22/11/2016 tarihinde yayınlanan 677 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 1-ç maddesi eki 4 sayılı listenin 1213 sırasında ismi yazılarak davacının kamu görevinden çıkarıldığı, davacının iş akdinin fesih şekil sebebi değerlendirildiğinde, işverence davacının iş akdinin feshinden sonra çıkarılan 677 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile davacının ismi Kanun Hükmünde Kararname listesinde yazılarak davacının kamu görevinden çıkarılması nedeniyle 685 sayılı KHK’nin geçici 1. maddesinin 3. fıkrasındaki düzenleme karşısında davanın esası hakkında karar verilemeyeceği (Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 2017/21566 esas 2017/10121 karar 12/06/2017 tarihli kararı) anlaşıldığından 6100 sayılı HMK’nun 353/1-a-4. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak, 685 sayılı KHK.nin Değişik geçici 1/3 maddesi gereğince davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına, dava dosyasının Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonuna gönderilmek üzere İlk Derece Mahkemesi’ne gönderilmesine karar verilmiştir.
E) Temyiz başvurusu:
… Adliye Mahkemesi 30 Hukuk Dairesi’nin 30/03/2018 tarih, : 2017/3208 Esas, 2018/695 Karar sayılı kararına karşı davacı vekili ve davalı vekili temyiz kanun yoluna başvurmuştur.
… Adliye Mahkemesi 30. Hukuk Dairesi 27/06/2018 Tarihli ek kararıyla kararın kesin olarak verildiği gerekçesiyle HMK 362/1-a ve 366 maddelerine göre davacı ve davalı vekilinin temyiz dilekçesinin reddine karar verilmiştir.
… Adliye Mahkemesi 30. Hukuk Dairesi Dairesi’nin 27.06.2018 tarihli ek kararı süresi içinde davacı ve davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
F) Gerekçe:
1- Ek kararın temyizi bakımından
685 sayılı Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu Kurulması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin 1. maddesinin 1. fıkrasında “Anayasanın 120’nci maddesi kapsamında ilan edilen ve 21/7/2016 tarihli ve 1116 sayılı Türkiye Büyük Millet Meclisi Kararıyla onaylanan olağanüstü hal kapsamında, terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti, aidiyeti, iltisakı veya bunlarla irtibatı olduğu gerekçesiyle başka bir idari işlem tesis edilmeksizin doğrudan kanun hükmünde kararname hükümleri ile tesis edilen işlemlere ilişkin başvuruları değerlendirmek ve karara bağlamak üzere Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu kurulmuştur.” Yine aynı kanun hükmünde kararnamenin 2. maddesinin 1. fıkrasında “(1) Komisyon, olağanüstü hal kapsamında doğrudan kanun hükmünde kararnameler ile tesis edilen aşağıdaki işlemler hakkındaki başvuruları değerlendirip karar verir.” düzenlemesi bulunmaktadır.
685 sayılı KHK’nin 690 sayılı KHK’nin 56. maddesi ile değiştirilen geçiş hükümleri başlıklı Geçici madde 1. maddesinin 3. fıkrasının son halinin;
“(3) Komisyonun görev alanına giren konularda daha önce herhangi bir yargı merciine başvurmuş veya dava açmış olanlar için de 7’nci maddedeki usul ve süreler uygulanır.
Bu dosyalar hakkında yargı mercilerince karar verilmesine yer olmadığına ve tarafların yaptıkları masrafların üzerlerinde bırakılmasına dosya üzerinden kesin olarak karar verilir, vekâlet ücretine hükmedilmez. Bu dosyalar, yeni bir başvuru şartı aranmaksızın incelenmek üzere Komisyona gönderilir.” şeklini aldığı anlaşılmıştır.
Söz konusu hükümler değerlendirildiğinde Komisyonun doğrudan KHK listesiyle kamu görevinden çıkarılan işçiler için görevli olduğundan söz edilecektir. Ancak davacının iş sözleşmesi davalı tarafından feshedilmiştir. Bu bakımdan davacı açısından komisyonun görevli olduğundan söz edilemeyecektir. Nitekim Olağanüstü Hak İşlemleri Komisyonu da görevli olmadığı gerekçesiyle dosyayı ilk derece mahkemesine iade etmiştir.
Maddi hata kavramından amaç; hukuksal değerlendirme ve denetim dışında, tamamen maddi olgulara yönelik, ilk bakışta yanılgı olduğu açık ve belirgin olup, her nasılsa, inceleme sırasında gözden kaçmış ve bu tür bir yanlışlığın sürdürülmesinin kamu düzeni ve vicdanı yönünden savunulmasının mümkün bulunmadığı, yargılamanın sonucunu büyük ölçüde etkileyen ve çoğu kez tersine çeviren ve düzeltmesinin zorunlu olduğu açık yanılgılardır. Yargıtay, bu güne değin maddi yanılgının belirlendiği durumlarda soruna müdahale etmiş baştan yapılmış açık maddi yanlışlığın düzeltilmesini kabul etmiştir. Kaldı ki kimi açık maddi yanılgıya dayalı ve yanlışlığı son derece belirgin haksız ve adaletsiz sonuçların giderilmesi kamu düzeni açısından zorunludur. İstinaf da bir kanun yolu olduğundan istinaf aşamasında kesinleşen kararlar yönünden açık maddi hatanın düzeltilmesi kabul edilmelidir. Nitekim aynı nitelikte olan dosyalarda bir kısım Bölge Adliye Mahkemeleri Hukuk Daireleri maddi hata taleplerini kabul ederek kararlarını kaldırıp esas yönünden değerlendirme yaparak karar vermiştir (Örneğin İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi’nin 07.12.2017 Gün 2017/2913 Esas, 2017/1187 Karar sayılı kararı).
Somut uyuşmazlıkta, davacının iş akdi 20.07.2016 tarihinde davalı Belediyede 2016/4 sayılı Başbakanlık Genelgesi ve 667 Sayılı vd. KHK’ler uyarınca yapılan araştırmada davacının herkesin bildiği adıyla devlet içindeki paralel yapılanmayla ilişkisinin olduğu kanaatine ulaşıldığı, anılan yapılanma ile ilgisi olanların görevde çalışmalarının sakıncalı olduğu için İş Kanunu’nun 25. maddesi Hükümlerine göre haklı nedenle feshedilmiş olup 22.11.2016 tarihinde yürürlüğe giren 677 sayılı KHK ekindeki listede davacının isminin de yer aldığı görülmektedir. Davacının iş akdi kanun hükmünde kararname ile feshedilmeden önce davalı işverence 20.07.2016 tarihinde feshedilmiş olduğundan fesih, kanun hükmünde kararnameye dayanan bir fesih niteliğinde değildir ve Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonunun yetkisi kapsamında değildir.
Bölge Adliye Mahkemesince bu husus gözetilmeden dava dosyasının Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonuna gönderilmek üzere İlk Derece Mahkemesi’ne gönderilmesine kesin olarak karar verilmesi ve bu karara karşı davacı ve davalı vekili tarafından sunulan temyiz dilekçelerinin HMK. nın 362/1-a ve 366 maddelerine göre reddine karar verilmesi hatalı olduğundan … Adliye Mahkemesi 30. Hukuk Dairesi’nin … esas , 2018/695 karar ve 27/06/2018 tarihli EK KARARININ KALDIRILMASINA,
2- … Adliye Mahkemesi 30 Hukuk Dairesi’nin 30/03/2018 tarih, : … Esas, 2018/695 Karar sayılı asıl kararın temyizi bakımından,
Somut uyuşmazlıkta, davacının iş akdi 20.07.2016 tarihinde davalı … tarafından İş Kanunu’nun 25. maddesi hükümlerine göre haklı nedenle feshedilmiş olup 22.11.2016 tarihinde yürürlüğe giren 677 sayılı KHK ekindeki listede davacının da ismi yer almaktadır. Davacı vekili tarafından temyiz incelemesi sırasında sunulan 08.02.2019 tarihli dilekçe ve ekindeki belgelerden davacının, 677 sayılı KHK ile tesis edilen kamudaki görevinden çıkarılmasına dair işleme karşı Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu’na başvurduğu, başvurusunun 10.07.2018 tarihinde kabul edildiği ve davacının davalı … tarafından yeniden işe alındığı bildirildiğinden bu durumda feshin geçersiz olduğu uyuşmazlık dışıdır. Ancak davacı işe başlatıldığı için işe başlatmama tazminatı ve işe iade konusuz kalmıştır. Boşta geçen süre ücret ve hakların ise boşta geçen süre kadar hesaplanması gerekir.
Dairemizce 4857 sayılı İş Kanunu’nun 20/3 ve 6100 sayılı HMK.’un 373. maddeleri uyarınca aşağıdaki gibi karar vermek gerekmiştir.
G) Hüküm: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Bölge Adliye Mahkemesi ile İlk Derece Mahkemesi’nin kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-Davanın kabulü ile feshin GEÇERSİZLİĞİNE,
3-Davacı işe başlatıldığından konusuz kalan işe iade ve işe başlatmama tazminatları hakkında karar verilmesine yer olmadığına,
4-Davalı işverenlikçe, davacının işe iadesi yapıldığından, boşta geçen süre için en çok 4 aylık brüt ücret ve diğer haklarının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesi gerektiğinin tespitine,
5- Davacı vekille temsil edildiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT. uyarınca belirlenen 2.275,00 TL. maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6- Alınması gereken 44,40 TL. karar-ilam harcından davacının yatırdığı 29,20 TL. peşin harcın mahsubu ile bakiye 15,20 TL. karar-ilam harcının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
7-Davacı tarafından yapılan harçlar dahil 140,20 TL. yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
8- Taraflarca yatırılan gider avansının varsa kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde ve isteği halinde ilgilisine iadesine,
9-Yatırdığı temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine,
10-Dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Kesin olarak 25/03/2018 tarihinde oybirliği ile karar verildi.