Yargıtay Kararı 2. Hukuk Dairesi 2017/3502 E. 2019/1607 K. 25.02.2019 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/3502
KARAR NO : 2019/1607
KARAR TARİHİ : 25.02.2019

MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
DAVA TÜRÜ : Boşanma

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı erkek tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Dava; kadın tarafından açılan Türk Medeni Kanunu’nun 166/1. maddesinde düzenlenen evlilik birliğinin temelinden sarsılması hukuki nedenine dayalı boşanma davası olup ilk derece mahkemesince, dinlenen tanık beyanları uyarınca ispat edilemeyen davanın reddine karar verilmiş, davacı kadının istinaf kanun yoluna başvurması üzerine, görevli … Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi 2017/419 esas, 2017/470 karar sayılı kararla, evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına neden olan olaylarda davalı erkeğin birlik görevini ihmal ederek tamamen kusurlu olduğu gerekçesi ile davacı kadın tarafından açılan boşanma davasının kabulü ile ortak çocuğun velayetinin anneye verilmesine baba ile ortak çocuk arasında kişisel ilişki tesisine, davacı kadın yararına 500,00 TL tedbir ve yoksulluk nafakası, ortak çocuk yararına 300,00 TL tedbir ve iştirak nafakası, kadın yararına 10.000 TL maddi tazimata ve davacı kadının manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 119/1 -(f) hükmü uyarınca, gerek yazılı gerekse basit yargılama usulünde, iddia edilen her bir vakıanın hangi delillerle ispat edileceğinin, dava dilekçesinde belirtilmesi, ayrıca Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 121. ve 129/2. hükmü uyarınca hem dava dilekçesinde hem de cevap dilekçesinde gösterilen ve tarafın elinde bulunan belgelerin dilekçeye eklenerek mahkemeye sunulması, başka yerlerden getirtilecek belge ve dosyalar için de bunların bulunabilmesini sağlayıcı açıklamanın dilekçede yer alması zorunludur. Davacı kadın dava dilekçesinde tanık deliline dayanmamıştır. Dilekçelerin karşılıklı verilmesi aşaması davalı erkeğin cevap dilekçesi vermesi ile sona ermiş, davacı kadın bu aşamadan sonra sunduğu dilekçesi ile tanıklarının ismini bildirmiştir. Bu sebeple davacı kadın süresinde bildirmediği tanıklarının beyanları kusur belirlemesinde dikkate alınamaz (HGK 20/04/2016 tarih 2014/2-695 E. ve 2016/522 K. sayılı kararı). Bu durumda mahkemece, davacı yanca usulüne uygun şekilde süresinde ileri sürülmeyen tanık beyanları esas alınarak davalı erkeğe kusur yüklenilmesi doğru olmamıştır. Bu durumda açıklanan nedenle davanın reddi gerekirken yasa hükümlerinin yorumunda yanılgıya düşülerek boşanmaya karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, dosyanın ilgili bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine gönderilmesine oybirliğiyle karar verildi. 25.02.2019(Pzt.)