YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/7143
KARAR NO : 2019/18684
KARAR TARİHİ : 23.10.2019
MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ
Davacı, kıdem tazminatı alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Yerel mahkeme kararının davalı vekilinin temyizi üzerine, Dairemizin 03.12.2018 tarihli, 2015/28570 E. ve 2018/22161 K. sayılı kararı ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece, davacının iş akdini feshettiği tarihte, yaş hariç emeklilik koşullarını taşıdığı ve 1475 sayılı yasanın 14/5. maddedeki koşulların oluştuğu tartışmasız olduğu, yasal hakkını kullandığı, fesih öncesi iş görüşmesi yapması yaş hariç emeklilik koşullarının oluşması karşısında kıdem tazminatını engelleyen bir durum olmadığı, yeni iş yerine fesihten sonra işe başladığı, iş yerinden ayrıldıktan sonra başka bir firmada çalışması hakkın kötüniyetli olarak kullanılması olarak değerlendirilemeyeceği, davacının işten ayrılma iradesini 17.09.2013 tarihinde ortaya koyarak, davalı bankaya dilekçesini ibraz ettiği, iş akdini feshettiğine dair dilekçe sunduktan sonra davacı anlatımına göre işlerin aksamaması için bir süre işyerinde çalışmaya devam ettiğinin dosya kapsamından anlaşıldığı, işyerinden ayrıldıktan sonra başka bir iş yerinde çalışmaya başlaması çalışma özgürlüğü kapsamında olup, davacının yasanın kendisine verdiği hakkı kullanması karşısında kötü niyetli davrandığından söz edilemeyeceği gerekçesiyle bozmaya karşı direnme kararı verilmiştir.
Direnme kararı davalı vekilince temyiz edilmiş olup, Dairemizin 6763 sayılı Kanunun 45. maddesi ile eklenen 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici dördüncü maddesi uyarınca öncelikle inceleme yetkisi olduğu anlaşılmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
YARGITAY KARARI
Dairemizin “… Dosya içeriğine göre davacı işçi 19.09.2013 tarihinde başka bir iş yeri ile iş sözleşmesi imzalamış daha sonra 30.09.2013 tarihinde de davalı iş yerinden ayrılmıştır. Davacı işçi Medeni Kanun’un 2. maddesi ve 4857 sayılı İş Kanunu’nun 23. maddesi düzenlemesi karşısında fesih hakkını dürüstlük kuralına uygun kullanmamıştır. Davacının iş akdini yeni bir iş bulup, iş sözleşmesi imzalaması üzerine sona erdirdiği açıktır. Hakkın kötüye kullanımını hukuk korumamalıdır. Ayrıca davacı işçi çalışması devam ederken başka bir işveren ile iş akdi imzalayarak sadakatsız davrandığından davacının kıdem tazminatı isteğinin reddi yerine yazılı gerekçe ile kabulü hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.” gerekçesi ile verilen bozma ilamına karşı Yerel Mahkemece “ Davacının iş akdini feshettiği tarihte , yaş hariç emeklilik koşullarını taşıdığı ve 1475 sayılı yasanın 14/5. maddesindeki koşulların oluştuğu tartışmasızdır. Davacı yasal hakkını kullanmıştır.
Davacının fesih öncesi iş görüşmesi yapması yaş hariç emeklilik koşullarının oluşması karşısında kıdem tazminatını engelleyen bir durum değildir. Yeni iş yerine fesihten sonra işe başlamıştır. Davacının iş yerinden ayrıldıktan sonra başka bir firmada çalışması hakkın kötüniyetli olarak kullanılması olarak değerlendirilemez. Davacı kanunun kendisine verdiği hakkı kullanmıştır. Kanunda tanınan bu hakkın amacı , iş yerinde çalışarak yıpranan ve bu arada sigortalılık yılı ile prim ödeme süresine ait yükümlülükleri tamamlayan işçinin, emeklilik için bir yaşı beklemesine gerek olmadan iş sözleşmesini aktif sonlandırabilmesine imkan tanımaktır. Bu durumda davacı kıdem tazminatına hak kazanır.
Davacı İŞTEN AYRILMA İRADESİNİ 17.09.2013 TARİHİNDE ORTAYA KOYARAK, DAVALI BANKAYA DİLEKÇESİNİ İBRAZ ETMİŞTİR. Davacının iş akdini feshetttiğine dair dilekçe sunduktan sonra davacı anlatımına göre işlerin aksamaması için bir süre işyerinde çalışmaya devam ettiği dosya kapsamından anlaşılmaktadır.Davacının işyerinden ayrıldıktan sonra başka bir iş yerinde çalışmaya başlaması çalışma özgürlüğü kapsamında olup, davacının yasanın kendisine verdiği hakkı kullanması karşısında kötü niyetli davrandığından söz edilemez. Kanunda tanınan bu hakkın amacı, iş yerinde çalışarak yıpranan ve bu arada sigortalılık yılı ve prim ödeme süresine ait yükümlülükleri tamamlayan işçinin, emeklilik için bir yaşı beklemesine gerek olmadan iş sözleşmesini aktif sonlandırabilmesine imkan tanımaktır
İşçinin emeklilik sebebi ile iş sözleşmesini feshetmesinden kısa bir süre sonra, yeniden çalışmasını gerektirecek durumlar ortaya çıkabileceği gibi, işçinin bu hakkını kendisi için daha olumlu sonuçlar doğurabileceğini düşündüğü bir başka işyerinde çalışma amacı ile de kullanması mümkündür. Sosyal Güvenlik Hukuku alanında … şartını da gerçekleştirmek suretiyle emekli olan işçilere sigorta destek primi ödeyerek çalışma imkanı tanındığı da dikkate alındığında, mülga 1475 sayılı Kanunun 14/1-5 maddesindeki düzenleme açısından, kanun koyucunun amacının işçinin çalışma yaşamının fiili olarak sonlandırması olduğundan bahsedilemez. Çalışmakta olduğu işyerinde yıpranmış olan ve bu arada sigortalılık yılı ile prim ödeme süresine ilişkin yükümlülüklerini tamamlayan davacının, kendisi içn çalışma şartlarının daha olumlu olduğunu düşündüğü bir iş yerinde çalışma amacı ile bu hakkını kullanması halinde 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 2. maddesinde öngörülen dürüstlük kuralına aykırı davrandığı kabul edilemez. Kanun ile tanınmış emeklilik sebebi ile fesih hakkının kullanılması ile birlikte kıdem tazminatına hak kazanılacağının kabulü gerekir. Davacının hangi amaçla bu hakkı kullandığı, kıdem tazminatına hak kazanması açısından önem arz etmediğinden kıdem tazminatına hak kazandığı” gerekçesi ile direnilmiş olup, davacının emeklilik nedeniyle fesih iradesini 17.09.2013 tarihinde verdiği dilekçe ile davalı işverene yazılı olarak bildirdiği gibi 30.09.2013 tarihi itibariyle işlerin aksamaması için işyerinden ayrıldığına ilişkin davacı iddiasının aksinin savunulup ispatlanamadığı, ayrıca dosya içeriğindeki “işten ayrılış çalışan anket formu”nda da “ayrılma kararını almadan önce sorununuzu paylaştınız mı?” sorusuna “yönetim ile paylaştım” kutucuğunu işaretlediği, yine bu formda yeni başlayacağı işyerinin ismini dahi yazdığı, dolayısıyla davacının fesih yetkisini dürüstlük kuralına aykırı olarak kullandığından bahsedilemeyeceği gibi bu iradesini yazılı ve sözlü olarak işverenine bildirdikten sonra işlerin aksamaması için çalışmaya devam eden davacının bu süre zarfında (19.09.2013 tarihinde) başka bir işveren ile iş akdi imzalamasının da yeni işyerinde fesihten sonra 02/10/2013 tarihinde başladığıda dikkate alındığında sadakatsiz bir davranış olarak nitelendirilemeyeceğinin anlaşılması karşısında direnmenin yerinde olduğu, Yerel Mahkemesince bu hususun düzeltildiği anlaşıldığından, dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davalı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan hükmün 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 4. maddesinin birinci ve dördüncü fıkraları uyarınca bu ilave gerekçelerle ONANMASINA, 23.10.2019 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
(M)
KARŞI OY
Dairemizin bozma kararı yerinde olduğundan Sayın Çoğunluğun “Direnmenin Onanması” kararına katılamıyorum. 23/10/2019