YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/18520
KARAR NO : 2013/5650
KARAR TARİHİ : 22.03.2013
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada (…) Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 16.01.2012 tarih ve 2010/99-2012/… sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilince keşide edilen beş adet çekin, taraflar arasında düzenlenen 03.09.2009 tarihli sözleşmenin ifası karşılığı davalılara teslim edildiğini, ancak davalıların sözleşmeden … edimlerini ifa etmemeleri nedeniyle anılan sözleşmenin müvekkilince feshedildiğini, ancak dava konusu çeklerin davalılarca müvekkiline iade edilmeyerek piyasaya sürüldüğünü ileri sürerek, çeklerin iptalini talep ve dava etmiş, daha sonra davalı…r’e ilişkin davasından vazgeçmiş, 30.05.2011 tarihinde de davasını menfi tespit davası olarak ıslah etmiştir.
Davalı …, sözleşme konusu inşaatın yapımın durduğunu, davacının talebi üzerine ve dava konusu çeklerin karşılığı olarak başka bir yerde inşaata başlanıldığını, çeklerin ödeme günü yaklaşınca davacı tarafından çeklerin iptalinin istenildiğini, davacının ödeme güçlüğü içinde bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, çeklerin verilmesinin dayanağı olan sözleşmenin feshinin çeklerin zayi olması sonucunu doğurmayıp, bu hususun alacak davasına konu edilebileceği, çekişmesiz yargı işi olan çek iptalinin çekler zayi olmadan istenemeyeceği, istemin çek hamillerine yöneltilerek çekişmeli hale getirilmesi ve ıslah yoluyla çekişmeli yargıya dönüştürülmesinin mümkün olmadığı, davalı Atilla Kulaber’e yönelik beyanın feragat olarak değerlendirildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, zayi nedenine dayalı iptal davası olmayıp, davacı tarafından keşide edilen beş adet çek nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir. Menfi tespit davası, varlığı iddia edilen bir hukuki ilişkinin mevcut olmadığının tespiti için açılan davadır. Borçlu, açtığı davayı açıkça menfi tespit davası olarak nitelendirmemiş olsa bile, tarafların hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayan mahkeme, davanın menfi tespit davası olduğunu kendiliğinden belirler (KURU, Baki, Prof. Dr., İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, … 2004, s. 302- 303).
Somut olayda, davacı tarafça dava konusu çeklerin taraflar arasındaki sözleşmenin ifası karşılığında davalı tarafa keşide edilerek teslim edildiği, ancak davalı tarafından sözleşmenin gereğinin yerine getirilmediği gerekçesiyle bedelsizlik iddiasının ileri sürüldüğü dikkate alındığında, davanın menfi tespit davası olup, çekişmesiz yargıya konu olmadığı anlaşılmakla, mahkemece yazılı gerekçelerle davanın reddi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 22.03.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.