YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/19743
KARAR NO : 2012/22638
KARAR TARİHİ : 05.11.2012
MAHKEMESİ:SULH HUKUK MAHKEMESİ
Dava dilekçesinde 3.937,40 TL alacağın faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Davacı vekili dilekçesinde; müvekkili kooperatifin, üretim faaliyetlerinde kullanmak amacıyla 2003 yılı içerisinde davalı idareden dikili ağaç emvali satın aldığını, bu nedenle davalı idareye satış bedelinin yanında ağaçlandırma ve bakanlık fonu adları altında ayrıca 3.937,40 TL ödeme yapıldığını, ancak davalı idarece 19.12.2006 tarihinde yayımlanan genelge ile yasal dayanağı olmayan bu iki fonun tahsil edilmemesi gerektiğinin belirlendiğini ileri sürerek; davalı idareye yersiz olarak ödenilmiş olan 3.937,40 TL nin ödeme tarihlerinden işleyecek faizi ile birlikte tahsilini talep etmiştir.Davalı (idare) temsilcisi, davanın reddini talep etmiş, daha sonra verdiği 02.03.2011 havale tarihli dilekçesiyle, davaya konu edilen alacağın zamanaşımına uğradığını ileri sürmüştür.Mahkemece; cevap dilekçesinde zamanaşımı def’ini ileri sürmeyen davalı tarafın 06.06.2011 tarihli dilekçesi ile alacağın zamanaşımına uğradığını savunduğu, ancak davacı vekilinin aynı tarihli dilekçesi ile savunmanın genişletilmesine izin verilmediğini bildirmesi nedeniyle zamanaşımı savunmasının incelenmesine yer olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.Zamanaşımı, maddi hukuktan kaynaklanan bir def’i ve savunma aracı olup, basit yargılama usulüne tabi davalarda ilk oturuma kadar (ilk oturumda esasa girilmeden önce) ileri sürülmelidir.Zamanaşımı def’inin yukarıda belirtilen süre geçtikten sonra ileri sürülmesi, savunmanın genişletilmesi anlamına gelir. Genişletilmiş olan bu savunmaya, davacı tarafça (açık veya zımni) izin verilmediği takdirde, zamanaşımı def’i incelenemez.Somut olayda; Davalı idare temsilcisi tarafından yasal süresi içerisinde zamanaşımı def’i ileri sürülmemiş ise de sonradan verilen 02.03.2011 havale tarihli dilekçe ile alacağın zamanaşımına uğradığı savunmasında bulunulmuş, takip eden 10.03.2011 günlü oturumda hâkim tarafından okunularak tebliğ edilen bu dilekçedeki genişletilmiş savunmaya davacı vekili tarafından karşı konulmamış, onun tarafından savunmanın genişletildiği itirazında bulunulmamıştır.Davalı idare temsilcisi, iki duruşma geçtikten sonra verdiği 07.06.2011 (hükmün gerekçesinde 06.06.2011 olarak yazılan) havale tarihli dilekçesi ile zamanaşımı def’inin incelenmesini talep etmiştir. Davacı vekili ise aynı tarihte faks ile gönderdiği dilekçe ile davalı tarafın yasal süresi içerisinde ileri sürmediği ancak bilahare dosyaya sunduğu itirazları var ise savunmanın genişletilmesine izinlerinin bulunmadığını bildirmiştir.Böylece davacının, davalı tarafından süresinde ileri sürülmeyen zamanaşımı def’ine, (derhal) itiraz etmemek suretiyle, zımnen izin verdiğinin kabulü gerekir.Hal böyle olunca; zamanaşımı def’inin mahkemece öncelikle ve hadise hükümleri (HUMK. md. 222 vd.) uyarınca incelenmesi ve bir karara bağlanması gerekirken; bu yön gözardı edilerek, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırıdır.Kabule göre de; BK. nun 101. maddesi uyarınca, davalı idarenin dava tarihinden önce temerrüde düşürüldüğü iddia ve ispat edilmediğinden, sebepsiz zenginleşmeden kaynaklanan alacağa dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerekirken, alacağın ödendiği tarihten itibaren faize hükmedilmesi doğru görülmemiştir.Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 05.11.2012 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Davada, davacı kooperatifin 2003 yılı içerisinde davalı idareden dikili ağaç emvali satın aldığı ve satış bedeli ile ağaçlandırma ve bakanlık fonu adları altında ayrıca 3.927.40 TL ödeme yapıldığı, daha sonra 19.12.2006 tarihinde yayınlanan genelge ile yasal dayanağı olmayan bu iki fonun tahsil edilmemesi gerektiği belirtilerek, davalı idareye yersiz ödenen 3.937.40 TL’nın ödeme tarihlerinden yasal faizi ile tahsili istenmiştir.Mahkemece, cevap dilekçesinde zamanaşımı def’ini ileri sürmeyen davalının 06.06.2011 tarihli dilekçe ile zamanaşımı savunmasında bulunduğu ve davacı vekilinin de aynı tarihli dilekçe ile savunmasının genişletilmesi itirazında bulunması nedeniyle zamanaşımı savunması kabul edilmemiş ve davanın kabulüne karar verilmiştir.
Davalı idare temsilcisi tarafından yasal süre içinde zamanaşımı def’i ileri sürülmemiş, 8.celseden önce 02.03.2011 havale tarihli başlığı ve konusu bilirkişi raporuna karşı beyanda bulunulduğunu belirten dilekçe içinde alacağın zamanaşımına uğradığının da bir cümle olarak belirtildiği görülmüştür. Dilekçenin verilişini takip eden 10.03.2011 tarihli 8.celsede bilirkişi raporuna karşı davalı tarafın yazılı beyanda bulunduğu zapta geçerek, dosyasına konduğu celse zaptına yazılmış ve davacı tarafa tebliğ edildiği yazılmamış ve dilekçeye karşı davacı tarafın diyecekleri sorulmamıştır. 10.celseden önce 07.06.2011 tarihinde davalı vekili davaya konu beyan dilekçesi vermiş yine alacağın zamanaşımına uğradığını belirtmiştir. Aynı tarihli faks ile gönderilen dilekçe ile davacı vekili de kendilerine tebliğ edilmeyen, ancak cevap süresi sonrası davalı tarafın verdiği dilekçede itirazları varsa savunmanın genişletilmesine muafakatleri olmadığını bildirmiştir.
Davacıya, 8.celsede mahkemeye verilen dilekçede zamanaşımı itirazında bulunulduğu okunup diyecekleri sorulmamış ve dilekçe tebliğ edilerek de davacının duyumu sağlanmamıştır. Dilekçe başlığındaki beyan gibi rapora itiraz dilekçesi olarak okunup dosyaya konduğu yazılmıştır. Daha sonra verilen yukarıda bahsedilen dilekçeler ile de davacı tarafın süresinden sonra verilen dilekçe içinde yazılı zamanaşımı itirazından haberdar olmadığı anlaşılmaktadır.Zamanaşımı, maddi hukuktan kaynaklanan bir def’i ve savunma aracı olup, basit yargılama usulüne tabi davalarda ilk oturuma kadar (ilk oturumda esasa girilmeden önce) ileri sürülmelidir.Zamanaşımı def’inin yukarıda belirtilen süre geçtikten sonra ileri sürülmesi, savunmanın genişletilmesi anlamına gelir. Genişletilmiş olan bu savunmaya, davacı tarafça (açık veya zımni) izin verilmediği takdirde, zamanaşımı def’i incelenemez.Açıklandığı gibi somut olayda davacıya zamanaşımı itirazı konusunda, 02/03/2011 tarihli dilekçe tebliğ edilmemiş, bu konuda açıkça okunup beyanı sorulmamış olduğundan artık zamanaşımı def’inin varlığından söz edilemez. Mahkeme kararında da belirtildiği gibi 07.06.2011 havale tarihli (gerekçede 06.06.2011 yazılı) alacağın zamanaşımına uğradığı itirazına da, aynı tarihli dilekçe ile davacı vekili savunmasının genişletilmesine muafakat etmediklerini bildirmiş olduğundan artık zamanaşımı itirazına zımnen izin verdiğinin kabulüne de olanak yoktur.Bu nedenle sayın çoğunluğun davacının süresinde ileri sürülmeyen zamanaşımı def’ine karşı koymadığının kabulü gerektiğine ilişkin bozma düşüncesine katılmamakta ve hükmün ONANMASI düşüncesindeyim.
…