Yargıtay Kararı 15. Hukuk Dairesi 2018/4919 E. 2019/2215 K. 09.05.2019 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/4919
KARAR NO : 2019/2215
KARAR TARİHİ : 09.05.2019

Mahkemesi:Ticaret Mahkemesi

Yukarıda tarih ve numarası yazılı bozmaya uyularak verilen hükmün temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
– K A R A R –
Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan bakiye iş bedeli alacağının tahsili için yapılan icra takibine itirazın iptâli istemine ilişkindir.Davacı vekili; müvekkili ile davalı arasında 21.03.2012 tarihli eser sözleşmesi bulunduğunu, sözleşme gereğince davalıya ait işletmenin gölgelik sisteminin yapılması işini 72.000,00 TL bedel karşılığında üstlendiğini, edimi sözleşme gereğince ifa edildiğini, kısmi ödeme yapıldığını, ancak 47.000,00 TL’nin ödenmediğini belirterek bakiye iş bedelinin tahsiline ilişkin icra takibinde bulunmuş ve itiraz edilmesi üzerine itirazın iptali davasını açmıştır.Davalı taraf ise, aralarındaki sözleşme ilişkisi ve bedeli kabul etmiş, işin yapıldığını ancak ayıplı ve eksik ifa söz konusu olduğunu, ayıplı ve eksik ifa nedeniyle 59.600,00 TL zararı doğduğunu belirterek takas-mahsup talebinde bulunmuştur.
Mahkemece yapılan yargılama neticesinde Dairemizin bozma ilamına da uyularak, bozma sonrası alınan bilirkişi raporu doğrultusunda, takas ve mahsup dikkate alındığında davacının herhangi bir alacağı kalmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, verilen karar süresi içerisinde davacı tarafca temyiz edilmiştir.Taraflar arasında imzalanan 21.03.2012 tarihli sözleşme ile davacı tarafından davalının … adresinde bulunan işletmesine gölgelik sistemi kurulmasının 72.000,00 TL bedelle kararlaştırıldığı, bu bedelin 25.000,00 TL’sinin ödendiği ve bakiye 47.000,00 TL kaldığı hususunda uyuşmazlık bulunmayıp, yapılan eserin ayıplı olup olmadığı, ayıplı ise davalının ne kadar zararı bulunduğu, zarar doğmuş ise bunun bakiye alacaktan takas talebinde bulunması nedeni ile mahsup edilip edilemeyeceği hususlarında uyuşmazlık bulunmaktadır. Her ne kadar yerel mahkeme tarafından Dairemizin 09.07.2015 tarihli bozma ilamına uyularak sektör uzmanı ve mali müşavir bilirkişi olupturularak keşif sonrası ibraz edilen heyet raporu dikkate alınarak davanın reddine karar verilmiş ise de; bozma öncesi alınan bilirkişi raporunda davalı zararı 1.775,14 TL bulunmuş iken bozma sonrası alınan bilirkişi raporunda 100.375,00 TL olarak tesbit edilmiştir. Her iki rapor arasında zararın miktarı hususunda çok açık çelişkinin yanında, zararın hesaplanmasıyla esas alınan yöntem konusunda da çok açık farklılık bulunmaktadır. Her iki rapor, işletmenin kapalı kaldığı günlerdeki zararın tespiti ile ilgili farklı kıstasları esas aldıklarından zarar miktarıda çok farklı çıkmıştır. Yine hükme esas alınan raporda, hesaplamalar farazi olup hesaplama yapıldığı tarihin hangi tarih olduğu belirtilmemiştir. Zararın hesaplandığı tarihin 2012 yılı mı yoksa incelemenin yapıldığı tarihteki bedellerin mi esas alındığı rapordan anlaşılamamaktadır. Belirtilen bu hususlar dikkate alındığında hem raporlar arasında bariz çelişki bulunmakta hem de hükme esas alınan rapor yukarıda belirtilen eksik ve çelişkiler nedeniyle hüküm kurmaya ve denetime elverişli bulunmamaktadır.
Tüm bu hususlar dikkate alındığında mahkemece yapılacak iş; davalı tarafın ileri sürdüğü ayıplı ifadan kaynaklanan zararın tespiti ile takas ve mahsup istemi hususunda, HMK’nın 266 ve devamı maddeleri gereğince yeniden alanında uzman bilirkişilerden heyet oluşturularak eksik ve ayıplı imalatlar nedeniyle davalı iş sahibinin eserin teslim edildiği tarihteki mali piyasa rayiçleri ile hesaplanacak zarar miktarı konusunda önceki raporlardaki çelişkileri de giderecek şekilde gerekçeli ve denetime elverişli rapor alınarak karar verilmekten ibarettir. Bu hususlar dikkate alınarak yerel mahkeme kararının davacı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün davacı yararına BOZULMASINA, 5766 sayılı Kanun’un 11. maddesi ile yapılan değişiklik gereğince Harçlar Kanunu 42/2-d maddesi uyarınca alınması gereken 176,60 TL Yargıtay başvurma harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteminde bulunulabileceğine 09.05.2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.