Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2019/1492 E. 2019/3341 K. 10.04.2019 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/1492
KARAR NO : 2019/3341
KARAR TARİHİ : 10.04.2019

Mahkemesi :İş Mahkemesi

KARAR

Dava, yurt dışı işe giriş tarihi olan 13.09.1966 tarihinin Türkiye işe başlangıç tarihi olduğunun tespiti, yurtdışı borçlanması sonucu elde edilen sigortalı hizmetlerin 13.09.1966 tarihinden ileriye doğru mal edilmek suretiyle yaşlılık aylığının yeniden hesaplanması ve hak edilen fark aylıkların yasal faiziyle birlikte ödenmesi gerektiğinin tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, uyulan bozma ilamı sonrası davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun … E., 2012/38 sayılı kararında da vurgulandığı üzere, Medeni usul hukukunda hukuki yarar, mahkemeden hukuksal korunma istemi ile bir davanın açılabilmesi için davacının bu davayı açmakta (veya mahkemeden hukuksal korunma istemekte) bir çıkarının bulunmasıdır. Bu çıkarında karar verilene kadar sürmesi gerekir.
Davacının dava açmakta hukuk kuralları tarafından haklı bulunan (korunan) bir yararı olmalı, hakkını elde edebilmesi için mahkeme kararına ihtiyacı bulunmalı ve davacı mahkemeyi gereksiz yere uğraştırmamalıdır (Arslan, Ramazan; aktaran: Hanağası, Emel: Davada Menfaat, Ankara 2009, önsöz VII).
Hukuk Genel Kurulu’nun 24.06.1992 gün ve 1992/1-347 E., 1992/396 K. ve 30.05.2001 gün ve 2001/14-443 E., 2001/458 K. sayılı kararlarında da belirtildiği üzere buna hukuki korunma (himaye) ihtiyacı da denir (Rechts-schutzbedürfnis). Mahkemelerden hukuki himaye istenmesinde, himayeye değer bir yarar olmalıdır.
Mülga 1086 sayılı Hukuk Muhakemeleri Usulü Kanununun yürürlükte olduğu dönem içinde öğreti ve yargısal kararlar, dava açarken hukuki yararın bulunması gereğini, “dava şartı” olarak kabul etmiştir. Bu şart, “dava konusuna ilişkin genel dava şartlarından biri” olup, davanın esası hakkında inceleme yapılabilmesi ve esas hakkında hüküm verilebilmesi için varlığı gerekli olduğundan “olumlu dava şartları” arasında sayılmaktadır.
01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda öğreti ve yargısal kararların bu uygulaması aynen benimsenerek, davacının, dava açmakta hukuki yararının bulunması “Dava Şartları” başlıklı 114. maddesinin 1. fıkrasının (h) bendinde açıkça dava şartları arasında sayılmıştır.
Bir davada, hukuki yarar ilkesinin dava şartı olarak gözetilmesinin, yargılamanın amacına ve usul ekonomisi ilkesine uygun olarak yargılama yapılmasına yarar sağlayacağı, her türlü duraksamadan uzaktır.
Davacının hukuki ilişkinin derhal tespitinde menfaatinin (hukuki yararının) varlığı için öncelikle, davacının bir hakkı veya hukuki durumu güncel (halihazır) ve ciddi bir tehlike ile tehdit edilmelidir. Bu tehdit çoğunlukla davalının davranışları ile ortaya çıkar.
Söz konusu bu tehdidin davacı için bir tehlike oluşturabilmesi, bu tehdit nedeniyle, davacının hukuki durumunun tereddüt içinde olmasına ve bu hususun, davacıya zarar verebilecek nitelikte bulunmasına bağlıdır (Hanağası, Emel: a.g.e., s.133 vd).
Belirtilen açıklamalar ışığında dava dosyasına dönüldüğünde, davacıya 01.09.2012 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlandığı ve sigorta başlangıç tarihinin 02.08.1965 olarak kabul edildiği dosya kapsamına göre belirgin olduğundan, yurt dışı işe giriş tarihi olan 13.09.1966 tarihinin Türkiye işe başlangıç tarihi olduğunun tespitine ilişkin talebin hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken bu hususun ayrıca irdelenmemesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Ne var ki; bu aykırılığın giderilmesi, yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, karar bozulmamalı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun Geçici 3. maddesi delaletiyle 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 438.maddesi uyarınca düzeltilerek onanmalıdır.
SONUÇ: 1- Hükmün gerekçesinin en son paragrafının son kısmındaki “vermek gerekmiş, bu düşünce ve kanaatlerle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.” ibaresi silinerek yerine “verilmiştir. Yine davacıya aylık bağlanırken 02.08.1965 tarihi sigorta başlangıç tarihi olarak dikkate alındığından, sigorta başlangıcının 13.09.1966 olduğuna dair tespit talebi, hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddedilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.” ibaresinin yazılmasına ve hükmün bu şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 10.04.2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.