Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2009/4578 E. 2010/16043 K. 06.12.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/4578
KARAR NO : 2010/16043
KARAR TARİHİ : 06.12.2010

……
Dava, iş kazası sonucu ölen sigortalının hak sahiplerine bağlanan gelir ve yapılan harcamaların 506 sayılı Yasanın 26.maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilk rücu davasında Kurum alacağının hüküm altına alınmış olması ve artışların istenemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmün, davacı ve davalılardan …………..avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, davalı …’nın temyiz itirazlarının reddine,
2-Davacı Kurumun temyiz itirazlarına gelince; iş kazasından doğan rücu tazminatı istemine ilişkin davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasanın 26.maddesindeki halefiyet ilkesi uyarınca, Kurumun rücu alacağı; hak sahiplerinin tazmin sorumlularından isteyebileceği maddi zarar (Tavan) miktarı ile sınırlı iken, Anayasa Mahkemesi’nin, 21.03.2007 gün ve 26649 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan 23.11.2006 gün ve E:2003/10, K:2006/106 sayılı kararı ile 26.maddedeki “…sigortalı veya hak sahibi kimselerin işverenden isteyebilecekleri miktarla sınırlı olmak üzere…” bölümünün Anayasaya aykırılık nedeniyle iptaline karar verilmiş olması; Anayasa’nın 153. maddesine göre, Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararlarının, Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe girmesi ve giderek elde bulunan ve kesinleşmemiş tüm davalarda uygulanmasının zorunlu bulunması; iptal kararının Resmi Gazetede yayınlandığı 21.03.2007 gününden sonra Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 76. maddesi uyarınca yürürlükteki yasaları tatbik etmekle yükümlü bulunan mahkemelerin ve Yargıtay’ın yürürlükten kalkan bir yasa maddesine dayanarak inceleme yapma ve karar verme yetkilerinin bulunmadığının kabulünün doğal bulunması; 26. maddedeki anılan cümlenin iptali ile Kurumun rücu hakkının, yasadan doğan kendine özgü ve sigortalı ya da hak sahiplerinin hakkından bağımsız basit rücu hakkına dönüşmüş olması karşısında, ilk peşin değerli gelirlerin, tazmin sorumlularının kusuruna isabet eden miktarıyla sınırlı şekilde hüküm kurulması gerekir. Davacı tarafından davalılar hakkında açılan ve kesinleşen ………….. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2001/15 Esas 2005/36 Karar sayılı rücu davasında, davalıların toplam % 80 oranında kusurlu bulundukları, talep gibi masraflar ile ilk peşin sermaye değerli gelirle birlikte artışların % 25’inin hüküm altına alındığı, hükmolunan miktarın mahsubu ile bakiye % 55 kusur karşılığı kurum zararı bulunduğu gözetilmeksizin, davanın reddine karar verilmiş olması, isabetsizdir.
./..
-2-

Mahkemece, Hukuk Genel Kurulu’nun 07.05.2008 tarih 2008/10-363 Esas, 2008/366 Karar sayılı kararında da belirtildiği şekilde, sigortalıya bağlanan gelirin ilk peşin sermaye değerinin esas alınması gerektiği, gelirlerde meydana gelen artışın ayrı bir olgu niteliğinde bulunduğu, önceki rücu davasında ilk peşin sermaye değerli gelirle birlikte artışlara da hükmedilmesinin ilk davada hüküm altına alınmayan kusur farkı nedeniyle kesin hüküm engeli oluşturmayacağı, ilk rücu davasında hükmolunan gelir artışlarının, kusur farkından kaynaklanan eldeki davada hükmolunacak rücu tazminatından mahsup edilmesine olanak bulunmadığı gözetilerek, ölen sigortalının her bir hak sahibi yönünden ilk peşin sermaye değerinin bakiye % 55 kusura tekabül eden kısmı ve cenaze giderinin bakiyesi hesaplanarak, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Anılan aykırılığın giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden; açıldığı tarihteki mevzuat ve içtihatlara uygun olan davada, anılan iptal hükmünden kaynaklanan red nedeniyle, tarafların sorumluluğu bulunmadığı için, davacı Kurum’un davada haksız çıkan taraf olarak nitelenip anılan sebeple reddedilen kısım nedeniyle vekalet ücretiyle sorumluluğuna hükmedilmesi olanağının da bulunmadığı yönü gözetilerek karar bozulmamalı, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 438. maddesi uyarınca düzeltilerek onanmalıdır.
SONUÇ:Hüküm fıkrasının içeriğinin silinerek yerine;
“1-Davanın kısmen kabul, kısmen reddine,
2-Toplam 1.319,10 TL ilk peşin değerli gelirin onay tarihi olan 14.03.1997 tarihinden, 7,01 TL cenaze giderinin 17.03.1997 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine,
3-492 sayılı Harçlar Kanununa göre 70,20 TL harcın davalılardan müteselsilen tahsili ile hazineye gelir kaydına,
4-Davada kendisini vekil ile temsil ettiren davacı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre takdir edilen 575,00 TL avukatlık ücretinin davalılardan müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine,
5-Davacı Kurum tarafından yapılan 24,00 TL davetiye giderinden ibaret yargılama giderinin davalılardan müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine,” bentlerinin yazılmasına ve kararın bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davalılardan ….. alınmasına,
06.12.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.

…..