Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2017/21454 E. 2019/6541 K. 25.03.2019 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/21454
KARAR NO : 2019/6541
KARAR TARİHİ : 25.03.2019

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili; davacının, ücretlerinin ödenmemesi nedeni ile iş akdini haklı nedenle feshettiğini beyanla kıdem tazminatı ile bir kısım işçilik alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı tarafından davaya cevap verilmemiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan deliller ve bilirkişi raporuna dayanılarak, yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Taraflar arasında, davacının ödenmeyen ücret alacağının bulunup bulunmadığı noktasında uyuşmazlık vardır.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 37. maddesine göre, işçiye ücretin elden ya da banka kanalıyla ödenmesi durumunda, ücret hesabını gösteren imzalı ve işyerinin özel işaretini taşıyan “ücret hesap pusulası” verilmesi zorunludur.
Uygulamada çoğunlukla “ücret bordrosu” adı altında belgeler düzenlenmekte ve periyodik ödemelerde işçinin imzası alınmaktadır. Banka aracılığı ile yapılan ödemelerde banka kayıtları da ödemeyi gösteren belge niteliğindedir.
Ücretin ödendiğinin ispatı işverene aittir. Bu konuda işçinin imzasını taşıyan bir ödeme belgesi yeterli ise de, para borcu olan ücretin ödendiğinin tanıkla ispatı mümkün değildir.
Somut olayda; Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının aylık ücretinin tespitine dair seçenekli hesaplama yapılmış olup Mahkemece, tanık beyanları ile doğrulanan davacı iddiasına değer verilerek davacının aylık 1.500,00 TL ücret aldığı kabul edilmiştir. Davacı vekili dava dilekçesinde ücretinin asgari kısmının banka kanalı ile ödendiğini, bakiye kısmının ise elden ödendiğini ancak elden ödenen miktarın hiç ödenmediği veya eksik ödendiğini iddia etmiştir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının ücret alacağına ilişkin yapılan değerlendirmede, davacının ücret alacağına ilişkin talebini somutlaştırmamış olması nedeniyle değerlendirme yapılamadığını ancak davacı tarafından hangi aylara ilişkin ücret ödemesi yapılmadığı ve/veya hangi aylara ilişkin eksik ödeme yapıldığının belirtilmesi halinde değerlendirme yapılabileceği belirtilmiştir. Davacı vekili tarafından 18.09.2015 havale tarihli bilirkişi raporuna karşı beyan ve itiraz dilekçesinde eksik ödenen ücret talebinin miktarını ve hangi aylara ilişkin olduğunu belirtmiş, söz konusu beyan ve itiraz dilekçesi davalı yana tebliğ edilmiş, davalı yan tarafından söz konusu ücretlerin ödendiğine ilişkin ödeme belgesi sunulmamış, ücretin ödendiğine dair ispat yükümlülüğü yerine getirilmemiştir. Bu durumda Mahkemece davacının ücret alacağının kabulüne dair hüküm kurulması gerekirken talebin reddine dair yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
3-Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda vekalet (vekil) ücretleri mahkeme masrafları arasında sayılmış ve lehine hüküm verilen tarafça tahsil edileceği belirtilmiştir.
Eldeki davada davalı yanın vekil ile temsil edilmediği anlaşılmakla Mahkemece davalı lehine vekalet ücreti takdiri hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ:Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 25.03.2019 gününde oybirliği ile karar verildi.