Yargıtay Kararı 9. Hukuk Dairesi 2016/3909 E. 2019/10612 K. 13.05.2019 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/3909
KARAR NO : 2019/10612
KARAR TARİHİ : 13.05.2019

MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi süresi içinde taraflar vekillerince temyiz edilmiş, davalı vekilince duruşma talep edilmiş ise de; HUMK.nun 438. maddesi gereğince duruşma isteğinin miktardan reddine ve incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor sunuldu, dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davacının 01/02/1997 tarihinden itibaren davalı şirketin Rusya’daki inşaat şantiyelerinde genel formen olarak çalışmaya başladığını, bu çalışmasının 14/07/2003 tarihinde davalı tarafından sona erdirildiğini, davalı şirketin, davacıyı en son çalıştığı şantiyeden iş bitimi nedeniyle gönderdiğini, iş olunca yeniden işe çağıracağını bildirdiğini ancak çağırmadığını, müvekkilinin mezkur çalışmalarından dolayı kıdem ve ihbar tazminatı alacaklarının doğduğunu ileri sürerek, kıdem tazminatı ve ihbar tazminatı alacağını talep etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davacının çalıştığı dönemler arasında 2-3 senelik fasılalar bulunduğunu, alacaklarının zamanaşımına uğradığını, çalışmalarının belirli süreli hizmet akdi ile gerçekleştiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti ve Yargılama Süreci:
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı taraflar vekilleri temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 225 ve sonra gelen maddelerinde yeminin hangi hallerde verilebileceği ve sonuçları belirtilmiştir.
Yemin kesin delil olup yemin eden kişi  yemine konu olan vakıaları kabul etmiş sayılır.
Yemin de sonuçta bir ikrardır, ancak yemin doğrudan doğruya değil karşı tarafın talebi ve mahkemenin de daveti ile eda edilmektedir.
Somut uyuşmazlıkta, davacı tarafça davalıya yemin teklif edilmiş ve davalı şirketi temsile yetkili kişiler yemin beyanında; “davacının Eylül – Kasım 1997, Şubat-Ağustos 2000, Nisan-Ağustos 2002, Şubat-Temmuz 2003 dönemlerinde davalı şirkette çalıştığını” belirtmişlerdir. Bu süre toplam 21 ay olduğundan, davacının hizmet süresinin 21 ay olarak kabul edilmesi gerekir. Eksik incelemeyle hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
3-Kıdem tazminatı tavanı konusunda taraflar arasında uyuşmazlık söz konusudur.
1475 sayılı Yasanın 14 üncü maddesinde, “Toplu sözleşmelerle ve hizmet akitleriyle belirlenen kıdem tazminatlarının yıllık miktarı, Devlet Memurları Kanununa tabi en yüksek Devlet memuruna 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanunu hükümlerine göre bir hizmet yılı için ödenecek azami emeklilik ikramiyesini geçemez” şeklinde kurala yer verilmiştir. Belirtilen üst sınır, “genel tavan” olarak adlandırılabilir. En yüksek devlet memuru da fesih tarihi itibarıyla Başbakanlık Müsteşarı olduğundan genel tavan, bu görevdeki kişinin emekliliği halinde Emekli Sandığınca ödenecek olan bir yıllık ikramiye oranını geçemeyecektir.
Somut uyuşmazlıkta, iş akdinin fesih tarihi olan 14.07.2003 tarihinde kıdem tazminatı tavanı 1.389,95 TL. olmasına rağmen hükme esas alınan bilirkişi raporunda 1.323,95 TL. üzerinden hesaplama yapılması da hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.
F) SONUÇ:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenlerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 13.05.2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.