YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/2151
KARAR NO : 2013/3451
KARAR TARİHİ : 28.03.2013
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi katılan Hazine, davacı … Yönetimi ve davalı … tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında … Köyü 125 ada 7 parsel sayılı 1942,66 m² yüzölçümündeki taşınmaz, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı … adına tarla vasfıyla tesbit edilmiştir. Davacı … Yönetimi, çekişmeli taşınmazın orman olduğu iddiasıyla dava açmış, yargılama sırasında Hazine aynı iddia ile davaya katılmıştır.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile dava konusu parselin 24/06/2011 havale tarihli bilirkişi rapor ve ekindeki krokide (H) harfi ile işaretli 610,04 m² yüzölçümlü bölümünün tesbit gibi tapuya tesciline, (İ) harfi ile işaretli 1332,62 m² yüzölçümlü bölümünün kadastro tesbit tutanağının iptali ile belirtilen bu taşınmazın orman vasfıyla Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm katılan Hazine, davacı … Yönetimi ve davalı … tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tesbitine itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede, orman kadastrosu sonuçlandırılmadan Orman Genel Müdürlüğünün 12.06.2009 tarih 684 sayılı emri ile iptal edildiği, bu sebeple yörede kesinleşmiş orman kadastrosu bulunmamaktadır.
Mahkemece verilen karar usûl ve kanuna aykırıdır. Şöyle ki; dava konusu 125 ada 7 sayılı parselde T.E.K Genel Müdürlüğü lehine irtifak hakkı verildiği anlaşılmaktadır. Davanın niteliğine göre, davalının, tesbit maliki ile beyanlar hanesinde adı yazılan T.E.K Genel Müdürlüğü olması gerekirdi. Ancak, davacı dava dilekçesinde davalı olarak sadece tesbit malikine husumet yönelterek dava açmıştır. Mahkemece yargılama devam ederken irtifak hakkı sahibi kurumun davaya dahil edilmesi düşünülmemiştir. Ayrıca, temyize konu taşınmazın kısmen orman sayılan kısmen de orman sayılmayan yerlerden olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü kararı verilmiş ise de, dosyada bulunan ve orman bilirkişisi Zekeriya KENDİR tarafından düzenlenen 09/08/2011 tarihli raporda, taşınmazın kısmen orman sayılan kısmen orman sayılmayan yerlerden olduğunun belirtildiği, daha sonra Daire iade kararı ile aynı bilirkişi tarafından düzenlenen 21/02/2013 tarihli ek raporda ise, 1944 tarihli hava fotoğrafları üzerindeki inceleme sonucu taşınmazın tamamının orman sayılan yerlerden olduğunun belirtildiği gözönüne alındığında, taşınmazın kısmen orman kısmen orman olmayan yolundaki kabulün doğruluğu konusunda tereddüt oluşmuştur. Bu nedenlerle; irtifak hakkı sahibi olan kurumun davaya dahil edilerek taraf oluşturulup savunma ve delileri de sorulduktan sonra, eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip, önceki bilirkişiler dışında halen Çevre ve Orman Bakanlığı (Orman ve Su İşleri Bakanlığı) ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman yüksek mühendisleri
arasından seçilecek orman mühendisi ve bir fen elemanı aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 sayılı kanunlar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyedlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 sayılı Kanunun 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 tarih ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 sayılı Kanunun 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; yukarıda değinilen diğer belgeler fen ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın konumunu çevre parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri yine taşınmazın ve çevre taşınmazların hava fotoğrafı üzerinde gösterileceği ve hava fotoğrafında taşınmazın niteliğinin ne olduğunun belirtileceği yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalı ve oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmelidir.
Ayrıca; kadastro tesbitinin yerine kadastro tesbit tutanağının iptaline karar verilmesi de doğru değildir.
Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve bilirkişinin yetersiz raporuna dayanılarak yazılı biçimde hüküm kurulması usûl ve kanuna aykırıdır.
SONUÇ : Yukarda açıklanan nedenlerle katılan Hazine, davacı … Yönetimi ve davalı …’nun temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, temyiz harçlarının istek halinde iadesine 28/03/2013 günü oy birliği ile karar verildi.