Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2013/2087 E. 2013/6370 K. 29.03.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/2087
KARAR NO : 2013/6370
KARAR TARİHİ : 29.03.2013

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada … 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 29.11.2012 tarih ve 2011/701-2012/557 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 29.03.2013 günü hazır bulunan davacılar vekili Av. … ile davalılar vekili Av. … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, davalıların her istendiği an geri ödeneceği ve yatırılan paralar karşılığı yüksek faiz verileceği garantisiyle binlerce kişiden para topladıklarını, bu kapsamda müvekkillerinden de … Grubu’nun …’da kurduğu paravan şirket olan … Verwaltungs GmbH şirketine ait makbuz karşılığında para alındığını, anılan şirketin Türkiye’de kurulu davalı ana şirketlerin ortağı olduğunu ve doğrudan bu şirketlerin kontrolünde bulunduğunu, … dışında mukim şirketin adı ve makbuzları kullanılarak toplanan paraların davalı şirketlere aktarıldığını, içi boşaltılan … dışı şirketin bilerek iflas ettirildiğini, müvekkillerinin bu şirketten alacaklarını tahsil etmelerinin mümkün bulunmadığını, bu nedenlerle tüzel kişilik perdesinin kaldırılması ilkesine göre davalıların meydana gelen zarardan sorumlu bulunduklarını, davalıların haksız fiil niteliğindeki eylemlerinin …’da gerçekleşmesi karşısında somut uyuşmazlığa MÖHUK’nın 34. maddesi uyarınca … Hukukunun uygulanmasının gerektiğini ileri sürerek, 30.650 DM karşılığı 38.782,81 TL alacağın faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davacıların müvekkili … … İht. Mad. Paz. ve Tic. A.Ş’nin ortağı olduklarını, bu ortaklığın mevzuata uygun geçerli bir ortaklık niteliğinde bulunduğunu, müvekkili şirketlerin Sermaye Piyasası Kurulu kaydında olan, bu kurul ve diğer ilgili tüm resmi makamlar ile özel denetçiler tarafından faaliyetleri denetlenen çok ortaklı halka açık anonim şirketler olduklarını, davacıların ödedikleri sermayeyi geri isteyemeyeceklerini, zamanaşımı süresinin dolduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, davacıların davalı … … İht. Mad. Paz. ve Tic. A.Ş’nin ortağı olduklarının bilirkişi kurulu raporu ile sübut bulduğu, davacıların şirket ortaklığını, hisse devralmak yoluyla kazandıkları, 6762 sayılı …’nın 405/… maddesinin “pay sahipleri sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemezler; tasfiye payına mütaallik hakları mahfuzdur” şeklinde düzenlendiği, bu hüküm uyarınca sermaye şirketlerinde, sermaye olarak şirkete verilenin geri istenemeyeceği, davalı şirketlerin tasfiye halinde bulunmadıkları, Türk Ticaret Kanunu’nun anonim şirketler ve pay sahiplerine ilişkin hükümleri karşısında davacıların taleplerinin yerinde olmadığı, davacılar tarafından … dışında mukim şirkete yatırılan para nedeniyle oluşan zarardan davalı …Ş’nin sorumlu olduğu ileri sürülmüş ise de anılan şirketlerin ayrı tüzel kişiliğe sahip olmaları karşısında davalı şirketin herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığı, ayrıca anonim şirket yönetim kurulu başkanı olan davalı …’ın şahsi sorumluluğunu gerektirir bir durumun da ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
Dava, geçerli şekilde ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti ve bu amaçla verilen paranın tahsili istemlerine ilişkindir.
Mahkemece, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir. Ancak dava, davacının davalı şirkete sermaye olarak verdiği paranın tahsili talebi olarak değerlendirilmiş ise de davacı taraf, davalı şirketlere ortak olduğunu ileri sürmemiş, tersine davalı şirketler ile yöneticilerinin yürürlükteki mevzuat hükümlerine aykırı bir biçimde kötüniyetli vaad ve garantilerle yurtdışında yaşayan pek çok kişinin dini duygularını sömürerek, yine davalı … bünyesinde bulunan yabancı uyruklu bir şirketi aracı olarak kullanmak suretiyle topladıkları paraları iade etmeyip, davalı … ve bünyesindeki diğer grup şirketlerine aktardıklarını iddia ederek verilen paranın istirdadını istemiştir. Dava, iddianın bu biçimdeki ileri sürülüşü nazara alındığında, davalıların iddia olunan organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir alacak (istirdat) davası niteliğinde olmakla, mahkemece 1086 sayılı HUMK’nın 74 ve 75. maddelerine aykırı düşecek şekilde davanın yanlış nitelenmesine dayalı olarak, davacının bildirmiş olduğu delillerin tamamı toplanmaksızın, yapılan yetersiz araştırma ve soruşturma sonucunda davacının davalı … … İht. Mad. Paz. ve Tic. A.Ş’nin ortağı olduğu, 6762 sayılı …’nın 405. maddesi uyarınca sermaye olarak verdiği paranın istirdadını talep edemeyeceği, gerçek kişi davalı hakkında da şirket yöneticisi olmanın dışında bir sorumluluk nedenine dayanılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
Şu halde mahkemece, davanın yukarda belirtilen şekilde nitelendirilerek tarafların bu yolda gösterdikleri delillerin tümüyle toplanması, bu meyanda davada delil olarak dayanılan tahsil belgesinin aslının veya onaylı bir örneğinin davacıdan istenmesi, yabancı dilde yazılmış ise tercümesinin yaptırılması, davacıdan tahsil edilen bu para nedeniyle davacının yabancı uyruklu şirkete ortaklığının gerçekleşip gerçekleşmediğinin, söz konusu ortaklığın gerçek hak sahipliği doğuran niteliğinin bulunup bulunmadığının değerlendirilip, öncelikle davacı ile dava dışı yabancı şirket arasındaki hukuki ilişkinin netlikle belirlenmesi, davacının yabancı şirkete ortak olmadığı gibi bir sonuca ulaşılması halinde, davacının parasının yabancı şirkete verilmesi olgusunda davalı şirket ve yöneticilerinin ne gibi bir rolü bulunduğunun, ileri sürülen kanıtlar çerçevesinde ve gerektiği takdirde davalı şirket ve grup şirketlerinin kayıtları üzerinde aralarında şirketler hukuku ve sermaye piyasası konusunda uzmanların bulunduğu bilirkişi heyeti marifetiyle yaptırılacak kapsamlı bir inceleme suretiyle ele alınıp
varsa sorumluluklarının saptanması, bu suretle davacının, iradesinin ileri sürüldüğü gibi davalılarca fesada uğratılmak suretiyle haksız bir fiile maruz bırakılarak parasının alındığı ve iade edilmediği yolundaki iddiasının tatminkar bir biçimde araştırılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 990,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacılara verilmesine, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz eden davacılara iadesine, 29.03.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.