YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/8652
KARAR NO : 2019/1529
KARAR TARİHİ : 18.02.2019
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Nüfus Kayıtlarının Düzeltilmesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkilinin murisi …’in nüfus kayıtlarında kızı görünen …’in gerçek annesinin … olduğunu ileri sürerek nüfus kayıtlarının düzeltilmesini istemiş, aile mahkemesi sıfatıyla yargılama yapılarak davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, dava Türk Medeni Kanunu’nun 286’ncı maddesine dayalı soybağının reddi olarak nitelendirilmiştir.
Ana ile çocuk arasındaki soybağı ilişkisi doğumla kendiliğinden kurulur. Bunun için herhangi bir hükme veya irade açıklamasına gerek yoktur. Çocuğu doğuran kadın, onun anasıdır. Çocuğu doğuran kadın, analığını ve doğurduğu çocuğu yadsıyamaz. Başka bir ifade ile ana, doğumla kendiliğinden kurulmuş olan soybağını reddedemez. Yanlışlıkla veya bile bile çocuğun anası olarak, doğuran kadın yerine başka bir kadının gösterilmesi ve onu doğurmamış olan kadının üzerine tescil edilmesi halinde bile, bu kişi ile çocuk arasında bir soybağı ilişkisi kurulmuş olmaz. Böyle bir durumda, nüfus kütüğündeki ana ismine ilişkin kaydın düzeltilmesi istenebilir. Ancak bu dava bir soybağının reddi değil, kişisel durum sicilinin düzeltilmesine (TMK. m.39) ilişkin bir davadır.
Somut olayda davacı, murisi … üzerine kayıtlı olan …’in, gerçekte …’ın kocası …’in ilk eşi …’ten doğduğunu, Ümmügülsüm’ün …’dan doğmuş gibi nüfusa yazdırıIdığını ileri sürdüğüne ve nüfus kayıtlarının düzeltilmesini istediğine göre dava, Türk Medeni Kanunu’nun 286’ncı maddesinde düzenlenen soybağının reddi değil, kişisel durum sicilinin düzeltilmesi niteliğindedir. Kişisel durum, bu amaçla tutulan resmi sicille belirlenir. (TMK.m.36/1) Resmi sicilde yapılan bir yanlışlık da, sicilin düzeltilmesi davasıyla giderilebilir. O halde, dava, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun aile hukukundan doğan bir dava değil, 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu’nun 36’ncı maddesine dayalı nüfus kaydının düzeltilmesi niteliğinde olup, aile mahkemelerinin görevine girmez
Öyleyse, Asliye Hukuk Mahkemesi olarak yargılama yapılıp, işin esasının incelenip iddia ile ilgili taraf delillerinin toplanması, DNA incelemesinin yapılması, bütün delillerin birlikte değerlendirilmesi ve oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, aile mahkemesi sıfatıyla yargılama yapılarak davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK’un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 18.02.2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.