YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/9920
KARAR NO : 2011/19012
KARAR TARİHİ : 29.11.2011
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK (AİLE) MAHKEMESİ
Dava dilekçesinde nişanın haksız bozulması nedeniyle 50.000 TL manevi tazminatın faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın reddine dair verilen hükmün temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması davacı vekili tarafından istenilmekle; taraflara yapılan tebligat üzerine duruşma için tayin olunan günde taraflar ve vekilleri gelmediler. Evrak üzerinde inceleme yapılarak karara bağlanması için saat 14.00’e bırakılması uygun görüldüğünden, belli saatte dosyadaki bütün kağıtlar okunarak, tetkik hakiminin açıklamaları dinlenip, gereği düşünüldü.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili dilkeçesi ile; müvekkili ile davalının 11.11.2008 tarihinde nişanlandıklarını, 18 …… 2009 tarihindeki düğün töreni için salon kiralandığını; düğün salonu kiralandıktan sonra, davalının; davacı ile birlikte olmak için talepte bulunduğunu, davacının önce talebini reddettiğini; ancak, davalının ısrarcı olması üzerine nişanlısını kaybetme korkusuyla birlikte olduğunu, kızlığını kaybettiğini; davalının, bu olaydan sonra değiştiğini, olayı annesine de anlattığını ve davacıyı küçük düşürücü davranışlara girdiğini, şiddete başvurduğunu; bu nedenle, davacının psikolojisinin bozulduğunu, psikiyatrise gitmek zorunda kaldığını; davalının evlenmek istemediğini beyan etmesi üzerine çalıştığı bankaya bu hususta konuşmak üzere gittiğinde de davacının, davalı tarafından darp edilerek banka dışına çıkartıldığını ve bu nedenle Sulh Ceza Mahkemesinde dava açıldığını; bu olaylar nedeniyle nişanın bozulduğunu, nişanın bozulmasında davalının tam kusurlu olduğunu iddia ederek; davacının uğradığı manevi zarar karşılığı 50.000 TL’nin faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, davacının kıskanç olduğunu, kendi tutum ve davranışlarıyla nişanın bozulduğunu savunarak; davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; “toplanan delillerle, nişanın bozulması yüzünden davacının kişilik haklarının; davalının kusurlu hareketleri sonucu saldırıya uğradığı hususunun sabit olmadığı kanaatine varıldığından; davanın reddine karar verilmek gerekmiştir.” gerekçesiyle davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
TMK.nun 121.maddesine göre “Nişanın bozulması yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan diğer taraftan manevi, tazminat olarak uygun miktarda bir para ödenmesini isteyebilir.”
Bir nişanın bozulmasının, taraflarda değişik şiddet ve ölçülerde de olsa üzüntü yaratması ve menfaatleri haleldar etmesi doğaldır. Doğal olan bu üzüntü ve menfaat ihlali, manevi tazminata esas alınamaz. Ne var ki, davacı; nişanın bozulması nedeniyle, fahiş bir zarara uğramış ve bu nedenle kişilik hakları da saldırıya uğramış ise, bu durumun ispatı halinde manevi tazminata hükmedilebilir. Yargıtay uygulamasında,……ın iğfal edilmesinden ya da taraflardan birinin diğeri hakkında iffet, namus veya sağlık bakımından yakışık almayan dedikodular çıkarması sebebiyle nişanın bozulması durumlarında; nişan lıların evlenme şartını azaltacağı için bu durum fahiş zarar sayılmıştır. Aynı zamanda kişilik haklarına da bir saldırı kabul edilmiştir. Davalı nişanlının, davacının bikrini izale ettikten sonra, davacıya karşı tutum ve davranışlarını değiştirdiği, ona şiddet uyguladığı ve darp ettiği; bu nedenle nişanın bozulmasında kusurlu olduğu da dosyadaki toplanan delillerden ve tanık anlatımlarından anlaşılmaktadır.
Ayrıca, BK.nun 53.maddesi gereğince, hakim; kusurlu olup olmadığına karar vermek için ceza hukukunun sorumluluğa ilişkin hükümleri ile bağlı olmadığı gibi, ceza mahkemesince verilen beraat kararı ile mukayyet değildir. Bundan başka ceza mahkemesinin kararı kusurun takdiri yönünden de hukuk hakimini bağlamaz. Olayda, ceza mahkemesinde açılan dava sonunda; davalının yaralama kastıyla hareket etmediği anlaşıldığından müsnet suçtan davalının beraatine karar verilmiş ise de; bu karar az önce değinildiği gibi hukuk hakimini bağlamaz.
O halde, mahkemece; bankada memur olarak çalışan davalının, nişanlısı davacının kızlığını rızası ile de olsa iğfal ettikten sonra olayı annesine anlatıp dedikodulara sebebiyet verdiği; bu olaydan sonra, tavır ve davranışını değiştirerek nişanlısına şiddet ve darp uyguladığı; böylece davacının kişilik haklarına saldırıda bulunduğu kabul edilerek; tarafların sosyal ve ekonomik durumları da nazara alınarak, hakkaniyete uygun bir miktarda manevi tazminata hükmedilmesi gerekmektedir. Yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde, davanın reddine ilişkin hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 29.11.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.