YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/719
KARAR NO : 2019/2471
KARAR TARİHİ : 01.04.2019
MAHKEMESİ : … BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada … 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 19/04/2017 tarih ve 2016/231 E. – 2017/154 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair … Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi’nce verilen 07/12/2017 tarih ve 2017/1094-2017/1116 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi… tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili asıl ve birleşen davalarda, müvekkilinin “…” esas unsurlu tanınmış markaların sahibi olduğunu, davalının müvekkilinin iş ürünleriyle karıştırmaya yol açacak nitelikte ve benzer ürünleri piyasaya sunduğu için hakkında … 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nin 2014/262 E. sayılı dosyasında dava açtıklarını, kötü niyetli davalının sırasıyla 26.09.2014 ve 16.09.2014 tarihlerinde “DENİZ CAM” ve “SF DENİZ CAM” ibareli, 21. Sınıf ürünleri içeren marka tescil başvurularında bulunduğunu, 2014/79482 ve 2014/75415 kod numaraları verilen başvurulara, müvekkilinin tanınmışlık, iltibas ve kötüniyet vakıalarına dayanarak yaptığı itirazlarının, nihai olarak davalı TPMK … tarafından 2016/M-3445 ve 2016/M-4124 sayılı kararlarla reddedildiğini, kararların haksız ve hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek, asıl ve birleşen davalar bakımından anılan … kararlarının iptaline ve tescil edilmiş olması halinde diğer davalı markalarının hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı kurum vekili, kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı Şirket vekili, taraf markalarının karıştırmasının mümkün olmadığını, anlamsal farklılığın ilk bakışta göze çarptığını, davacı markalarının tanınmış olmasının da sonuca etkisinin bulunmadığını savunmuştur.
İlk derece mahkemesince iddia, savunma ve bilirkişi raporu doğrultusunda, davacının markalarının asıl ve ayırt edici unsurunun “…” ibaresi olduğunu, özel yazım biçiminin de işarete ayırt edicilik kattığı, esasen yerleşik yargı içtihatları uyarınca herkesin bildiği yerleşim yeri isimlerinin ancak ayırıcılığı tesis eden başka bir kısım ekler ve yazım biçimleri sayesinde tescil edilebildiği, davalının başvurularının ise “DENİZ CAM” ve “SF DENİZ CAM” ibareli olduğu, “cam” ibaresinin başvuru kapsamında bulunan ürünlere göre tanımlayıcı bulunduğu, bu sebeple asıl ve ayırt edici unsurun “DENİZ” ibaresi tarafından temsil olunduğu, başvurular kapsamındaki 21. sınıf ürünlerin davacının markalarında yer aldığı, ancak başvuru konusu işaretlerin, görsel, sescil ve anlamsal olarak bıraktıkları umumi intiba olarak davacı markalarından farklı olduğu, başvuru konusu işaretlerin asıl ve ayırt edici unsurunun “…” değil, “DENİZ” ibaresinden oluştuğu gerekçesiyle asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İstinaf mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 57,40 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 01/04/2019 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.