Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2010/1136 E. 2010/3209 K. 08.04.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/1136
KARAR NO : 2010/3209
KARAR TARİHİ : 08.04.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı vekili davalılardan …’nin müvekkiline olan vergi borcu nedeniyle hakkında yaptıkları icra takibi sırasında kendisine ait taşınmazları amme alacağının tahsilini engellemek amacı diğer davalılara sattığını öne sürerek yapılan tasarrufların iptalini talep etmiştir.
Davalılardan …, … ve Sevgili İnşaat San. Tic. Ltd. Şti. vekili davanın reddini savunmuşlar, diğer davalılar cevap vermemiştir.
Mahkemece koşulları oluşmayan davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava 6183 sayılı yasanın 24 ve devamı maddeleri uyarınca açılan tasarrufun iptali isteğine ilişkindir. Mahkemece davalılardan … tarafından borcun kesinleşmesinden sonra yapılan bir tasarruf işleminin bulunmadığı ve adı geçen davalıya usulüne uygun biçimde ödeme emri tebliğ edilmemesi nedeniyle koşulları oluşmayan davanın reddine karar verilmiş ise de verilen karar toplanan delillere ve dosya içeriğine uygun düşmemektedir. 6183 sayılı yasanın 35. maddesinde limited şirket ortaklarının şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olacakları, aynı yasanın mükerrer 35. maddesinde ise tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin mal varlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacakları, kanuni temsilcilerin ve tüzel kişiliği olmayan teşekkülü idare edenlerin şahsi mal varlıklarından bu Kanun hükümlerine göre tahsil edileceği öngörülmüştür. 213 sayılı vergi usul yasasının 10.maddesinde ise tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, Vakıflar ve
cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin mükellef veya vergi sorumlusu olmaları halinde bunlara düşen ödevler kanuni temsilcileri, tüzel kişiliği olmayan teşekkülleri idare edenler ve varsa bunların temsilcileri tarafından yerine getirileceği, yukarıda yazılı olanların bu ödevleri yerine getirmemeleri yüzünden mükelleflerin veya vergi sorumlularının varlığından tamamen veya kısmen alınmayan vergi ve buna bağlı alacaklar, kanuni ödevleri yerine getirmeyenlerin varlıklarından alınacağı öngörülmüştür. Somut olayda davalılardan …’nin More and More Prodüksiyon ve Tanıtım Ltd. Şti.nin müdürü olarak görev yaptığı, adı geçen şirketin 1998 yılı vergilendirme dönemine kadar giden vergi borçlarının bulunduğu, bu borçların adı geçen şirketten tahsil edilememesi nedeniyle 17.08.2006 tarihinde davalı …’ye ödeme emri tebliğ edildiği, …’nin yaptığı tasarrufların ise vergi borcunun doğduğu 1998 yılından sonra 2004 ve 2005 yıllarında yapıldığı anlaşılmaktadır. Bu durumda alacaklı idarenin vergi borcunun tasarruf tarihinden önce olması ve davalı …’ye usulüne uygun biçimde ödeme emrinin tebliğ edilmesi nedeniyle mahkemece işin esasına girilmek suretiyle tarafların delillerinin toplanması ondan sonra hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yanlış değerlendirme ile yazılı olduğu üzere davanın reddine karar verilmiş olması doğru bulunmamıştır.
SONUÇ : Davacı vekilinin temyiz itirazları yerindedir, kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 8.4.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.