Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2019/2163 E. 2019/4230 K. 17.04.2019 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/2163
KARAR NO : 2019/4230
KARAR TARİHİ : 17.04.2019

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
KISITLI ADAYI : …
VASİ ADAYI : …
DAVA TÜRÜ : Vesayet

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, yetkisizlik kararı verilmiş olup hükmün davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

KARAR

Davacılar …, …, … ve vekili, vekil edenlerinin kayınvalidesi ve babaannesi olan …’nun 1924 doğumlu ve 92 yaşında olduğunu, demans, unutkanlık ve birçok hastalıkla mücadele ettiğini, ayrıca adına kayıtlı çok sayıda ve değerli gayrimenkulleri bulunduğunu, kısıtlı adayının diğer oğlunun anılan gayrimenkullerin büyük bir kısmını satılığa çıkarttığını, kısıtlı adayının malvarlığını elinden almaya çalıştığını, kira gelirlerini dahi elinden aldığını açıklayarak …’nun kısıtlanmasına ve kendisine vasi atanmasına karar verilmesini istemiştir.
Bafra Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 19.10.2015 tarihinde kesinleşen yetkisizlik kararı üzerine Yalova Sulh Hukuk Mahmekesi’nce yapılan yargılama sonucu verilen davanın reddine dair ilk kararı, davacılar vekilinin temyizi üzerine Daire’nin 17.01.2018 tarihli ve 2017/7954 Esas-2018/631 Karar sayılı kararı ile bozulmuştur. Mahkemece bozma ilamından sonra yapılan yargılama sonucu mahkemenin yetkisizliğine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Türk Medeni Kanunu’nun 411. maddesi gereğince vesayet işlerinde yetki, küçüğün veya kısıtlının yerleşim yerindeki vesayet dairelerine aittir. Bu yetki kesindir ve mahkemece doğrudan gözetilir. Aynı Yasa’nın 412. maddesi uyarınca ise; vesayet makamının izni olmadıkça vesayet altındaki kişi, yerleşim yerini değiştiremez. 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu’nun 7/g maddesine göre; kişilerin yerleşim yeri adreslerinin nüfus aile kütüklerinde bulunması zorunludur. Bu kanuna dayanılarak çıkartılan Adres Kayıt Sistemi Yönetmeliğinin 13\1.maddesine göre, yerleşim yeri adreslerinin tutulmasında kişinin yazılı beyanı esas alınır. Adres beyan formundaki bildirimler aksi sabit oluncaya kadar geçerlidir.

Dosyadaki bilgi ve belgelerden; davacılar vekili tarafından …’nun kısıtlanması istemiyle 22.10.2015 tarihinde Bafra Sulh Hukuk Mahkemesi’ne dava açıldığı, bu mahkemece kısıtlanması istenilen kişinin dava tarihindeki yerleşim yerinin Yalova Sulh Hukuk Mahkemesi’nin yargı alanında kaldığı gerekçesiyle yetkisizlik kararı verilerek dosyanın Yalova Nöbetçi Sulh Hukuk Mahkemesine gönderildiği, Yalova Sulh Hukuk Mahkemesi tarafından 26.05.2016 tarihinde işin esası hakkında karar verildiği, temyiz üzerine Daire’nin 17.01.2018 tarihli ilamı ile mahkemece resmi sağlık kurulundan alınan rapora göre kısıtlı adayına yasal danışman atanmasına karar verilmesi gerektiğinden bahisle kararın bozulduğu, bozma ilamı sonrası kısıtlanması istenilen kişinin yeniden nüfus kaydı alındığı, yeni kayıtta ilgilinin mernis adresinin Samsun olarak yer aldığı, buna dayanarak mahkemece yetkisizlik kararı verildiği anlaşılmaktadır. Her dava açıldığı tarihteki şartlara göre değerlendirilir. Dava tarihinden sonra yargılama sırasında kısıtlanması istenilen kişinin yerleşim yerinin değişmesi halinde mahkemece yetkisizlik kararı verilemez. Somut olayda davanın açıldığı tarihte kısıtlanması istenilen …’nun yerleşim yeri adresinin Yalova olduğu sabittir. O halde yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler karşısında; mahkemece davaya devamla işin esası hakkında karar verilmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçe ile yetkisizlik kararı verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Davacılar vekilinin temyiz itirazlarının yukarıda yazılı nedenlerle kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK’un 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, 17.04.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.