YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/987
KARAR NO : 2013/11230
KARAR TARİHİ : 17.06.2013
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davalı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacılar vek. Av. … geldi, diğer taraftan kimse gelmediğinden onun yokluğunda duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-KARAR-
Davacılar vekili, Ankara 30. İcra Müdürlüğü’nün 2004/10688 sayılı takip dosyası ile müvekkilleri aleyhine davalının bonoya dayalı icra takibine giriştiğini, takibe konu bonodaki keşideci imzasının müvekkillerinden …’a ait olmadığını, diğer müvekkilinin sıfatının senede aval veren olduğunu, şekil eksikliği sebebiyle avalin de hüküm ifade etmeyeceğini belirterek müvekkillerinin borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Yargılama sırasında 14.03.2005 tarihli ıslah dilekçesi ile senedin iptaline ve senet bedelinin %40’ından aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, senedin müvekkiline tek imzalı olarak geldiğini, davacı …’un müvekkilinin huzurunda imza attığını, ancak ilk imzanın Fahri tarafından atılıp atılmadığını bilemediklerini bildirerek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, takip dayanağı senette keşideci olarak adı yazılı bulunan davacı …’un isminin yanındaki keşideci imzasının anılan kişiye ait olmadığı, bu sebeple TTK 689/1 maddesine göre evrakın bono niteliği taşımadığı, davacı … yönünden ise, senette avalist sıfatıyla yer aldığı, şekil açısından geçersiz senede verilen avalinde geçerli olmayacağı, gerekçesiyle davacıların borçlu olmadığının tespitine, senedin iptali yönündeki istemin ise asıl davada istenilmeyen hususların ıslahla istenemeyeceği nedeniyle reddine karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava konusu senedin, bir bononun şekil şartlarını tümü ile taşıdığı, borçlu imzasının davalı keşidecinin eli ürünü olmadığı, ancak senedin önyüzündeki keşideci imzası dışındaki imzanın diğer davacıya …’a (avalist) ait olduğu anlaşılmıştır.
Muhatap veya keşidecinin imzaları müstesna olmak üzere kambiyo senedinin önyüzüne konan her imza TTK m. 690/3. yollaması ile TTK. m. 613/3 hükmünce bonolarda da aval şerhi sayılacağından, dava konusu bononun önyüzündeki borçlu imzası dışındaki diğer davalıya ait imza TTK m.613/son hükmünce keşideci için verilmiş ve şekil bakımından asıl borca bağlı olmakla birlikte TTK m. 689 anlamında tamamen müstakil bir kambiyo taahhüdü olan aval niteliğindedir. Aval veren kimsenin temin ettiği borç, kambiyo senedi ile borçlanma ehliyeti bulunmayan bir kimse lehine veya uydurma bir kimse lehine ya da imzası tahrif edilmiş veya imzasını kendisini ilzam etmeyen bir kimse lehine verilmiş avallerde olduğu gibi şekle ait noksandan başka bir sebepten dolayı batıl olsa dahi, aval verenin taahhüdü, kambiyo taahhütlerindeki imzaların istiklali prensibine ilişkin TTK. m. 589 hükmünün tekrarı niteliğindeki TTK m. 614/2 hükmünce muteberdir. (Bkz. Prf Dr. N. Kınacıoğlu, Kıymetli Evrak Hukuku 1987 baskı Sh. 245 vd., Prf Dr F. Özlan Kıymetli Evrak Hukuku 2. baskı sh. 394,414,465,811,812,834, Prf Dr Hayri Domaniç Kıymetli Evrak Hukuku ve Uygulaması TTK. Şerhi Sh. 225,226) Bu durumda mahkemece dava konusu bono üzerindeki keşideci imzasının borçluya ait olmamasının davacı avalistin sorumluluğuna etkili bulunmayacağı gözetilerek davanın davacı … (avalist) yönünden reddi gerekirken aksine düşüncelerle kabulünde isabet görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 17.06.2013 günüde oybirliğiyle karar verildi.