YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/22805
KARAR NO : 2013/24407
KARAR TARİHİ : 19.12.2013
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, 28/02/2006-04/04/2007 tarihleri arasında Bağ-Kur sigortalısı olduğunun ve prim borçlarının 6111 sayılı Yasaya göre yeniden yapılandırılarak borç miktarının tespitine ve emekli aylığı almaya hak kazandığına karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava, davacının vergi kaydının bulunduğu 18/05/1981-29/04/1991 ve 20/10/1999- 28/02/2006 ve 28.2.2006 ile 4.4.2007 tarihleri arasında Esnaf Bağ-Kur sigortalılık hizmetlerinin tespiti, 6111 sayılı Yasadan yararlandırılmasının tespiti ve yaşlılık aylığı bağlanmasının istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın kabulü ile davacının 5539 gün Esnaf Bağ Kur sigortalı olduğuna, 6111 sayılı Yasa kapsamında ödemesi gereken prim borcunun 17.633,81 TL olduğuna ve yaşlılık aylığı bağlanmasının tespitine karar verilmişse de varılan sonuç doğru olmamıştır.
01.04.1972 tarihinde yürürlüğe giren 1479 sayılı Yasanın 24. maddesinde zorunlu Bağ-Kur sigortalılığı için esnaf sicili veya kanunla kurulu meslek kuruluşu kaydı aranırken 20.4.1982 tarihinde yürürlüğe giren 2654 sayılı Yasa ile 1479 sayılı Yasanın 24. maddesi değiştirilecek zorunlu Bağ-Kur sigortalılığı için gelir vergisi mükellefi olması şartı getirilmiş ancak gelir vergisinden muaf olanlar için meslek kuruluşuna kayıtlı olma yeterli görülmüş, 22.3.1985 tarihinde yürürlüğe giren 3165 sayılı Yasa ile 24. madde değiştirilerek zorunlu Bağ-Kur sigortalılığı için vergi kaydı veya esnaf sicil kaydı veya oda kaydının bulunması yeterli görülmüş, 2.8.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4956 sayılı Yasa ile 24. madde değiştirilerek zorunlu Bağ-Kur sigortalılığı için gelir vergisi mükellefi olma şartı getirilmiş ancak gelir vergisinden muaf olanlar için esnaf sicil kaydı ve oda kaydının bir arada bulunması yeterli görülmüştür.
1479 sayılı Bağ-Kur Kanununda 506 sayılı Yasanın 79/10.maddesine benzer şekilde geçmiş günlerin tespitine yönelik yasal düzenleme mevcut değildir. Başka bir anlatımla Bağ-Kur Kanununda açık bir hüküm olmadığından geçmiş hizmetlerin tespitine olanak yoktur. Öte yandan, 5510 sayılı Yasanın geçici 8.maddesinde, bu Kanunun 4. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (4) numaralı alt bendi hariç diğer alt bentlerine göre sigortalılık
niteliği taşıdıkları halde bu Kanunun yürürlük tarihine kadar kayıt ve tescillerini yaptırmayanların sigortalılık hak ve yükümlülüğünün bu Kanunun yürürlük tarihinden itibaren başlayacağı, Kanunun 4. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (4) numaralı alt bendine göre sigortalı sayılanların hak ve yükümlülüğünün ise 7 nci maddenin birinci fıkrasının (b) bendine göre başlayacağı, ancak, bu Kanunun 4. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) ve (3) numaralı alt bentlerine göre sigortalı sayılanlardan bu Kanunun yürürlük tarihinden itibaren sigortalılıkları başlatılanların, bu Kanunun yürürlük tarihi ile 4/10/2000 tarihi arasında geçen vergi mükellefiyet süreleri bulunmak kaydıyla, sigortalının bu Kanunun yürürlük tarihinden itibaren 6 ay içinde talepte bulunması halinde, vergi mükellefiyet sürelerinin tamamı için 80. maddenin ikinci fıkrasının (a) bendine göre talep tarihindeki prime esas kazancının % 32’si üzerinden borçlanma tutarının hesaplanacağı ve sigortalıya tebliğ edileceği, sigortalının kendisine tebliğ edilen borçlanma tutarının tamamını tebliğ tarihinden itibaren 6 ay içinde ödemesi halinde, bu sürelerin sigortalılık süresi olarak değerlendirileceği, sigortalıya tebliğ edilen borç tutarının bu süre içerisinde tam olarak ödenmemesi halinde bu sürelerin sigortalılık süresi olarak değerlendirilmeyeceği ve ödenen tutarın bu Kanunun 89 uncu maddesine göre iade edileceği bildirilmiştir.
Somut olayda davacının 8.12.2006 tarihli giriş bildirgesine istinaden 4.10.200 tarihinden itibaren tescilinin yapıldığı ve vergi kaydının son bulduğu 28.2.2006 tarihinde terkinin verildiği anlaşılmaktadır. Davacının uyuşmazlık konusu 18.5.1981-29.4.1991 ve 20.10.1999-28.02.2006 tarihleri arasında vergi kaydı bulunduğu, 19.10.1999 ile 4.4.2007 tarihleri arasında oda kaydının bulunduğu ve 25.12.1984 ile 2.4.2007 tarihleri arasında sicil kaydının bulunduğu anlaşılmakta ise de 5510 sayılı Yasanın geçici 8. maddesindeki koşullar gerçekleşmediği gibi davacı 1479 sayılı Yasanın geçici 18. maddesinden de yararlanmamıştır. Davacının 4.10.2000 tarihinden önce sigortalı olarak kabul edilmesi mümkün değildir. HGK’nun 03.11.2004 tarihli 2004/10-524 Esas, 2004/581 Karar nolu kararı da bu yöndedir.
Mahkemece davacının davalı Kurum’a 2.8.2003 tarihinden önce başvurusunun bulunmaması nedeniyle, sigorta başlangıç tarihinin 4.10.2000 olduğu, bu husus doğrultusunda 6111 sayılı yasadan faydalandırılması ve yaşlılık aylığının değerlendirilmesi gerekirken bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 19/12/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.