YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/14392
KARAR NO : 2013/17967
KARAR TARİHİ : 01.10.2013
Mahkemesi :Asliye Hukuk(İş) Mahkemesi
Davacı Kurum, iş bu davada, iş kazası sonucu sürekli iş görmezlik durumuna düşen sigortalıya bağlanan gelir ve yapılan masraflar ile aynı kazada ölen başka bir sigortalının hak sahiplerine bağlanan gelirlerin 506 sayılı Yasanın 26. maddesi uyarınca tahsil istemiş, birleşen esasta ise hak sahiplerine bağlanan gelirlerde meydana gelen artışların tahsilini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece, asıl davanın yazılı biçimde kısmen kabulüne, birleşen esasta ise artışlara yönelik davanın reddine hükmedilmiştir.
Hükmün, davacı Kurum avukatı ile davalı işveren İl Özel İdare Müdürlüğü avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Somut olayda, davalı işverene ait ve sigortalısı…….. idaresindeki tır, arıza nedeniyle taşıt yolunun sağ şeridi üzerine ve yola taşmış durumda park edilmiş, arkadan gelen ve aynı işverene ait olup sürücüsü malul sigortalı … olan ve …’ın da refakatçi personel olarak içinde bulunduğu tır, yardım etmek üzere park halindeki tırın önüne geçip durmuş, … arızalı araca gaz vererek, .. ve arızalı aracın sürücüsü …. ise taşıt yolunda motorun havasını almaya çalışırken, davalı üçüncü kişi Hacı idaresindeki tır, önce park halindeki arızalı tıra yandan çarpmış, sonra …. ve …’ye daha sonrada yardım için duran bir öndeki tıra çarpmış, 16.01.2000 tarihinde meydana gelen anılan trafik iş kazası sonucu, sigortalı sürücü … ile sigortalı personel …. vefat etmiş, diğer sigortalı sürücü …. de sürekli iş göremezlik durumuna girmiştir. Ceza davası, davalı sürücü …. ile dava dışı malul sürücü …. aleyhine açılmış, birbirini teyit eden …..raporlarında, davalı sürücü ….’ya 2/8, ölü sürücü …..’e 5/8, ölü personel ….’a 1/8 oranında kusur izafe edilmiş, …’in kusurunun bulunmadığı belirtilmiş, …’nın mahkûmiyetine, …’in beraatine dair karar Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleşmiştir. Mahkemece alınan 19.02.2010 tarihli heyet raporunda ise; davalı işverene %20, davalı sürücüye %25, ölü sürücü …’ye %40, malul sürücü ….’e %15 oranında kusur verilmiştir.
506 sayılı yasanın 26/1. maddesine göre işverenin rücu alacağından sorumluluğu ancak maddede öngörülen koşulların gerçekleşmesine bağlıdır. Anılan maddede işverenin sorumluluğunu gerektiren eylem ve davranışlar ise “İşverenin kastı”, “İşverenin işçilerin sağlığını koruma ve iş güvenliğiyle ilgili mevzuat hükümlerine aykırı hareketi” ve “İşverenin suç sayılır eylemi” olarak belirtilmiştir. Anılan maddenin ikinci fıkrası ise; iş kazasının üçüncü bir kişinin kasıt veya kusurundan kaynaklanması halinde kurumca yapılan sigorta yardımlarının zarara sebep olan üçüncü kişilere ve şayet kusuru varsa bunları çalıştıranlara Borçlar Kanunu hükümlerine göre rücu edileceğini düzenlemiştir. Borçlar Kanunu’nun 53. maddesi hükmüne göre de; hukuk hâkimi kusur olup olmadığına karar vermek için ceza hukukunun mesuliyete dair hükümleri ile bağlı olmadığı gibi kusurun takdiri ve zararının miktarını tayin hususunda da ceza mahkemesi kararı ile bağlı değildir. Kuşkusuz, ceza ilamının maddi olguların tespitine ilişkin kısmı hukuk hâkimini bağlar. Temyize konu davaya dayanak teşkil eden kusur raporu, 506 sayılı Yasanın 26. maddesine uygun olarak düzenlenmiş bir rapor niteliğini taşımamaktadır.
Mahkemece, yukarıda açıklanan ilke ve esaslara göre gerek davalı işverenin gerekse diğer davalının, ölümle ve maluliyetle sonuçlanan kazalar yönünden 506 sayılı Yasanın 26. maddesi kapsamında kusur durumlarının irdelenip oran ve aidiyetinin belirlenmesi yönünde uzman bilirkişi kurulundan kusur raporu alınması, bu belirleme yapılırken iş kazasının meydana gelmesinde kastı veya kusuru bulunup da aynı iş kazası sonucu ölen sigortalının hak sahiplerine kurumca rücu edilemeyeceğine ilişkin 506 sayılı Yasanın 26. maddesinin son bendi hükmünün de gözden uzak tutulmaması gerekir. Diğer yandan, ilk peşin değerli gelirlerin miktar ve onay tarihleri gereği gibi araştırılıp açıklığa kavuşturulmaksızın hükmü temyiz eden taraflar aleyhine olacak şekilde miktar ve onay tarihleri esas alınarak yazılı biçimde karar tesis edilmesi yerinde görülmemiştir. Kuşkusuz hükmü temyiz etmeyen davalı sürücü yönünden davacı kurum lehine oluşan usulü kazanılmış hak durumu göz önünde bulundurulmalıdır.
O hâlde, davacı Kurum avukatı ile davalı işveren İl Özel İdare Müdürlüğü avukatının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istem halinde davalı işveren … iadesine, 01.10.2013 gününde oy birliğiyle karar verildi.