Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2010/6967 E. 2010/13568 K. 12.10.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/6967
KARAR NO : 2010/13568
KARAR TARİHİ : 12.10.2010

Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava, 21.06.2002 tarihli yaşlılık aylığı talebinin kabulüyle, 01.02.2002-01.02.2008 tarihleri arasında yaşlılık aylığına hak kazanıldığının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davacının 21.06.2002 tarihli yaşlılık aylığı istemi üzerine …… İl Müdürlüğü’ne yazılan 02.08.2002 tarih, 131751 sayılı yazıda, “Son defa Kurumumuza tabi olarak çalışmakta iken 20.06.2002 tarihinde görevinden ayrılarak 2829 -1214 sayılı Kanuna göre 21.06.2002 tarihinde tahsis talebinde bulunan 11497252 sigorta ….. …… numaralı … anılan Kanuna göre nazara alınacak Kurumunuza tabi hizmetmeri varsa başlangıç bitiş tarihlerinin ve aylık prime esas gelirinin basamağı belirtilmek suretiyle hizmetlerinin yıl-ay-gün olarak” bildirilmesi istenmiş; limited şirket ortaklığı nedeniyle 18.05.1993-30.04.2003 tarihleri arasındaki 9 yıl, 11ay, 12 günlük 1479 sayılı Yasaya tabi zorunlu sigortalılık süresinden kaynaklanan prim borcu ödenmediği için, hizmet süresinin gönderilemiyeceği 13.08.2003 tarihli yazıyla Sosyal Sigortalar Kurumu İl Müdürlüğü’ne bildirilmiştir.
1479 sayılı Yasa kapsamındaki sigortalılık süresinin tümüyle çakışan 506 sayılı Yasa kapsamında zorunlu sigortalılığı bulunan davacı tarafından ….. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesinde 01.11.1993-30.04.2003 tarihleri arasında ….. sigortalısı olmadığının tespiti istemiyle açılan davada, “davacı …’nun Limited Şirket ortağı olması nedeniyle, 18.5.1993-30.4.2003 tarihleri arasında zorunlu ….. sigortalısı olduğu, Limited Şirket ortakları az sayıda olmaları nedeniyle kendi işini kendi yapan konumunda oldukları için ….. sigortalısı sayılamayacağı, ortağı olduğu Limited Şirketteki çalışmanın hizmet akdine göre değerlendirilemeyeceği” gerekçesiyle istemin reddine yönelik olarak verilen 2004/29-288 sayılı karar, Yargıtay 21. Hukuk Dairesi’nin 2004/10068 E., 2005/1648 K. sayılı ilamıyla onanmıştır.
Davacının daha sonra 1479 sayılı Yasanın Ek 19. maddesinden yararlanarak kaydının silinmesi konulu 03.04.2006 tarihli başvurusu üzerine, 1479 sayılı Yasa kapsamındaki sigortalılığı iptal edilmiş, 2006 yılında 213 gün, 2007 yılında 331 gün ve 2008 yılında 30 gün 506 sayılı Yasa kapsamında zorunlu sigortalılığı bulunan davacıya, 29.01.2008 tarihli başvurusu üzerine, 01.02.2008 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanmıştır.
Mahkemece, davacının hizmet birleştirmesi yapma zorunluluğu bulunmadığı gerekçesine dayanılmış ise de, 21.06.2002 tarihli başvuru sırasında davacının 1993-2002 yıllarını kapsayan 1479 sayılı Yasa ile 506 sayılı Yasa kapsamında aynı dönemi kapsayan çakışan sigortalılığı mevcut olup, yukarıda belirtilen mahkeme kararıyla, 1479 sayılı Yasa kapsamındaki sigortalılığa üstünlük tanımıştır. Davacının 1479 sayılı Yasanın Ek 19. maddesinin getirdiği olanaktan yararlanması üzerine, çakışan sigortalılık durumu ortadan kalkmış ve 2006 – Ocak 2008 döneminde 506 sayılı Yasa kapsamında sigortalılığını sürdüren davacının işten ayrılarak yaptığı başvuru üzerine ise yasal yönteme uygun olarak yaşlılık aylığı bağlanmıştır.
Sıralanan maddi ve hukuki olgular ışığında, 21.06.2002 tarihi itibariyle davacıya, 506 sayılı Yasa kapsamındaki çekişmesiz sigortalılık süresi üzerinden anılan tarih itibariyle yaşlılık aylığı bağlanması olanağı bulunmadığının kesinleşmiş mahkeme hükmüyle belirlenmiş olduğu; 1479 sayılı Yasa kapsamındaki sigortalılık süresinin sonradan çıkan Yasayla prim borcun ödenmemesine ve başvuruya dayalı olarak durdurulması, geçmişe dönük talep hakkı vermeyeceği yönleri gözetilmeksizin, davanın reddi yerine yazılı gerekçelerli kabul kararı verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 12.10.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.