YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/4570
KARAR NO : 2019/5144
KARAR TARİHİ : 16.09.2019
MAHKEMESİ : …Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : …İş Mahkemesi
TÜRK MİLLETİ ADINA
K A R A R
A)Davacı istemi;
Davacı, … Halıcılık A.Ş’ye ait işyerinde 01.12.1989 ile 31.10.1991 tarihleri arasında hizmet akdine dayalı olarak çalıştığının ve sigorta başlangıç tarihinin 01.12.1989 olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
B) Davalıların Cevabı;
Davalı …Ş ve feri müdahil Kurum vekili davanın reddini istemiştir.
C)İlk Derece Mahkemesi Kararı :
İlk derece mahkemesince , 506 sayılı Yasa’nın 3.maddesine 20.06.1987 tarih 3395 sayılı kanunun 1. maddesi ile eklenen hüküm gereği davacının çalışmalarının uzun vadeli sigorta kolları kapsamında değerlendirilemeyeceği, yasa koyucu tarafından herhangi bir istisna getirilmemesi nedeniyle iş işverene ait iş yerinde yapılsa dahi bu kapsamda sayılamayacağı,”D” bendini kaldıran 29/7/2003 tarih 4958 sayılı yasanın 57.maddesinde ve sonrasında yürürlüğe giren 5510 sayılı kanunda kanunların geriye yürüyeceğine ilişkin bir düzenleme bulunmaması nedeniyle yasal sorumluluğunu dönemindeki mevzuata göre yerine getiren işverene yeni sorumluluklar yüklenemeyeceği gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
D)Bölge Adliye Mahkemesi Kararı;
Bölge Adliye Mahkemesince , davacının davalı şirkete ait halı dokuma atölyesinde işverene bağımlı olarak ve hizmet akdi ile çalıştığı, davacıya halı dokumak üzere evinde tezgah tahsis olunmadığı, işin işverenin denetim ve gözetiminde hizmet akdi ilişkisi oluşturacak şekilde gerçekleştiği gerekçesiyle,davacı vekilinin istinaf isteminin kabulüne, mahkemenin kararının kaldırılmasına,davanın kabulüne,davacının … isimli iş yerinde 01.12.1989 – 31.10.1991 tarihleri arasında kesintisiz bir şekilde uzun vadeli sigorta kollarına tabi olarak çalıştığının tespitine karar verilmiştir.
E) Temyiz;
Davalı … AŞ,dava konusu dönemde el halıcılığı dokuma işlerinde çalışanların uzun vadeli sigorta kolları kapsamında olmadığını, kanunun TBMM tarafından görüşülmesi sırasında madde gerekçesinde,hiç bir istisna olmaksızın bir hizmet akdine bağlı olarak çalışılsa dahi uzun vadeli sigorta kollarına tabi olmadığının belirtildiğini,imzalı ücret bordrolarına aykırı olarak ayda 30 gün üzerinden kesintisiz çalıştığının tespit edilmesinin de hatalı olduğunu belirterek temyiz etmiştir.
Sosyal Güvenlik Kurumu, resmi belge niteliğindeki kurum kayıtlarının aksinin eşdeğer belge ile ispatlanabileceğini belirterek kararı temyiz etmiştir.
F)Delillerin Değerlendirilmesi ve Gerekçe:
Dava,davacının 01/12/1989 ile 31/10/1991 tarihleri arasında davalıya ait halı dokuma işyerinde geçen çalışmalarının tespiti istemine ilişkindir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden 10/01/1975 doğumlu davacı adına 01/12/1989 tarihli bildirgenin 24971 … Halıcılık AŞ işyerinden 02/01/1990 tarihinde Kuruma intikal ettiği,davalı işveren tarafından Kuruma süresinde verilen kısa vadeli sigorta kollarına tabi bordrolar incelendiğinde, davacının 01/12/1989 tarihinde işe girişi ile 1989/3 dönem bordrosunda 30 gün, 1990/1 dönemde 118 gün, 1990/2 dönemde 100 gün, 1990/3 dönemde 91 gün, 1991/1 dönemde 119 gün, 1991/2 dönemde 106 gün, 1991/3 dönemde 35 gün çalışmasının görüldüğü, 31/10/1991 tarihinde işi terk ettiğine dair işçi çıkış bildirim listesinin kuruma verildiği görülmüştür. Uyuşmazlık konusu dönemde kısa vadeli sigorta kollarına tabi olanlar dönem bordrosunda ismi bulunan davacı tanıkları ,davacının el halıcılığı dokuma işi yaptığını, ayrı bir tezgahı olduğunu,her gün işe geldiğini, dokunulan sıra üzerinden ücret aldığını beyan etmiştir. Dosyada bulunan ücret bordrolarında davacının ay içinde çalıştığı gün sayısının belirtildiği,bordroların imzalı olduğu görülmektedir.
Davacının, iş yerindeki bir kısım çalışmaları aylık bordrolara dayanılarak Kuruma bildirilmiş ve bildirime uygun olarak da primleri ödenmiştir. İmzalı bordrolar davacı çalışmalarının işyerinde otuz günün altında geçtiğinin karinesidir. Karinenin tersinin ise, eşdeğerdeki belgelerle kanıtlanması gerektiği söz götürmez. Başka bir anlatımla, yazılı belgelerin varlığı halinde tanık sözlerine itibar edilemez. Dairemizin, giderek Yargıtay’ın oturmuş ve yerleşmiş görüşleri de bu doğrultudadır.
Davalı işveren tarafından ibraz edilen ücret bordrolarının imzalı olduğu görüldüğünden, davacı tarafından aksi yazılı delil sunulamayan bu aylarda 30 gün kesintisiz çalıştığı kabul edilerek hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Öte yandan, 506 sayılı Yasa’nın 60/G maddesi, “Bu maddenin uygulanmasında; 18 yaşından önce malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına tabi olanların sigortalılık süresi, 18 yaşını doldurdukları tarihte başlamış kabul edilir. Ancak, bu tarihten önceki süreler için ödenen malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primleri, prim ödeme gün sayılarının hesabına dahil edilir.” hükmünü içerirken yine aynı yasanın Geçici 54.maddesinde “01/04/1981 tarihinden önce malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına tescil edilmiş olanlar hakkında 60 ıncı maddenin (G) fıkrası hükmü uygulanmaz.” denilmiştir.
10.11.1975 doğumlu davacının 506 sayılı Yasa’nın Geçici 54. maddesi delaleti ile 60/G maddesi uyarınca 18 yaşını doldurduğu tarih olan 10.01.1993 tarihinden önceki sürelerin ancak prim ödeme gün sayısının hesabına dahil edileceği göz önünde bulundurulmalıdır.
O halde, davalı vekili ile feri müdahil Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve Bölge Adliye Mahkemesi kararı bozulmalıdır.
G)SONUÇ: Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı 6100 sayılı HMK’nun 373/2. maddesi uyarınca BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 16/09/2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.