YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/3560
KARAR NO : 2019/7436
KARAR TARİHİ : 12.09.2019
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Katkı Payı Alacak
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı … vekili, evlilik birliği içinde davalı eş adına edinilen 102 ada 38 parsel sayılı taşınmazın 13/261 hissesi ile 145 ada 25 parselde bulunan 2 nolu bağımsız bölümün edinilmesine davacının çalışarak ve ziynetleri ile katkıda bulunduğundan bahisle 6.000,00 TL katkı payı alacağının davalıdan alınarak davacıya verilmesini talep etmiş, 20.01.2015 tarihli ıslah dilekçesi ile 64.526,00 TL katkı payı alacağının tahsilini istemiştir.
Davalı … vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davanın kabulüne, 64.526,00 TL katkı payı alacağının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Maddi olayları ileri sürmek taraflara, hukuki nitelendirme yapmak ve uygulanacak kanun maddelerini belirlemek hakime aittir (6100 sayılı HMK mad. 33). İddianın ileri sürülüş şekline göre dava, katkı payı alacağı isteğine ilişkindir.
1. Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Davalı vekilinin çalışarak katkı iddiasına ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
01.01.2002 tarihinden önce 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi’nin (TKM) yürürlükte olduğu dönemde, eşler arasında yasal mal ayrılığı rejimi geçerliydi (TKM mad. 170). TKM’de, mal rejiminin tasfiyesine ilişkin düzenleme mevcut olmadığından, eşlerin bu dönemde edindikleri malvarlığının tasfiyesine ilişkin uyuşmazlık, aynı Kanunun 5.maddesi yollamasıyla Borçlar Kanunu’nun genel hükümleri göz önünde bulundurularak “katkı payı alacağı” hesaplama yöntemi kurallarına göre çözüme kavuşturulmalıdır. Zira Borçlar Kanunu, Medeni Kanun’un tamamlayıcısı olarak kabul edilmiştir (eBK mad. 544, TBK mad. 646).
Mal ayrılığı rejiminde; eşler kendi malları üzerinde tasarruf yetkisine ve intifa hakkına sahiptir ve mallarının idaresi kendisine aittir (TKM mad. 186/1). Her birinin malları, geliri ve kendi kazançları yine kendilerine ait kişisel mallarıdır (TKM mad. 189). Kadın veya kocanın, mal rejiminin devamı sırasında diğerinin edindiği malvarlığına katkısı nedeniyle katkı payı alacağı isteğinde bulunabilmesi için mutlaka para ya da para ile ölçülebilen maddi veya hizmet değeriyle katkıda bulunması gerekir.
Mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu dönemde satın alınan tasfiyeye konu mala çalışma karşılığı elde edilen gelirlerle (maaş, gündelik, kar payı vs gibi) katkıda bulunulduğunun ileri sürüldüğü durumlarda; çalışarak, düzenli ve sürekli gelire sahip eşin, aksi kanıtlanmadıkça, yapabileceği tasarruf oranında katkıda bulunduğunun kabulü gerekir. Yargıtayın ve Dairemizin devamlılık gösteren uygulamaları da bu yöndedir.
Bu açıklamalar doğrultusunda; öncelikle evlenme tarihinden, malın edinildiği tarihe kadar, eşlerin çalışma sürelerine ve gelirlerine ilişkin belgeler bulundukları yerlerden eksiksiz olarak getirtilmelidir. Çalışmanın sabit olmasına rağmen, bir kısım döneme ilişkin belgelere ulaşılamaması durumunda, ilgili meslek kuruluşlarından ve/veya bilirkişilerden o döneme ilişkin yaklaşık gelir durumu sorulup öğrenilerek, malın edinildiği tarihe kadar ki eşlerin tüm gelirleri ayrı ayrı belirlenmelidir. Sonra, her bir eşin alışkanlıkları, ekonomik ve sosyal statüleri gözetilerek, kişisel harcamaları ile ayrıca kocanın 743 sayılı TKM’nin 152. maddesi gereğince evi geçindirme yükümlülüğü nedeniyle yapabileceği harcama, eşlerin kendi gelirlerinden düşülerek, gerçekleştirebilecekleri tasarruf miktarları ayrı ayrı tespit edilmeli, daha sonra her eşin tasarruf miktarının, birlikte yaptıkları toplam tasarruf miktarı içerisindeki oranı belirlenmelidir. Her bir eşin bulunan bu tasarruf oranı, çalışmaları karşılığı elde ettikleri gelirleriyle malın alımına yaptıkları katkı oranı olarak kabul edilerek, tasfiyeye konu malın dava tarihi itibariyle belirlenecek sürüm(rayiç) değeri ile çarpılmak suretiyle katkı payı alacak miktarları hesaplanır.
Sözü edilen değer tespiti, belirleme ve hesaplamaların yapılabilmesi için gerek görülmesi durumunda konusunun uzmanı bilirkişi veya bilirkişilerden de yardım alınmalıdır. Tasfiyeye konu birden fazla malın bulunması durumunda, her biri için aynı yöntem uygulanır.
Somut olaya gelince; eşler, 10.01.1983 tarihinde evlenmiş, 2002 yılında yabancı mahkemede açılan boşanma davasının kabulüne ilişkin hükmün tanınmasına yönelik kararın kesinleşmesiyle boşanmışlardır. Mal rejimi boşanma davasının açıldığı tarih itibarıyla sona ermiştir (TMK mad. 225/son). Sözleşmeyle başka mal rejiminin seçildiği ileri sürülmediğinden evlilik tarihinden 4721 sayılı TMK’nin yürürlüğe girdiği 01.01.2002 tarihine kadar mal ayrılığı (743 sayılı TKM mad. 170), bu tarihten mal rejiminin sona erdiği tarihe kadar ise, edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir (4722 sayılı Yasa mad. 10, TMK’nin mad. 202/1). Tasfiyeye konu 102 ada 38 parsel sayılı taşınmazın 13/261 hissesi 28.05.1987, 145 ada 25 parselde bulunan 2 nolu bağımsız bölüm ise 03.03.1986 tarihinde eşler arasında mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu dönemde edinilmiş, her iki taşınmaz 29.12.1993 tarihinde üçüncü kişiye devredilmiştir. Mal rejiminin tasfiyesinde eşlerin bağlı bulunduğu rejime ilişkin hükümler uygulanır (TMK’nin mad. 179).
Yukarıda açıklanan yasal düzenleme ve ilkeler uyarınca yapılan incelemede;
Mahkemece davacı kadının çalışma karşılığı elde ettiği gelir ile katkıda bulunduğundan yola çıkılarak katkı oranı belirlenip yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de, yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Şöyle ki; dosya kapsamında dinlenen davacı tanıkları, tarafların Avusturya’da işçi olarak çalıştığı yönünde beyanda bulunmuş, Mahkemece yeterli araştırma ve inceleme yapılmadan, anılan tanık beyanları ve Avusturya’daki işçilerin ortalama maaşları esas alınarak, katkı oranı hesaplanarak sonuca gidilmiştir. O halde, Mahkemece yapılacak iş, evlenme tarihinden tasfiyeye konu taşınmazların edinildiği tarihe kadar eşlerin çalışma süreleri ve gelirlerine ilişkin belgelerin bulundukları yerlerden eksiksiz olarak getirtilmesi, çalışmanın sabit olmasına rağmen bir kısım döneme ilişkin belgelere ulaşılamaması durumunda az yukarıda izah edilen Dairenin yerleşmiş ilke ve esaslarına uygun şekilde davacı kadının katkı oranının belirlenerek sonucuna göre hüküm kurulması olmalıdır. Açıklanan biçimde araştırma ve inceleme yapılmadan karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
3. Davalı vekilinin ziynetle katkı iddisına ilişkin temyiz itirazlarına gelince;
Mahkemece, ziynet eşyalarının tasfiyeye konu taşınmazların edinilmesinde kullanıldığı kanaatine varılmak suretiyle yazılı şekilde karar verilmiş ise de, bu görüşe katılma olanağı bulunmamaktadır. Şöyle ki; dosya kapsamındaki tüm bilgi ve belgeler incelendiğinde, davacı tarafça belirtilen ziynetlerin varlığı ve tasfiyeye konu taşınmazların alımında kullanıldığına dair iddia hakkında soyut tanık beyanları dışında bir delil bulunmamaktadır. Mahkemece, ziynetle katkı talebi yönünden maddi somut deliller ile kanıtlanamadığından ret kararı verilmesi gerekirken, dosya kapsamıyla örtüşmeyen şekilde tasfiyeye konu taşınmazların alımında kullanıldığından bahisle katkı payı alacağı hesaplanarak hüküm kurulması doğru olmamıştır.
SONUÇ: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının yukarıda (2) ve (3) nolu bentte yazılı nedenlerle kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının yukarıda (1) nolu bentte yazılı nedenlerle REDDİNE, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 12.09.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.