Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2018/6238 E. 2019/5609 K. 30.09.2019 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/6238
KARAR NO : 2019/5609
KARAR TARİHİ : 30.09.2019

MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : … 4. İş Mahkemesi

TÜRK MİLLETİ ADINA

A)Davacı İstemi:
Davacı, davalı yanında 20/06/1997 ile 07/02/2014 tarihleri arasında çalıştığının tespitini istemiştir.
B)Davalı Cevabı:
Davalı işveren vekili; davacı ile yönetim arasında akdedilen bir kapıcılık hizmet sözleşmesinin bulunmadığından bahisle davanın reddini savunmuştur.
Fer’i müdahil Kurum vekili; davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
C)İlk Derece Mahkemesi Kararı:
Mahkemece, Davanın KABULÜ ile, davacı …’in davalı … Apt. Yönetimine ait kapıcılık işinde 20/06/1997- 07/02/2014 tarihleri arasında asgari ücret ile toplam 5988 gün süreyle çalıştığının ve bu çalışmalarının davalı kuruma bildirilmediğinin tespitine karar verilmiştir.
D) Bölge Adliye Mahkemesi Kararı:
Bölge Adliye Mahkemesince, davalı apartman işyerinin 5510 sayılı Kanun hükümleri çerçevesinde işyeri tescilinin bulunmadığı, buna karşın davacı ve davalı tanık beyanları, apartmana ait karar ve işletme defterinde yer alan kayıtlar, davacının eşi …’in 20.06.1997-07.02.2014 tarihleri arasında hemen hemen hiç boşluk olmayacak şekilde 4/a kapsamında çalıştığı anlaşılmakla davacıya yardımcı konumu bulunduğu; dava dilekçesine ekli belgeler, davalı apartman yönetim karar ve defterleri, tanıkların aydınlatıcı ve net anlatımları karşısında, davacı ile davalı arasında 20.06.1997-07.02.2014 döneminde hizmet akdi ilişkisinin varlığını kabul eden mahkeme kararı usul ve yasaya uygun olduğundan, davalı vekili ile fer’i müdahil SGK Başkanlığı vekilinin istinaf başvurularının Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, karar verilmiştir.
E)Temyiz:
Davalı apartman yönetimi vekili; yeterli inceleme yapılmadığını, tanık beyanlarının doğru bir şekilde değerlendirilmediğini, davacı ve ailesine ortada bir genel kurul kararı olmaksızın tamamen yardım amaçlı olarak barınma imkanı verildiğini, bunun karşılığında esasen davacının değil de eşinin apartman sakinlerinin ihtiyaçlarını karşılamak üzere bir süre yardımda bulunduğunu, davacının beş aylık bir bebeği varken binaya yerleştiğini ve ikinci çocuğunu da burada doğurduğunu, şu halde kapıcılık hizmeti vermesinin hayatın olağan akışına aykırı düşeceği gerekçeleriyle kararı temyiz etmiştir.
Fer’i müdahil kurum vekili; dinlenen tanıkların, davacının apartmanda oturmakla birlikte para kazanmak amacıyla başkalarının evlerine günlük temizlik işlerine gittiğini beyan ettiklerini, çalışma olgusunun her türlü delille ispatlanabileceğini ancak mutlaka yazılı belgelerin bulunması gerektiğini ve tanık beyanlarının da bu yazılı belgelerle desteklenebileceğini, eksik inceleme sonucu verilen kararı temyiz etti.
F) Delillerin Değerlendirilmesi ve Gerekçe:
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa’nın 79/10. ve 5510 sayılı Yasa’nın 86/8. maddeleri bu tip hizmet tespiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de davanın niteliği kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay’ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir.
Somut olayda, fiilen kapıcılık hizmetlerinin davacı tarafından yapıldığı anlaşılmaktadır. Ancak, davacının çalışmasının hangi tarihler arasında geçtiği ve davacının dosyada mevcut nüfus kaydına göre 02/11/2009 tarihinde doğum yaptığı anlaşıldığından, doğum yaptığı ve izinli olduğu süreler araştırılıp çalışmanın tam süreli ya da kısmi süreli (part time) olup olmadığı hususu yeterince araştırılmadan karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma sebebidir.
Yapılacak iş, davacının davalı apartmandaki çalışmasının tam süreli ya da kısmi süreli (part time) olup olmadığını tespit etmek, davacının tüm mesaisini davalı apartmana hasredip etmediğini belirlemek, nihayetinde davacının part-time çalıştığının kabulü halinde ise, davacının sürekli olarak bir günde kaç saat çalıştığı, giderek haftalık ve aylık çalışma süreleri belirlenerek, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 63. maddesi gereğince 7.5 saat çalışma bir günlük çalışma hesabı ile kaç iş gününe karşılık olduğu hususu bir uzman bilirkişinin görüşü alınmak suretiyle açıkça saptandıktan sonra sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
O halde, davalı vekili ve fer’i müdahil kurum vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile yeniden hüküm kurulması gerekirken, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının, yukarıda yazılı sebepten dolayı kaldırılmasına ve ilk derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
G) SONUÇ : Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı 6100 sayılı HMK’nun 373/1. maddeleri uyarınca (KALDIRILMASINA), ilk derece mahkemesi kararının yukarıda belirtilen nedenle (BOZULMASINA), dosyanın ilk derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, temyiz harcının istek halinde temyiz eden davalıya iadesine, 30/09/2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.