YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/489
KARAR NO : 2019/3804
KARAR TARİHİ : 07.10.2019
Mahkemesi:Asliye Hukuk Mahkemesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
K A R A R –
Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan iş bedelinin tahsili amacı ile başlatılan icra takibine itiraz ve icra inkâr tazminatı tahsili istemine ilişkin olup yerel mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen hüküm, davalı idare vekilince temyiz edilmiştir. Davacı, 10.12.2010 tarihli faturada yer alan 1 adet memur masası dolabı ve 1 adet müdür yardımcısı dolabı yapıp teslim ettiğini, fatura bedelinin tahsili için okula başvurmasına rağmen herhangi bir sonuç alamadığını, alacağın tahsili için icra takibine başlandığını, takibe itiraz edildiğini ve takibin durduğunu, ancak Milli Eğitim Bakanlığı’nın dosyaya 09.07.2014 tarihinde ödeme yaptığını, ancak icra müdürlüğünün itiraz olması nedeni ile reddiyat yapmadığını, itirazın iptâli ve icra inkâr tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. Davalı idare, herhangi yazılı bir sözleşme bulunmadığından akdî ilişkiyi reddetmiş, faturadan kaynaklı herhangi bir borcu bulunmadığını, okul aile birliği tutanaklarında davacı ile ilgili herhangi bir kayda rastlanmadığını, dava konusu olan mobilyaların halen okulda kullanıldığını, ancak kimin tarafından yapıldığının bilinmediğini belirterek davanın reddini savunmuştur. Yerel mahkemece, davanın kısmen kabulüne ve davacı lehine alacağın %20’si oranında icra inkâr tazminatına hükmedilmiştir. Dosya kapsamının incelenmesi ile; davacı tarafından … 33. İcra Müdürlüğü’nün 2014/14139 sayılı dosyası ile davalı idare aleyhine 14.05.2014 tarihinde icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin borçluya 26.05.2014 tarihinde tebliğ edildiği, borçlunun 30.05.2014 havale tarihli dilekçesi ile takibe itiraz ettiği, 09.07.2014 tarihinde ise icra dosyasına 6.651,32 TL ödeme yaptığı, davalının icra dosyasına yaptığı ödemenin takipten sonra ve fakat itirazın iptâli davasından önce olduğu anlaşılmıştır.İtirazın iptâli davası, müddeabihi takip konusu yapılmış ve borçlunun itiraz etmiş olduğu alacak olan bir eda davasıdır. Mahkemenin davanın reddi ya da kabulü yönünde verdiği karar, maddi anlamda kesin hüküm teşkil edeceğinden davanın kabulü halinde borçlu alacaklıya karşı menfi tespit veya istirdat davası açamayacaktır. Yasal dayanağını 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 67. maddesinden alan itirazın iptâli davası ile alacaklı; icra takibine karşı borçlunun yaptığı itirazın iptâli ile İİK’nın 66. maddesine göre itiraz üzerine duran takibin devamını sağlamayı amaçlamaktadır. Takip hukukundan doğan bu davada tespit edilecek husus, borçlunun icra takibine yapmış olduğu itirazında haklı olup olmadığının belirlenmesidir.Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir (İİK. m. 67/1). Dava, özünde tahsil istemini de barındırmakla, burada borçlunun takip sonrası yaptığı ödeme iddialarının da nazara alınması zorunludur. Borçlu, ödeme emrine itiraz ederken bildirdiği itiraz sebepleri dışında, itirazın iptâli davasında başka itiraz sebeplerini ileri sürebileceğinden mahkemenin, borcun sonradan ödendiği itirazını araştırarak, ödemenin takip konusu alacakla ilgili olduğunu belirlemesi hâlinde, alacaklının dava tarihi itibariyle talep edebileceği alacak miktarı üzerinden hüküm kurması gerektiğinde duraksama bulunmamaktadır.Henüz alacaklı tarafından itirazın iptâli davasının açılmadığı bir evrede, borçlunun, itiraza konu borcu kısmen veya tamamen ödemesi mümkündür ve bunu engelleyen herhangi bir yasa hükmü yoktur. 6100 sayılı HMK’nın 114/1.h bendinde davacının dava açmakta hukuki yararının bulunması dava şartı olarak sayılmıştır. Bilindiği üzere dava şartları yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülebileceği gibi mahkeme tarafından da re’sen dikkate alınmalıdır. Borçlu, itirazın iptâli davası açılmamışken, itirazına konu borcu tamamen öderse, alacaklının itirazın iptâli davası açmasına gerek kalmayacak ve böyle bir davayı açmakta hukuki yararı bulunmayacaktır. Zira itirazın iptâli davası açılmasında amaç, itiraz nedeniyle kanun gereğince kendiliğinden durmuş olan takibin devamını sağlamaktır. Takibin devamı yoluyla elde edilecek olan sonuç (alacağın tahsili), borçlunun tüm borcu ödemesiyle zaten gerçekleşmiş olacağına göre, gerçekleşmiş olan bu sonucu sağlamak üzere bir dava açılmasında hukuki yarar bulunmayacaktır. Bunun gibi takibe konu borcun kısmen ödendiği durumlarda da ödenmeyen borç tutarına yönelik itirazın iptâli davasında, itirazdan sonra ödenmiş olan miktar bakımından itirazın iptâlinin istenilmesinde hukuki yararın mevcut olmayacağı kuşkusuzdur. Dosyanın tetkikinde davalı tarafından yapılan itirazdan sonra takibe konu borcun ödendiği, bundan sonra itirazın iptâli davası açıldığı anlaşılmış olup, davacının dava açmasında hukuki yararı olmadığı anlaşıldığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken kısmen kabulüne karar verilmesi hatalı olmuştur. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere 07.10.2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.