YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/8581
KARAR NO : 2013/17492
KARAR TARİHİ : 26.09.2013
Mahkemesi :İş Mahkemesi
Davacı, …. rant sigortasına giriş tarihi olan 04.02.1974 tarihinin …..’de sigorta başlangıcı olarak tespitini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde ve şarta bağlı olarak isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı Kurum Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
02.02.2012 tarihinden itibaren 5510 sayılı Yasanın 4/1-a maddesi kapsamında sigortalı olan, 20.07.2012 günlü borçlanma başvurusu ve aynı tarihli ödemeyle ….’da geçen 04.02.1974-31.07.1974 tarihleri arası 178 günlük yurt dışı süresini, 3201 sayılı Yasaya göre ve 5510 sayılı Yasanın 4/1-a maddesi kapsamında borçlanan davacının, ….’deki sigorta başlangıcı, 3201 sayılı Yasanın 5.madde hükmü uyarınca 04.08.2011 tarihi olarak belirlendiği anlaşılmaktadır.
Davacı, ….. rant sigortasına giriş tarihi olan 04.02.1974 tarihinin …..’de sigorta başlangıcı olarak tespitini istemiş; Mahkemece, geçerli bir borçlanmaya rağmen, şarta bağlı şekilde ve borçlanmanın kabulü halinde 04.02.1974 tarihinin sigorta başlangıcı olarak tespitine karar vermiştir.
….arasında imzalanan …., konuya ilişkin 29’uncu maddesinin 4’üncü bent hükmü, bir kimsenin Türk sigortasına girmeden önce, …. rant sigortasına girmiş bulunması halinde, rant sigortasına giriş tarihinin, Türk sigortasına giriş tarihi olarak kabul edileceğini öngörmüştür. Ancak anılan sözleşme hükmünün uygulanabilmesi, ….. Rant sigortasına giriş tarihini içerecek şekilde yurt dışı borçlanmasının usulünce yapılması halinde mümkündür.
Diğer taraftan, dava dosyası içerisinde yer alan 01.09.2011 tarihli tercümeli …. yazısı ile, eki aynı tarihli tercümesiz sigorta durumunu gösterir belgede; davacının, 19.02.1973-31.07.1974 tarihleri arası süreye ilişkin ….. primlerini 22.11.1985 tarihli kararla iade alarak yurt dışı çalışmalarını tasfiye ettiği de belirtilmektedir.
Prim iadesi suretiyle tasfiye edilen yurt dışı hizmetlerindeki tasfiye edilme hali, söz konusu yurt dışı sürelerinin, 3201 sayılı Yasa uyarınca borçlandırılarak sigortalının sosyal güvenliği bakımından değerlendirilmesinde, aksine bir düzenleme bulunmadığından engel değildir. Ancak tasfiye edilen yurt dışı hizmetlerin, sigortalılık başlangıcında esas alınabilmesi mümkün de bulunmamaktadır.
Çünkü, …. ile….. arasında bağıtlanan …., konuya ilişkin 29’uncu maddesinin 4’üncü bent hükmü, bir kimsenin Türk sigortasına girmeden önce, …. rant sigortasına girmiş bulunması halinde, rant sigortasına giriş tarihinin, Türk sigortasına giriş tarihi olarak kabul edileceğini belirtmekle birlikte, anılan hükmün uygulanabilirliği, her iki ülke mevzuatına göre dikkate alınabilecek bir sigortalılık süresinin bulunması halinde mümkündür.
Sigortalı hizmetlerin tasfiye edilmesi halinde, tasfiyeye uğramış hizmetlerin sosyal sigorta hukuku açısından geçerliliğini yitirmiş sayılması ve artık her iki ülke mevzuatına göre nazara alınabilecek bir sigortalılık süresi kalmayacağından,….. arasında aktedilen….., konuya ilişkin 29’uncu maddesinin 4’üncü bent hükmü uyarınca, rant sigortasına giriş tarihinin, …..’de sigorta başlangıcı olarak sayılması mümkün olmayacaktır.
Kuşkusuz bu halde sigorta başlangıcı, 3201 sayılı Yasanın 5.madde hükmü çerçevesinde belirlenmesi gerekecektir.
Şu halde yapılması gereken iş; 3201 sayılı Yasa kapsamında borçlanmaya konu yapılan ve rant sigortasına giriş tarihini de kapsayan 19.02.1973-31.07.1974 tarihleri arası yurt dışı çalışmaların, tasfiye edilip edilmediği usulünce yapılacak araştırma ile belirlenmeli; tasfiye edildiğinin anlaşılması halinde ve ….. sigorta başlangıcına dair sözleşme hükmünün uygulanmasını gerektirecek nitelikte başkaca rant sigortasına girişin de bulunmaması halinde, sigorta başlangıcına dair davacı istemi, yukarıdaki ilkeler çerçevesinde yeniden değerlendirmeli ve varılacak sonuca göre karar verilmelidir.
Öte yandan kabule göre de, geçerli bir borçlanmanın varlığına rağmen, borçlanmanın kabulü halinde sigorta başlangıcına hükmedilerek, şarta bağlı hüküm tesis edilemeyeceği yönündeki usül kuralına aykırı şekilde karar tesisi ayrıca isabetli görülmemiştir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular dikkate alınmaksızın, eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ:Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 26.09.2013 gününde oy birliğiyle karar verildi.
S.A.