Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2012/14402 E. 2013/18524 K. 07.10.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/14402
KARAR NO : 2013/18524
KARAR TARİHİ : 07.10.2013

….adına Av…. ile ….. arasındaki dava hakkında …. verilen 03.05.2012 günlü ve 2011/1550E. 2012/338 sayılı hükmün, davacı Kurum avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
7201 Sayılı Tebligat Kanunu’nun 12. maddesine göre; hükmi şahıslara tebligat selahiyetli mümessillerine, bunlar birden fazla ise yalnız birine yapılır. Aynı Kanunun 13. maddesine göre de, tebliğ yapılacak bu kişiler herhangi bir sebeple mutad iş saatlerinde işyerinde bulunmadıkları veya o sırada evrakı bizzat alamayacak bir halde oldukları takdirde tebliğ orada hazır bulunan memur ve müstahdemlerinden birine yapılır.
25.01.2012 tarih ve 28184 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik’in 21. maddesinde ise; tüzel kişi adına, tebligatı kabul edecek kişi herhangi bir sebeple mutad iş saatlerinde bulunmadığı veya o sırada evrakı bizzat alamayacak bir halde olduğu takdirde tebliğin orada hazır bulunan memur veya müstahdemlerinden birine yapılacağı, kendisine tebliğ yapılacak memur veya müstahdemin tüzel kişinin o yerdeki teşkilatı veya personeli içinde vazife itibariyle tüzel kişinin yetkilisinden sonra gelen kimse veya evrak müdürü gibi esasen bu kabil işlerle vazifelendirilmiş biri olması gerektiği, bunların da bulunmadığı tebliğ mazbatasında tespit edilmek şartıyla o yerdeki diğer memur veya müstahdemlerinden birine yapılacağı hüküm altına alınmıştır.
Hukuk Genel Kurulu’nun 14.12.2011 tarih ve 2011/21-882 Esas, 2011/767 sayılı kararında da vurgulandığı üzere, Tebligat Kanunu’nun 13 üncü maddesinde, kendisine tebligat yapılacak şahısların derecelendirildikleri görülmektedir. Bir kere, hükmi şahıslar namına kendilerine tebligat yapılabilecek salahiyetli mümessiller mutad iş saatlerinde işyerlerinde bulundukları ve o sırada evrakı bizzat alacak durumda oldukları takdirde memur ve müstahdemlere tebligat yapılamaz. Saniyen, memur veya müstahdemlere tebligat yapılabilecek hallerde de, önce kendisine tebligat yapılacak şahsın, şirketin o yerdeki teşkilatı veya personeli içinde vazife itibariyle muhatap hükmi şahsın mümessilinden sonra gelen veya evrak müdürü gibi esasen bu işlerle tavzif edilmiş bir kimse olması . Böyle bir kimsenin bulunmaması halindedir ki (bu durum tebliğ mazbatasına dercedilmek suretiyle) o yerdeki diğer bir memur veya müstahdeme tebligat yapılabilir. Daha önce kendisine tebligat yapılması gereken kimselerin bulunmadıklarını veya tebligatı bizzat alamayacak durumda olduklarının ispatı bakımından mazbatada yer alacak kayıt bilhassa önemlidir (E. Moroğlu, Makalelerim I, İstanbul 2001, s. 4-5).
Dosya arasında dava dilekçesinin tebliğine ilişkin tebligat parçası incelendiğinde muhatabın birlikte oturur/çalışır….imzasına teslim edildiği, lakin dava dilekçesinin teslim edildiği bu kişiye tebliğ yapılırken şirkette birlikte çalışan işçisi mi, yoksa yanında birlikte oturan kişi mi (annesi) olduğunun tereddüde neden olmayacak şekilde açıkça belirtilmediği, şayet işçisi ise şirket yetkilisinin neden evrakı alamayacak olduğuna dair gerekçenin de şerh düşülmediği, birlikte oturan kişi ise de yetkilinin evde bulunmama nedeninin belirtilmediği bu nedenlerle usulsüz olduğu anlaşılmış, gıyabi hükmün de, öncesinde yapılan bu tebligatın geçerli sayılarak ve davalı şirketin ticaret sicilindeki adresi araştırılmaksızın aynı adrese Tebligat Kanununun 35. maddesi hükmüne göre tebliğ edildiği, oysa belirtilen adreste daha önce usulüne uygun tebligat yapılmaması nedeniyle gıyabi hüküm tebliğinin de usulüne uygun olmadığı anlaşılmıştır.
Mahkemece davalı şirketin Ticaret Sicil memurluğunda kayıtlı adresi araştırılarak belirlenen adrese 7201 sayılı Tebligat Kanununun 12. Ve 13. Maddeleri hükümlerine göre, bunun mümkün olmaması halinde ise, başkaca bir şey yapmaksızın Tebligat Kanununun 35. Maddesine göre tebliğ edilerek, temyiz süresi geçtikten ve gerektiğinde 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 432. maddesindeki prosedür işletildikten sonra, gönderilmek üzere dosyanın mahalline GERİ ÇEVRİLMESİNE, davacı Kurum vekilinin temyiz itirazlarının bu noksanlıklar giderilip dosya geldikten sonra incelenmesine, 07.10.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.