YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/3078
KARAR NO : 2019/7307
KARAR TARİHİ : 10.09.2019
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVALILAR : Hazine vd.
DAVA TÜRÜ : Muhdesatın Tespiti
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı, Hazine lehine tespit harici bırakılan alana meyve ağaçları diktiğini, Karadere gölet inşaatı nedeniyle kesileceğini ileri sürerek meyve ağaçlarının kendisine ait olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Davalılar Hazine ve Belediye, davalının taşınmazda üstün bir hakkının bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, iddianın kanıtlandığı gerekçesiyle taşınmaz üzerinde bulunan ağaçların davacıya ait olduğunun tespitine dair verilen karar, davalı Hazine vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, muhdesatın tespiti isteğine ilişkindir.
1. Dosya içeriği ve toplanan delillerden; çekişme konusu 3472 m² büyüklüğündeki taşınmazın kadastro harici bırakılan taşlık alan niteliğinde olduğu, üzerinde 36 adet ceviz ağacının bulunduğu, DSİ Bölge Müdürlüğünün 24.12.2015 tarihli cevabından taşınmazın Doğanhisar Erkenek gölet inşaatı içerisinde kaldığı ve çalışmalar dolayısıyla taşınmaza müdahale edileceğinin belirtildiği anlaşılmaktadır.
Mahkemece, yazılı şekilde karar verilmiş ise de; yapılan inceleme ve araştırma hüküm kurmaya elverişli değildir.
Şöyle ki, Doğanhisar Erkenek gölet inşaatı dolayısıyla kamulaştırma yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise kamulaştırma alanının hangi alanları kapsadığı tespit edilmediği gibi davaya konu ağaçların kamulaştırma ilanından önce mi sonra mı dikildiği de belirlenmiş değildir.
Hal böyle olunca, gölet inşaatı çerçevesinde kamulaştırma haritalarının getirtilmesi, mahallinde keşif yapılarak taşınmazın çalışma alanı içinde kalıp kalmadığının saptanması, davaya konu ağaçların kamulaştırma ilanından önce mi sonra mı dikildiğinin tespit edilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
2. Bilindiği üzere, 6100 sayılı HMK’nin 297/2. maddesine göre, hüküm sonucu kısmında; “istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.” düzenlemesine yer verilmiştir. Kanun maddesinin bu açık hükmünün sonucu olarak, mahkemelerce kurulan hükümler infaz sırasında tereddüt ve şüphe yaratmayacak nitelikte olmalıdır.
Ancak, Mahkemece, verilen kararın infaza elverişli olduğunu söyleyebilme olanağı yoktur.
Şöyle ki, Mahkemece verilen kararda “bilirkişi raporunda “A” ile işaretli 3472m²’lik taşınmaz üzerinde bulunan ağaçların davacıya ait olduğunun tespitine” şeklinde hüküm kurulmuş, tespitine karar verilen ağaçların niteliği ve sayısı belirtilmemiştir.
Hal böyle olunca, davacıya ait olduğu belirlenen ağaçların nelerden ibaret olduğu, ağaçların sayısı, cinsi ayrı ayrı tespit edilerek HMK’nin 297/2 maddesi uyarınca infaza elverişli biçimde hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi isabetsizdir.
SONUÇ: Yukarıda (1) ve (2) numaralı bentlerde yazılı nedenlerle davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulüyle, hükmün 6100 sayılı HMK’nin geçici 3. maddesi yollaması ile HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 10/09/2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi