Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2016/2984 E. 2019/7308 K. 10.09.2019 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/2984
KARAR NO : 2019/7308
KARAR TARİHİ : 10.09.2019

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVACI – KARŞI DAVALI : …
DAVALI – KARŞI DAVACI : …
DAVA TÜRÜ : Muhdesatın Tespiti

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı-karşı davacı …vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

K A R A R

Davacı, mirasbırakandan intikal edip davalı ile birlikte paydaşı oldukları 654 parsel sayılı taşınmazda kendisi tarafından inşa edilen ev, garaj ve taşınmazı çevreleyen duvar bulunduğunu, 555 parsel sayılı taşınmazda bulunan duvarın ise kendisi tarafından yapıldığını ileri sürerek muhdesatların kendisine ait olduğunun tespitine karar verilmesini istemiş, birleştirilen davada diğer mirasçı …’ya karşı da aynı istekleri yinelemiştir.
Davalı, karşı davasında asıl davaya konu muhdesatların kendisi tarafından inşa edildiğini ileri sürerek asıl davanın reddine, karşı davasının kabulüne karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, iddianın kanıtlandığı gerekçesiye 654 parsel sayılı taşınmazda bulunan ev ve garajın davacıya ait olduğunun tespitine, karşı davanın ise reddine dair verilen karar, davalı – karşı davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, muhdesatın tespiti isteğine ilişkindir.
1. Dosya içeriği ve toplanan delillerden; çekişmeli 654 ve 555 parsel sayılı taşınmazların mirasbırakan Abdi adına kayıtlı olduğu, murisin 08.03.1988 tarihinde ölümü ile geriye mirasçı olarak davacı- karşı davalı …, davalı – karşı davacı … ve birleştirilen dosya davalısı …’nın kaldığı, taraflar arasında Emirdağ Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2013/525 Esas sayılı dosya ile ortaklığın giderilmesi davasının bulunduğu, 555 parsel sayılı taşınmazda muhdesatın bulunmadığı kayden sabittir.
Mahkemece Yazılı şekilde karar verilmiş ise de; yapılan inceleme ve araştırmanın hüküm kurmaya elverişli olduğu söylenemez.
Şöyle ki, davacı tanıkları, davacının yurt dışında yaşadığını, davalının eşi dava dışı Nazif’e gönderilen bedeller mukabilinde muhdesatların inşa edildiğini beyan etmişler ancak Mahkemece, bedellerin nasıl ve ne şekilde gönderildiği hususu üzerinde durulmamış, tanıklardan sorularak irdelenmemiştir.
Hal böyle olunca; tanıklardan, bedellerin ne miktarda ve nasıl gönderildiği sorularak tespit edilmesi ve bu husus kuşkuya mahal vermeyecek şekilde irdelenip aydınlatıldıktan sonra sonuca gidilmesi gerekirken eksik inceleme ve araştırma ile yetinilerek karar verilmesi doğru değildir.
2. Kabule göre de; davalı, süresinde bildirdiği tanığın dinlenilmesini 16.04.2015 tarihli oturumda talep etmesine rağmen aynı oturumda Mahkemece, davanın aydınlatılmış olduğu gerekçesiyle tanık dinletme talebinin reddine karar verilerek sonuca gidilmesi de isabetsizdir.
SONUÇ: Yukarıda (1) ve (2) numaralı bentlerde yazılı nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden, Kabulüyle, hükmün 6100 sayılı HMK’nin geçici 3. maddesi yollaması ile HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 10/09/2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.