YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/17464
KARAR NO : 2013/18531
KARAR TARİHİ : 07.10.2013
Mahkemesi :İş Mahkemesi
Davacı, davalı … ara ütücü olarak 01.03.2000-12.06.2001 tarihleri arasında, hizmet akdi ile kesintisiz çalıştığının tespitini istemiştir.
Mahkemece, uyulan bozma ilamından sonra yapılan yargılama sonucunda taraflardan davacı ve davalı şirket avukatlarınca imzalanmış 09/03/2013 tarihli feragat beyanı içerir protokol ve duruşmadaki beyanları dikkate alınarak sulhun tespitine ve 09/03/2013 tarihli protokolün tasdikine, hizmet tespiti yönünden ise davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
Hükmün, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davanın, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 4-a bendi kapsamındaki sigortalılara ilişkin olduğu, ancak, geçiş hükümlerini içeren aynı yasanın Geçici 7. maddesi gereğince mülga 506 sayılı Yasa hükümlerinin uygulanması gerektiğinden, 506 sayılı Yasanın 6. maddesi gereği sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamaz ve vazgeçilemez. Yasaların öngördüğü belli bir sosyal güvenlik kuruluşu sigortalısı olmak, kamu düzenine ilişkin, kişiye bağlı, vazgeçilemez ve kaçınılamaz hak ve yükümlülük doğuran bir hukuksal statü yaratır. Kişi ve sosyal güvenlik kuruluşlarının bu statünün oluşumundaki rolü, yenilik doğurucu iradi bir durum değil, yasa gereği kendiliğinden meydana gelen statüyü belirlemekten ibarettir. Dolayısıyla, sosyal güvenlik hakkından Hukuk Muhakemeleri Kanununun 307 inci maddesi kapsamında feragat olanaksızdır ve açılan sigortalılığın ve sigortalı hizmetlerin tespitine ilişkin davadan da vazgeçilemez. Aynı şekilde davacı ile hizmetinin geçtiğini iddia ettiği işverenin de anlaşarak davayı sona erdirebilmesi mümkün değildir. Çünkü bu tür davalarda kamu düzeni ilkesi geçerlidir ve davalı işveren yanında ayrıca mecburi dava arkadaşı olarak Kurum da bulunmaktadır. Yapılan sulh işlemi kurumu bağlamayacaktır.
Davacı ancak, anılan Kanunun 123 üncü maddesinde düzenlenen hakkını kullanabilir ve ileride yeniden dava açabilme hakkını saklı tutarak, davalının rızası ile davanın takibinden vazgeçebilir veya Kanunun 150 inci maddesi hükmü gereğince davayı takip etmeyerek yenileninceye kadar dosyanın işlemden kaldırılması ve giderek davanın açılmamış sayılması sonucunu elde edebilir.
Eldeki davada ise, davacı ve davalı işveren vekilinin sunmuş oldukları protokol feragat anlamına gelmekte olup, hizmet tespiti davasında geçerliliği yoktur. Bu bakımdan, Mahkemece, yazılı olduğu şekilde sulhun tespitine dair karar verilmesi isabetsizdir.
Diğer taraftan, 16/04/2013 tarihli son celsede, vekaletnamesinde yetkileri bulunan davacı ve davalı şirket avukatlarının davayı takip etmediklerine ilişkin beyanları da dikkate alınmalı ve her ne kadar Hukuk Mahkemeleri Kanununun 150.maddesinde belirlenen prosedür gereğince takipsiz bırakılan davada, öncelikle, dosyanın işlemden kaldırılmasına ilişkin karar verilmesi gerekmekte ise de, usül ekonomisi bakımından bu aykırılığın giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, karar bozulmamalı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun Geçici 3. maddesi delaletiyle 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 438. maddesi uyarınca düzeltilerek onanmalıdır.
SONUÇ : Hüküm fıkrasının 1. bendinde geçen “Taraflar sulh olduklarını bildirdiklerinden Sulh’un tespiti ile, dosyaya sunulan 09.03.2013 tarihli protokolün tastikine,” ibaresinin hükümden çıkartılmasına ve hükmün bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 07.10.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.