YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/15020
KARAR NO : 2019/7306
KARAR TARİHİ : 10.09.2019
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVALILAR : …
DAVA TÜRÜ : Ecrimisil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonucunda Mahkemece verilen davanın kabulüne dair kararın davalı … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 21.02.2018 tarihli ve 2015/5889 Esas, 2018/1067 Karar sayılı ilamı ile bozulmasına karar verilmişti. Davacı vekili tarafından süresinde kararın düzeltilmesi istenmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı, kayden maliki olduğu 23961 ada 3 parsel sayılı taşınmazdaki gecekondu ve müştemilatının zaman içinde yıkıldığını ve 263/A numarasında bulunan tesis ve müştemilatın davalılarca haksız yere kullanıldığını, Ankara 23 Asliye Hukuk Mahkemesinin 2009/175 Esas sayılı dosyası ile açılan elatmanın önlenmesi ve ecrimisil istemli davanın kabulle sonuçlanıp kararın kesinleştiğini, ancak davalıların kullanımının 01/07/2012 tarihine kadar devam ettiğini ileri sürerek 01.01.2008 – 14.05.2009 tarihleri arası 3.810 TL ecrimisil bedeli ile ilk dava tarihinden tahliye tarihine kadar (14.05.2009-01.07.2012 tarihleri arası) olan süre için 16.890 TL ecrimisil bedelinin davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, dava dışı kardeşleri Hüseyin’in taşınmazdaki payını devrettikten sonra taşınmazla bir ilgilerinin kalmadığını belirterek davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, iddianın kanıtlandığı gerekçesiyle davanın kabulü ile 20.700 TL ecrimisilin davalılardan tahsiline dair verilen karar, Yargıtay 1. Hukuk Dairesince “… çekişmeli yerin davalılar tarafından haksız kullandığı saptanarak ecrimisile hükmedilmiş olmasında kural olarak bir isabetsizlik yoktur. Ne var ki; davacının dava konusu taşınmazda 139/1440 paya sahip olduğu gözetilerek, bu pay üzerinden ecrimisile hükmedilmesi gerekirken taşınmazın tamamının üzerinden ecrimisile karar verilmesi isabetsizdir. … ” gerekçesiyle bozulmuş, davacı vekilince kararın düzeltilmesi istenmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; çekişmeli, 23961 ada 3 parsel sayılı 1440 m2 yüzölçümlü, arsa niteliğindeki taşınmazda davacı …’ın 139/1440 paya sahip olduğu, dava dışı Hüseyin Öztürk’ün 23/240 paya sahip olduğu, davacının 06.11.2006 tarihli belge ile taşınmazda bulunan müştemilatı tapu tahsis belgesine sahip dava dışı … mirasçılarından satın aldığını ileri sürdüğü, aynı taşınmazla ilgili Ankara 23.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2009/175 Esas, 2010/65 Karar sayılı, eldeki davanın tarafları arasında görülen elatmanın önlenmesi ve ecrimisil davasında dava konusu taşınmazdaki 263/A (yeni 267/A) nolu bağımsız bölüme davalıların müdahalesinin önlenmesine ve 3000 TL ecrimisil bedelinin 01.01.2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verildiği ve kararın derecattan geçmek sureti ile 09.05.2011 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Somut olayda, taraflar arasında görülen Ankara 23.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2009/175 Esas, 2010/65 Karar sayılı çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi ve ecrimisil istekli davanın kabulüne karar verilip, karar da derecattan geçerek kesinleştiğine göre anılan davada verilen kararın bağlayacağı olacağı, davaya konu taşınmazda bulunan 263/A (yeni 267/A) numaralı bölümde fiili taksimin oluştuğu ve buranın davacıya özgülendiği, 267/A numaralı yapının tamamı üzerinden hesaplanan/hesaplanacak ecrimisile karar verilmesi gerektiği açıktır.
Ne var ki, davacı, 07.02.2013 tarihli dava dilekçesi ile davalıların taşınmazı 01.07.2012 tarihinde tahliye ettiklerini bu tarihe kadar hesaplanacak ecrimisilin karar altına alınmasını istemiş, davalılar ise savunmalarında, taşınmazda paydaş olan kardeşleri Hüseyin’in payını 08.03.2011 tarihinde sattığını, bu tarihten sonra taşınmazla bir ilgilerinin kalmadığını belirtmişler, davacı da davalıların bu tarihten sonra dava dışı …’e taşınmazı kiralamak suretiyle işgal ettiklerini ileri sürmüş ve Gelir İdaresi Başkanlığı’nın 08.05.2014 tarihli cevabı ile dava dışı Hüseyin ile … arasında düzenlenen 15.01.2010 tarihli kira sözleşmesi bulunduğu saptanmıştır.
Hal böyle olunca; davalıların kardeşi olan dava dışı Hüseyin’in taşınmazdaki payını hangi tarihte devrettiğinin belirlenmesi, taşınmazın kira sözleşmesi uyarınca …’e Hüseyin tarafından kiralandığının saptanması halinde Hüseyin’in davada taraf olmadığı da gözetilerek sözleşme tarihine kadar davalıların ecrimisilden sorumlu tutulması, aksi halde çekişme konusu taşınmazın ne zamana kadar davalıların işgalinde olduğu tam olarak tespit edilerek sonuca gidilmesi gerekirken davacı beyanına itibar edilerek 01.07.212 tarihine kadar hesaplanan ecrimisilin karar altına alınması doğru değildir.
Nihai kararın, yukarıdaki gerekçe ile bozulmasına karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile bozulmasına karar verilmesi doğru olmadığından davacı vekilinin karar düzeltme talebinin kabulüne karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda yazılı nedenle davacı vekilinin karar düzeltme isteği yerinde görüldüğünden, kabulüyle, Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 21.02.2018 tarihli ve 2015/5889 Esas, 2018/1067 Karar sayılı bozma kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, yerel Mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde karar düzeltme isteyene iadesine, 10.09.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.