YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/4929
KARAR NO : 2019/4077
KARAR TARİHİ : 23.09.2019
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı … vekili Avukat … tarafından, davalı … aleyhine 23/02/2009 gününde verilen dilekçe ile zimmet nedeniyle tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne dair verilen 19/11/2015 günlü kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Dosya eksiklik talebi üzerine davalıya usulüne uygun tebligat yapıldığı anlaşıldı. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2-Davacının diğer temyiz itirazına gelince;
Dava, zimmet eylemine dayalı maddi zararın tazmini istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, genel sekreter vekili ve muhasebeci olarak müvekkili … Ziraat Odasında görev yapan davalının 10/09/2001-24/11/2008 tarihleri arasında çeşitli tarihlerde zincirleme olarak zimmetine para geçirdiğini belirterek, Oda zararının zimmete geçirme tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, 28/09/2015 tarihli bilirkişi raporu hükme esas alınarak, davacının zararının, zimmet tarihlerinden dava tarihine kadar işlemiş yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297/2. maddesi uyarınca; hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. Bu yön, kamu düzenine ilişkindir.
Uyuşmazlık haksız eylemden kaynaklandığı için, talep olması halinde tazminata olay tarihinden itibaren faiz uygulanması gerekir. Davacı vekili dava dilekçesinde, davalının zimetinde bulunan paraların zimmet eyleminin gerçekleştiği tarihlerden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini istemiş olmasına rağmen, mahkemece asıl alacağın zimmet tarihlerinden dava tarihine kadar işlemiş faizi ile birlikte davalıdan tahsiline hükmedilmiş, ancak talebe rağmen asıl alacağa dava tarihinden itibaren faiz işletilmemesi doğru olmamıştır. Ne var ki belirlenen bu yanılgının giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, mahkeme kararının 6217 sayılı Kanun’un 30. maddesi ile 6100 sayılı HMK’ya eklenen “geçici madde 3” atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 438/7. maddesi uyarınca düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.
SONUÇ: Temyiz edilen kararın yukarıda (2) nolu bentte gösterilen nedenle hüküm fıkrasının 1. bendinde yer alan “420.845,74 TL’nin” ibaresinden sonra gelmek üzere “asıl alacak olan 330.007,44 TL ye dava tarihinden itibaren yasal faiz de yürütülerek” ibaresinin eklenerek yazılmasına, davacının diğer temyiz itirazlarının ilk bentte açıklanan nedenlerle reddiyle kararın düzeltilmiş bu biçiminin ONANMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 23/09/2019 gününde oy birliğiyle karar verildi.