YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/9899
KARAR NO : 2012/14574
KARAR TARİHİ : 07.06.2012
MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Dava dilekçesinde 10.000,00 TL (ıslahen 98.870,85 TL) tazminatın faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın 91.046,01 TL için kısmen kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Davacı vekili; müvekkilinin 27.5.1992 tarihli harici satış sözleşmesi ile davalılardan satın aldığı arsa içine ev vs. muhdesat yaparak kullanmakta iken taşınmaz üçüncü kişi adına tescil edilmekle, fazlaya dair hakları saklı tutarak satış bedelinin uyarlanmış hali için 5.000,00 TL ve muhdesat bedeli olarak 5.000,00 TL olmak üzere toplam 10.000,00 TL alacağın faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiş, talebini ıslahen 98.870,85 TL’ye çıkarmıştır.Davalılar, miras kaldığı gerekçesiyle taşınmazda davacıya 1500 m 2 satmış iseler de sonradan başkası adına tescil edildiğini beyanla davanın bedel yönünden kabulünü savunmuşlardır.Mahkemece, 91.046,01 TL TL için davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.Davada dayanılan 27.05.1992 tarihli sözleşme tapulu taşınmaza ilişkin olmasına rağmen resmi biçimde yapılmadığından geçersizdir (TMK.md.706, MK. md.634, BK.213, T.Kanunu md.26) O nedenle geçerli sözleşmelerde olduğu gibi taraflarına hak ve borç doğurmaz. Bu durumda davacı, bu geçersiz sözleşme nedeniyle davalıya verdiği bedeli, ancak sebepsiz zenginleşme kuralları nedeniyle geri isteyebilir.Taraflar arasındaki hukuksal ilişki sebepsiz zenginleşme kuralları uyarınca tasfiye edilirken denkleştirici adalet kuralı hiç bir zaman göz ardı edilmemelidir. Bu husus hem hakkaniyetin, hem gerçek adaletin bir gereğidir. Bu bakımdan iadeye karar verilirken satış bedeli olarak verilen paranın alım gücünün ilk ödeme tarihindeki alım gücüne ulaştırılması gerekir.O halde denkleştirici adalet kuralı gereğince davacının ödediği paranın çeşitli ekonomik etkenler nedeniyle azalan alım gücünün, işçi ücreti, enflasyon, tüketici eşya fiyat endeksi, altın ve döviz kurlarındaki artışlar, memur maaş ve işçi ücretlerindeki artışlar vs. ortalamaları alınarak ödediği tarihten dava tarihine kadar ulaşacağı alım gücünün değerinin ne olabileceği konusunda uzman bilirkişiden nedenlerini açıklayıcı denetime elverişli rapor alınarak, arsa bedeli olarak bu miktarın tahsiline karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile rayiç bedele hükmedilmesi usul ve yasaya uygun görülmemiştir.Kaldı ki; taşınmaz geçersiz sözleşme ile davacıya satılmış ise de, dava tarihi itibariyle davacı tarafından henüz boşaltılarak teslim edilmediği için bu davanın açılmasında hukuki yararı da bulunmamaktadır.Bu nedenle, davacının davalılara verdiği bedeli ve tarafların serbest iradesi ile düzenlediği sözleşme uyarınca zararını taşınmazın tesliminden sonra isteyebileceği gözetilmeden, yazılı şekilde davanın kısmen kabulü doğru görülmemiştir.Bunların dışında, ıslah edilen kısım için ıslah tarihinden itibaren faiz yürütülmesi gerekirken, kısmi dava tarihinden başlatılması da usul ve yasaya uygun görülmemiştir.Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 07.06.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.