YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/3857
KARAR NO : 2013/14690
KARAR TARİHİ : 31.10.2013
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İtirazın iptali
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı itirazın iptali davasına dair karar, davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, kira alacağının tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmesi üzerine hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
6098 Sayılı Türk Borçlar Kanun’unun 299.maddesinde “kira sözleşmesi, kiraya verenin bir şeyin kullanılmasını veya kullanmayla birlikte ondan yararlanılmasını kiracıya bırakmayı, kiracının da buna karşılık kararlaştırılan kira bedelini ödemeyi üstlendiği sözleşmedir” şeklinde tanımlanmıştır. Kural olarak kira sözleşmesi şekle bağlı değildir. Sözlü olarak yapılabileceği gibi yazılı olarak da yapılabilir. Kira sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda, kira ilişkisi ve kira miktarı kiraya veren, ödeme savunması ise kiracı tarafından ispatlanmalıdır.
Olayımıza gelince; Takibe konu edilen 01/11/2009 başlangıç tarihli 1 yıl süreli kira sözleşmesi kiraya veren … ile kiracı … arasında düzenlenmiş olup davalı … sözleşmeyi kefil sıfatıyla imzalamıştır. Sözleşmenin özel şartlar 18. Maddesinde kefaletin müşterek ve müteselsil kefalet olduğu kararlaştırılmıştır. Davacı tarafından kiracı ve kefil hakkında 18/10/2010 tarihinde başlatılan icra takibinde 2010 yılı 1. Ay ila 5. Aylar arasında ödenmeyen kira alacaklarının tahsili istenmiş, borçlu kiracı takibe itiraz etmemiş, ödeme emrinin tebliği üzerine borçlu kefil itirazında ve davadaki savunmasında kira sözleşmesindeki imzasını inkar etmeksizin kira ilişkisinin hiç kurulmadığını, taşınmazın başkası tarafından kullanıldığını vergi kayıtları ve elektrik su aboneliklerinin bunu gösterdiğini belirtmiştir. Kira sözleşmesinin geçerli olabilmesi için taşınmazın mutlaka kiracı tarafından kullanılması gerekli değildir. Taşınmaz kiracı tarafından kullanılmamış olsa bile kira ödeme yükümlülüğü devam eder. Kiracının kendisine kiralanan taşınmazı sözleşmeye rağmen kullanamamış olması veya taşınmazın başka bir kişi tarafından kullanılması ise ancak başka bir davanın konusunu oluşturabilir. Kira ilişkisi yazılı kira sözleşmesi ile ispatlandığı halde ve kiracı kira ilişkisine karşı çıkmadığına göre mahkemece soyut ifadelerle taşınmazın kiracı tarafından kullanılmadığı ve kira ilişkisinin ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi doğru değildir.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 31.10.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.