YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/7800
KARAR NO : 2013/12616
KARAR TARİHİ : 09.07.2013
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, müvekkilinin davalı bankanın … Şubesinde 2004 yılında hesap açtırdığını, 01.06.2010 tarihine kadar fon alım işlemi yapıldığını, 78.369,00 TL fon bozularak aynı şubede 01.06.2010 tarihinde vadeli hesap açtırdığını, 3 aylık vadenin dolduğu 02.09.2010 tarihinde hesabın kapatıldığını, 79.000,00 TL’nin … Şubesinde şube personeli …’a nakit olarak teslim edilerek hesabına yatırılması talimatının verildiğini, ancak 78.000,00 TL’nin davalı banka personeli …’ın hesabına yatırıldığını, dekont istendiği halde aynı gün dekont verilmediğini, sonradan verilen dekontun da sahte olduğunun anlaşıldığını, ayrıca 01.06.2010 tarihinde aynı şubeye 100.000,00 TL nakit olarak yatırıldığını, bu miktarın 04.06.2010 tarihinde gayrimenkul alımı için … hesabına gönderildiğini, her ne kadar havale formundaki imza müvekkiline ait ise de, içeriğindeki yazının müvekkiline ait olmadığının belirlendiğini, alacağın tahsili amacıyla yapılan takibe itiraz edildiğini belirterek, itirazın iptali ile % 40 icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, havale formundaki imzanın davacının eli ürünü olduğunu, yatırım fon hesabının kapatılarak 79.157,65 TL’nin nakit olarak ödendiğini, bu miktarın müşterinin hesabına hiç yatmadığını, 78.000,00 TL’nin aynı tarihte ve şubede müşterinin bulunduğu zaman diliminde …’ın hesabına yatırıldığını, davacının hesabından çekilen tutarla …’ın kendi hesabına yatırdığı tutarın kupür dökümlerinin birbiri ile mutabık olması, müşterinin işleminin yapıldığı anda şubede bulunması ve 02.09.2010 tarihli 78.000,00 TL ana para tutarlı opsiyon işlem dekontunun verilmiş olması dikkate alındığında davacının …’ın hesabına yatırması amacıyla sözkonusu parayı vermiş olacağını, banka çalışanının davacıyı yanıltarak kendi hesabına yatırmış olduğu ihtimali olmakla birlikte bu hususun tespiti yönünden Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2011/103 esas sayılı dava sonucunun bekletici mesele yapılması gerektiğini, müşterinin bankacılık sektöründe mevcut olmayan fahiş faiz oranlarından faydalanarak menfaat temin etmek için bu işlemlerin yapılmasına göz yumduğunu, hiç bilgi sahibi olmadığını ifade ettiği VOB işlemi hakkında yeterli bilgi almadığını, sorgulamadığını, faiz adı altında yapılan ödemelerin müşterinin şubedeki hesabından farklı bankalardaki hesaplarına yatırılmış olmasının da bunu teyit ettiğini bildirerek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, davacının davalı bankada mevcut hesabından, davacıya 78.000,00 TL ve 3.300,00 TL opsiyon primi ödemesi yapıldığı, davacının ayrıca hesaba 100.000,00 TL yatırdığı, 78.000,00 TL’nin banka çalışanı tarafından davacının hesabına geçirilmeden kendi hesabına aktarıldığı, hesaptan 100.000,00 TL’ nin bir üçüncü şahsın hesabına havale edildiği ve havale formunda davacının eli ürünü imzanın bulunduğu belirlenmiş ise de, havale içeriğinde mevcut yazı ve rakamların davacının eli ürünü bulunmadığı, davacının banka şube personeli ile birlikte haraket ettiğine dair delil sunulamadığı gibi hazırlık soruşturması neticesinde şube personeli ve havale yapılan şahıs hakkında kamu davası açıldığı, davacı hakkında açılmış bir ceza davası bulunmadığı, birer güven kurumu olan bankaların aldıkları mevduatları sahtecilere karşı özenle korumak zorunda bulunduğu, objektif özen borcunun gereği olarak hafif kusurlardan dahi sorumlu olduğu, davalı bankanın adam çalıştıran sıfatı ile sorumluluğunun kusur sorumluluğu olmayıp olağan sebep sorumluluğu olduğu, adam çalıştıranın kendisinin veya emrinde çalışan yardımcı kişinin kusurlu olup olmamasına bakılmaksızın kusurdan bağımsız olarak sorumluluğunun doğduğu, bu sorumluluğun doğması için objektif özen yükümlülüğünün ihlali ile meydana gelen zarar arasında uygun illiyet bağının kurulmasının yeterli olduğu, davacının davalı banka personeline hesabına yatırılması amacıyla verilen 79.000,00 TL’den 78.000,00 TL’sinin personel hesabına yatırıldığı, yine davacı hesabındaki 100.000,00 TL’nin banka personelinin yarattığı itimat ile davacıdan aldığı imzalı boş kağıdın üstü sonradan doldurulmak suretiyle hakkında kamu davası açılan 3. bir şahıs hesabına gayrimenkul alımı için havale edildiği, alacak miktarının ve davacının olaya iştirakinin mevcut olup olmadığının yargılamayı gerektirdiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, davalının Ankara 26. İcra Müdürlüğü’nün 2011/7162 sayılı takip dosyasında 173.500,00 TL asıl alacak, 9.846,12 TL faiz olmak üzere 183.346,12 TL’ye vaki itirazın iptaline, asıl alacağa takipten itibaren değişen oranlarda %9’u aşmamak üzere yasal faiz uygulanmasına, inkar tazminatı isteminin reddine karar verilmiş olup, mahkeme kararı süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenden alınmasına, 09.07.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.