YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/12
KARAR NO : 2019/3596
KARAR TARİHİ : 23.09.2019
Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki taraf vekillerince istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
– K A R A R –
Dava, ayıplı ifadan kaynaklanan bedel iadesi ve uğranılan manevi zararın tazminine ilişkin olup, yerel mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen hüküm, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Davacı …’de ev ve …’te ev ve ofis olmak üzere 3 yer için davalılar ile mobilya yapımı için anlaştığını, istediği modellerin fotoğraflarını gösterdiğini ancak montajı yapılan ürünlerin sonradan ortaya çıktığı üzere istenilen modeller olmadığı ve ayıplı olduğunu, ayıbın giderimi için davalılara ihtarname gönderildiğini ancak bir karşılık alamadığını, bu nedenle ürünler için ödemiş olduğu 12.600,00 TL bedelin iadesini ve 10.000,00 TL manevi tazminatın tahsilini talep etmiştir.
Davalılar ise davacı yanın sözleşmeden dönme ve bedel iadesi hakkını yasal süresi içinde kullanmadığını, davacının tüm ürünleri kabul ettikten çok sonra ayıp iddiasında bulunduğunu, davacının iddia ettiği ayıpların açık ayıp niteliğinde olduğunu ve ilk gözden geçirme ile anlaşılabileceğini, davacının vakit geçirmeksizin durumu yükleniciye bildirmesi gerekir iken 17.09.2013 tarihli ihtarnameyi keşide ettiğini, öte yandan davacının ihtarname ile seçimlik hakkını ücretsiz tamirattan yana kullandığını artık bedel iadesi isteyemeyeceğini ve sözleşmeden dönemeyeceğini, ayrıca ileri sürülen ayıp davacının talimatları nedeni ile ortaya çıktığından davacının seçimlik hak kullanamayacağını, mobilyaların usulüne uygun montajının yapıldığını, cevabi ihtarnamede de belirtildiği üzere eksik ve ayıpların davacının tavrından kaynaklandığını her zaman giderilebileceğini, davanın reddini savunmuştur.
Yerel mahkemece mahallinde keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Mimar bilirkişiler yaptıkları incelemelerde masalarda bilgisayar deliği açılmaması ve eksik rafların bulunmamasını eksik iş, gardırop kapaklarındaki ve kapılardaki ses ve kapanmama durumlarını ise ayıplı iş olarak nitelendirmiş, eksik ve ayıplı işlerin giderimi için 700,00 TL bedel tespit edilmiştir. Yerel mahkemece bilirkişi raporu hükme esas alınmak sureti ile bedel iadesi bakımından davanın 700,00 TL üzerinden kısmen kabulüne, manevi tazminat bakımından ise 1.500,00 TL üzerinden kısmen kabulüne karar verilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının tüm, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.
2-Türk Borçlar Kanunu’nun 58. maddesi gereğince kişisel hakları (çıkarları) hâleldar olan kimse manevi tazminat isteyebilir. Böyle bir kimseye bir miktar para ödenmesi ruhsal acılarını kısmen de olsa giderme amacına yöneliktir. Malvarlığına yönelik bir eylem TBK 58. maddesi anlamında doğrudan kişisel hakları ihlal eden bir eylem niteliğinde değildir.
TMK’nın 24. maddesinde belirtilen esas kurala göre kişisel çıkarları haksız tecavüze uğrayan kimse ancak yasanın gösterdiği hallerde manevi tazminat isteyebilir. TBK’nın 58. maddesi de TMK’nın 24. maddesini doğrulamaktadır. Kişisel hakların zarar görmesi sözleriyle kişinin kişiliğe ilişkin olan hakları, diğer bir deyimle kişisel varlığı amaçlanmıştır.
Kişisel hakları, kişinin kendi hür ve bağımsız varlık bütünlüğünü sağlar. Bu hak insanın doğumu ile kazanılan ve kişiliğe bağlı olan bir haktır. Hayat, beden ve ruh tamlığı, vicdan, din, düşünce ve ekonomik çalışma özgürlüğü, şeref, haysiyet ve itibar, ün, ad, sır ve resim hep kişisel varlıklardır. Şu halde Türk Borçlar Kanunu’nun 58. maddesi hükmünce manevi tazminata hükmedilebilmesi ve kişisel yararların hâleldar olması ön şart olarak aranmakta, bu hüküm mal varlığına ilişkin zarar halini kapsamamaktadır. Gerçi mal varlığına yönelen bir eylem az veya çok kişiyi manevi bir üzüntüye düşürebilir. Fakat böyle bir üzüntü TBK’nın 58. ve MK’nın 24. maddesinde korunan kişisel hakların ihlalinden doğan bir eylem niteliğinde değildir.
Yukarıda yapılan açıklama ve sözü edilen kurallarla birlikte somut olay değerlendirildiğinde; açılan davada, davalıların eser sözleşmesinden doğan edimlerini yerine getirmemesi nedeniyle manevi tazminat istenmiştir. Bu durumda taraflar arasındaki temel ilişki eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Manevi tazminata konu edilen eylem malvarlığına yönelen bir nitelik arzetmektedir. Davacı yararına manevi tazminat tayini için gerekli yasal koşullar oluşmamıştır. Tüm bu nedenlerle davacının manevi tazminat isteminin de reddine karar verilmesi gerekirken kısmen kabulü yönünde hüküm kurulması doğru olmadığından kararın temyiz eden davalılar yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1. bentte yazılı nedenlerle davacı vekilinin tüm, davalılar vekilinin 2. bent kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. bent uyarınca davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün temyiz eden davalılar yararına BOZULMASINA, fazla alınan temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine, 5766 sayılı Kanun’un 11. maddesi ile yapılan değişiklik gereğince Harçlar Kanunu
42/2-d maddesi uyarınca alınması gereken 176,60 TL Yargıtay başvurma harcının temyiz eden davalılardan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalılara iadesine,
karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere 23.09.2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.