Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2013/7669 E. 2013/11518 K. 20.06.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/7669
KARAR NO : 2013/11518
KARAR TARİHİ : 20.06.2013

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –

Davacı vekili, icra takibine konu senedin başka evrakın arasına gizlenip müvekkilinin yaşlılığından faydalanılarak hileli yollarla imzalattırıldığını, müvekkili ile davalı arasında senet düzenlenmesini gerektirir ticari bir ilişki bulunmadığını ileri sürerek müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitine, bononun iptaline, %40 kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili iş bu davanın takibin yapıldığı Trabzon mahkemelerinde açılması gerektiği gerekçesiyle yetki ilk itirazında bulunmuş, davanın esası yönünden ise davacının bonodaki imzasını inkar etmediğini, hile iddiasının gerçek olmadığını, davacının yazılı delille iddialarını kanıtlaması gerektiğini ve tanık dinletilmesine muvafakat edilmediğini ileri sürerek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda toplanan delillere göre; davacı murisin uzun yıllar Almanya’da çalışarak yaptığı birikimler sonucu İstanbul ve Akçaabat’ta mal varlığı bulunduğu, emekli maaşı aldığı, murisin kendisine ait İstanbul’daki üç adet daireyi davalıya bedelsiz olarak verdiği, ayrıca mal varlığını çocuklarının arasında paylaştırdığı, tanık anlatımları doğrultusunda murisin kira geliri ve emekli aylığı alması nedeniyle mali ve ekonomik yönden muhtaç olmadığı; bu nedenlerle davalıya takip konusu senet nedeniyle borçlanacak şekilde ticari iş ilişkisine girmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu, senet borcu nedeniyle borç ilişkisinin ispatlanamadığı, senedin tanzim tarihi itibariyle murisin yaşının ilerlemiş olması ve davalının yaş büyütme davası nedeniyle murise bir takım evrakı imza ettirmesinin de davanın niteliği gereği gerekli olmayışı ayrıca murisin terekesinde de senet karşılığı paranın bulunmadığının anlaşılması nedeniyle davacının dava açmakta haklı olduğu, davalının tanzim edilen senedi icraya koymakta haksız ve kötü niyetli olması nedeniyle davacı yararına kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulü ile icra takip dosyasında asıl alacak ve faizlerden dolayı borçlu olmadığının tespitine, takibe konu 15/08/2007 tarihli 100.000 TL bedelli senedin iptaline, 20.000 TL kötü niyet tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, İİK’nın 72. maddesi gereği açılan muris davacının oğlu olan davalının yaş tashihi davası açacağından bahisle yaşlı olan murise hile ile bir takım evrakın imzalattırıldığı esnada icra takibine konu bononun imzalattırılmış olması ve taraflar arasında senet verilmesini gerektirir bir ticari ilişki bulunmadığı gerekçesiyle 100.000 TL. Meblağlı senet nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir. Davacı muris, davalı ile herhangi bir ticari ilişkisi bulunmadığı halde oğlu olan davalının bir takım evrak içerisine davaya konu senedi de koymak suretiyle hile ile kendisine imzalattırıldığını beyan ederek senetten dolayı borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir. Davalı ise söz konusu senedin hile ile temin edilmediğini, davacının bu yöndeki iddiasının asılsız olup ancak yazılı delille ispatı gerektiğinden bahisle davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Hile iddiası tanık dahil her türlü delille ispatlanabilir ise de dosya kapsamında alınan tanık beyanları hile olgusunu ispatlamaya yeterli değildir. Bu durumda HMK’nın 201. maddesi uyarınca senede bağlı her çeşit iddiaya karşı ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak nitelikte bulunan hukuki işlemler tanıkla ispat olunamaz. Başka bir anlatımla, senede karşı ileri sürülen iddiaların yazılı delille kanıtlanması gerekmektedir. O halde bahsedilen bu hususlar gözetilerek davacı yanın bu yöndeki delilleri toplanıp varılacak uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle davalının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 20.06.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.