YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/23235
KARAR NO : 2013/24358
KARAR TARİHİ : 19.12.2013
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde geçen çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle, kanuni gerektirici sebeplere göre, davalıların tüm temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava, davacının 2000 yılı ile 2009 yılı Kasım ayı arasında davalıya ait işyerinde çalıştığı iddiası ile açılan ve 06/02/2009 tarihinden önceki son beş yıllık çalışmasının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile, davacının 08/04/2008-06/11/2009 tarihleri arasındaki çalışma sürelerinin tespiti hususunda açmış olduğu davada hukuki yarar bulunmadığından reddine, 06/11/2004- 08/04/2008 tarihleri arasındaki çalışmalarının hizmet akdine dayalı olarak sigortalı olduğunun tespitine karar verilmiştir.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa’nın 79/10. ve 5510 sayılı Yasa’nın 86/9. maddeleri bu tip hizmet tespiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de, davanın niteliği kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay’ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir.
Bu tür davalarda öncelikle davacının çalışmasına ilişkin belgelerin işveren tarafından verilip verilmediği yöntemince araştırılmalıdır. Bu koşul oluşmuşsa işyerinin gerçekten var olup olmadığı kanun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlenmeli daha sonra çalışma olgusunun varlığı özel bir duyarlılıkla araştırılmalıdır. Çalışma olgusu her türlü delille ispat edilebilirse de çalışmanın konusu niteliği başlangıç ve bitiş tarihleri hususlarında tanık sözleri değerlendirilmeli, dinlenen tanıkların davacı ile aynı dönemlerde işyerinde çalışmış ve işverenin resmi kayıtlara geçmiş bordro tanıkları yada komşu işverenlerin aynı nitelikte işi yapan ve bordrolarına resmi kayıtlarına geçmiş çalışanlardan seçilmesine özen gösterilmelidir. Bu tanıkların ifadeleri ile çalışma olgusu hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmelidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555- 3.11.2004 gün 2004/21- 480-579 sayılı kararları da bu doğrultudadır.
Dosyadaki kayıt ve belgelerin incelenmesinden;davacı adına 8.4.2008 tarihli işe giriş bildirgesinin davalı tarafından 9.4.2008 tarihinde kuruma intikal ettirildiği,8.4.2008-6.11.2009 tarihleri arasında davalıya ait işyerinden davalı kuruma sigortalı çalışma bildirimi yapıldığı, davacının 1.2.2012 havale tarihli ıslah dilekçesi ile 2000-8.4.2008 tarihleri arasında hizmet tespiti isteminde bulunduğu anlaşılmaktadır.
HUMK.’nun 83. ve devamı maddelerinde(HMK’nın 176-183. maddeleri arasında) düzenlenmiş olan ıslah müessesesi, mahkemeye yöneltilmesi gereken tek taraflı ve açık bir irade beyanı ile tarafların dilekçelerinde belirttikleri vakıaları, dava konusunu veya istem sonucunun değiştirebilmesi imkânını sağlamaktadır. Usule ilişkin işlemlerin tamamen ya da kısmen ıslahı mümkündür. Ancak, her iki durumda da usulüne uygun açılmış bir davanın bulunması şarttır. Başka bir anlatımla ıslah, açılmış bir davada taraflarca yapılmış usule ilişkin işlemlere yönelik olarak yapılmalıdır. Bu bağlamda, yargılaması devam eden bir dava içinde ıslah ile ikinci bir davanın açılması olanağı bulunmamaktadır. Davacı isterse dava dilekçesini tamamen ıslah ederek dava konusunu değiştirebilirse de, yeni dava konusu önceki dava konusunun yerine geçer ve yine tek bir dava söz konusu olur. Öte yandan harca tabi davalarda her dava açılırken davalıdan başvurma harcı ile nispi harca tabi davalarda nispi karar ve ilam harcının dörtte biri peşin olarak alınır. Gerekli harçlar alındıktan sonra dava dilekçesi esas defterine kaydedilir ve dava, dava dilekçesinin esas defterine kayıt edildiği tarihte açılmış sayılır. İnceleme konusu olan bu olayda tespit istemine ilişkin dilekçenin ıslah harcı yatırılmak suretiyle mahkemeye verildiği, ancak ıslah harcının yatırılmadığı anlaşılmaktadır.
Somut olayda, davacının 08/04/2008-06/11/2009 tarihleri arasındaki çalışma sürelerinin tespiti hususunda açmış olduğu davada hukuki yarar bulunmadığından davanın reddine, 06/11/2004-08/04/2008 tarihleri yönünden hizmet tespitine ilişkin olarak kurulan hüküm yerinde ise de, ıslah harcı tamamlattırılarak ıslah ile tespiti istenen dönem hakkında olumlu veya olumsuz karar vermek gerekirken davanın kısmen kabulüne karar verilmesi yanlıştır.
Mahkemece, bu maddi ve hukuksal olgular gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edenlerden davalı …’ye yükletilmesine, 19/12/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.