Yargıtay Kararı 6. Ceza Dairesi 2019/2044 E. 2019/4503 K. 26.09.2019 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2019/2044
KARAR NO : 2019/4503
KARAR TARİHİ : 26.09.2019

Bakırköy 2.Çocuk Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 20/04/2015 günlü ve 2015/43 Esas, 2015/141 Karar sayılı hükmün, sanıklar savunmanlarının temyizi üzerine, Dairemizin 30/01/2019 günlü ve 2016/1681 Esas, 2019/385 Karar sayılı ilamı ile onama-bozma kararına karşı, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 27/06/2019 gün ve 2019/52324 sayılı yazısı ile, maddi hata yapıldığından bahisle kararın düzeltilmesi isteminde bulunulması üzerine, dosya Dairemize gönderilmekle, okunarak gereği görüşülüp düşünüldü:

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 27.06.2019 gün ve KD–2019/52324 sayılı yazılarında özetle;

“Bakırköy 2.Çocuk Ağır Ceza Mahkemesinin 20/04/2015 gün ve 2015/43 Esas 2015/141 sayılı kararı ile sanıklar …, …, … için, TCK’nin 149/1-c-h, 31/3, 62/1, 63/1. maddeleri uyarınca 5 yıl 10 ay hapis cezasına; sanıklar …, … için, TCK’nin 31/2, CMK’nin 223/3-a, 5395 sayılı Yasanın 5/3. maddesi uyarınca ceza verilmesine yer olmadığına, anne ve babaya teslimine şeklinde hüküm tesis ettiği,

Dairemizin 30/01/2019 tarihli ve 2016/1681 Esas, 2019/385 Karar sayılı ilamında ise;

‘Sanıklar …, … ve … hakkında mağdur …’a yönelik nitelikli yağma suçundan kurulan ceza verilmesine yer olmadığına dair hükmün onanmasına; sanıklar … ve … hakkında yakınan …’a yönelik nitelikli yağma suçundan kurulan mahkumiyet hükmünün incelenmesinde ise; mağdurun tüm zararının karşılandığının anlaşılması karşısında yakınana zararının hangi aşamada karşılandığı sorularak, sonucuna göre sanıklar hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiğinden bahisle hükmün bozulmasına karar verildiği;

Ancak;
1- Dairemizin 30/01/2019 tarihli ve 2016/1681 Esas, 2019/385 Karar sayılı ilamının (I) numaralı bendinden sanık …’un ad ve soyadının çıkartılması, adı geçen sanığın ad ve soyadının (II) numaralı bende eklenmesi,

2- Dairemizin anılan ilamının (II) numaralı bendinin sonunda “BOZULMASINA” kelimesinden sonra yazılan “5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığı ile 1412 sayılı CMUK’un 326/son maddesi uyarınca sanıkların kazanılmış hakkının korunmasına,” cümlesinin ilamdan çıkartılması ve ileri sürülen maddi hataların bu şekilde düzeltilmesini talep etmiştir.

Dosya içeriğine göre yapılan incelemede;

İlk derece mahkemesi tarafından verilen son karara karşı açılan temyiz davasını inceleyen Yargıtay, son kararda bozmayı gerektiren bir hukuka aykırılık görürse temyiz davasını esastan kabul edip,son kararı bozar. Bozma kararı ile birlikte hukuka aykırılık sebebiyle son karar ortadan kalkar. Yeni son karar bir noktadan bozulursa, son kararın bütünü bozulmuş olur. Uyma şartının gerçekleşmesi ile son karar bütünü ile ortadan kalkar. Bu bağlamda kısmi olsa da kesinleşmeden bahsedilemez. Mahkeme, Yargıtay bozma kararına uymakla, onun görüşünü benimsemiş olur. Bozmaya uyma kararı veren yerel mahkeme bu aşamadan sonrada vereceği son kararda ise serbesttir. Bozulmayan noktalarda da farklı bir değerlendirme yapabilir. Ancak eskisinden daha ağır bir ceza verilemez. Yani sonuç bakımından aleyhe bir durum yaratmamayı gerektirir. Bu nedenledir ki sanık lehine açılan temyiz davaları ile ilgili yapılan temyiz incelemesi sonunda verilen bozma kararlarında her zaman sanığın ceza süresi bakımından kazanılmış hakkının korunmasına; 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığı ile 1412 sayılı CMUK’un 326/son (5271 sayılı CMK’nin 307.) ilişkin yasa kuralına yer verilip, verilmediği zamanda yerel mahkemece dikkate alınacağı kabul edilmektedir.

Hal böyle olunca;

1- Sanığın kazanılmış hakkına ilişkin bu anlamda yanılgılı bir uygulama olmadığından Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itiraz talebinin, bu yönden REDDİNE,

2-) Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının (I) nolu karar düzeltme talebi yerinde olup, Dairemizin 30/01/2019 tarihli ve 2016/1681 Esas, 2019/385 Karar sayılı ilamının (I) numaralı bendinden sanık …’un ad ve soyadının çıkartılması, adı geçen sanığın ad ve soyadının (II) numaralı bende eklenmesi, mağdurun tüm
zararının karşılandığı olayda, yakınana zararın hangi aşamada karşılandığı sorulmak suretiyle sonucuna göre sanık … hakkında da etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerekirken yerinde ve yeterli olmayan gerekçe ile yazılı şekilde uygulama yapılması;

Bozmayı gerektirmiş, sanık … savunmanının temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle BOZULMASINA, (1) nolu karar gereğince red konusu ile ilgili değerlendirmenin Ceza Genel Kurulu tarafından yapılmak üzere gönderilmesine 26.09.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.