Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2013/8021 E. 2013/11864 K. 25.06.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/8021
KARAR NO : 2013/11864
KARAR TARİHİ : 25.06.2013

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı banka vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

– K A R A R –

Davacı, davalı bankadan kredi kullanmamasına ve hiçbir müracaatı dahi olmamaısna rağmen, kendisi aleyhinde Borçka İcra Müdürlüğü’ nün 2002/1160 sayılı dosyasından icra takibi yapılmış olduğunu, kendisine davalı banka tarafından KEY ödemesi yapılmaması üzerine durumdan haberdar olduğunu, imzaların karşılaştırılması suretiyle kendisi adına sahte imza atıldığının ortaya çıkacağını belirterek, davalı bankaya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesi vermemiş olup, duruşmadaki beyanlarında, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, takip dayanağı tarımsal krediler ikraz sözleşmesindeki davacıya atfen atılan imzanın Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi’ nin 25/09/2012 tarihli raporu ile davacının eli ürünü olmadığının tespit edildiği, davalı banka tarafından takip konusu krediyi davacının kullandığının ispat edilemediği belirtilerek, davanın kabulü ile, davacının Borçka İcra Müdürlüğü’ nün 2008/244 sayılı dosyasında takip dayanağı olan 25/10/1999 tarih 425 sayılı tarımsal krediler ikraz sözleşmesi nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Hükme esas alınan Adli Tıp Kurumu raporunda, daha önce düzenlemiş oldukları önraporlarında davacının 25.10.1999 tarihli tarımsal kredi ikraz sözleşmesinden önceki yıllara ait samimi imza örneklerinin istenmesine rağmen gönderilmediği ve bu koşullarda inceleme yapıldığı belirtilerek imzanın davacının eli ürünü olmadığı yönünde görüş bildirildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda mahkemece yapılacak iş, davacının bildireceği sözleşmenin tanzim tarihinden önceki tarihleri içeren ve davacının imzasının bulunduğu mukayeseye elverişli tüm belgelerin toplanarak davaya konu sözleşmedeki imzanın davacıya ait olup olmadığı hususunda bilirkişi raporu alınarak sonucuna göre bir karar verilmesidir. Hal böyle iken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmemiştir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 25.06.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.