Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2012/3200 E. 2013/2611 K. 04.03.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/3200
KARAR NO : 2013/2611
KARAR TARİHİ : 04.03.2013

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı vekili, davalının işleteni olduğu ve müvekkili şirkete trafik sigortalı aracın ehliyetsiz sürücü idaresinde iken kusurlu olarak sebebiyet verdiği trafik kazasında yaralanan kişi için davacı tarafından poliçe gereği tazminat ödendiğini ve davalıya rücu haklarının bulunduğunu ileri sürerek, 4.607,00 TL.nın ödeme tarihinden itibaren yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı, kazadan önceki tarihte aracın satışı için noterden vekaletname verdiğini, devir işlemlerinin yapılmamış olduğunu, olay nedeniyle mağdur olduğunu ve davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan delillere göre, davanın kabulü ile 4.607,00 TL.nın ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun bulunan hükmün ONANMASINA ve aşağıda dökümü yazılı 293,55 TL kalan onama harcının temyiz eden davalıdan alınmasına 4.3.2013 gününde Üye …’ın karşı oyu ve oyçokluğuyla karar verildi.

-KARŞI OY-

Davacının ZMSS sigortacısı, davalının da sigortalısı olduğu aracın 28.09.2004 tarihinde sürücü belgesiz sürücü idaresinde iken karıştığı kaza sonucu yaralanan kişi için ödenen tazminatın, araç sürücüsünün sürücü belgesinin olmaması nedeniyle ZMSS Genel Şartları uyarınca sigortalıdan tahsili istemiyle davacı vekilince dava açılmış,
Davalı vekili savunmasında, aracı 2002 yılında …’a haricen sattığını, satış işlemlerinin gerçekleştirilmesi için vekaletname verdiğini bu tarihten beri araçla bir ilgisinin kalmadığını, işleten sıfatının bulunmadığını bildirerek davanın reddini savunmuş,
Yargılama sonucunda mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş,
Kararın davalı tarafça temyizi üzerine sayın çoğunluk görüşü doğrultusunda temyiz itirazları red edilerek karar onanmıştır.
Sayın çoğunluğun onama yönündeki görüşüne katılamıyorum.
Dava ZMSS poliçesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
2918 sayılı KTK 85/1 maddesinde “bir motorlu aracın işletilmesinin bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olması durumunda … Motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsünün sahibinin doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu”,
Aynı yasanın 91/1 maddesinde “işletenlerin bu kanunun 85/1 maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmalarının zorunlu bulunduğu”,
Aynı yasanın İşletenin tanınımın yapıldığı 3.maddesinde de ” İşletenin araç sahibi olan, veya mülkiyeti muhafaza kaydı ile satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehni gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişi ” olduğu düzenlenmiştir.
TTK.1263 maddesine göre, sigorta sözleşmesi hiçbir şekle tabi tutulmamış ise de, sözleşme yapmaya ehil kişilerin karşılıklı ve birbirine uygun irade açıklamalarıyla sigorta sözleşmesinin kurulacağı kuşkusuzdur. Sözleşmenin yazılı bir belgeye bağlanması ancak ispat açısından önem taşır ve 6100 sayılı HMK.200 (mülga 1086 sayılı HUMK.288) maddesinde düzenlenmiş şekilde ispatı gerekir. Sigortacının TTK.1265 ve 1267 maddeleri uyarınca imzalı bir sigorta poliçesini belli bir süre içerisinde sigortalıya vermesi zorunludur. TTK.1265, 1267 ve 1295/1 maddeleri birlikte incelendiğinde sigorta şirketinin kendileri tarafından imzalanmış bulunan poliçenin bir örneğini sigortalının ikametgahına götürülerek ona vermek, dilerse bir suretini sigortalıya imzalattırarak almakla yükümlü olduğu görülecektir. (Y.11 H.D. 1.3.2010 gün 2008/11420E.,2010/22995K., 14.2.2011 gün 2010/2367E., 2011/1489K. sayılı kararları)
Somut uyuşmazlığa dönüldüğünde;
Davacı, araç sürücüsünün sürücü belgesiz olması nedeniyle ZMSS Genel Şartları gereğince davalı sigortalıya rücu şartlarının gerçekleştiğini iddia etmekte,
Davalı ise aracı 2002 yılında haricen sattığını, işleten sıfatının bulunmadığını, davanın reddi gerektiğini savunmaktadır.
Davalının savunması aynı zamanda poliçenin inkarınıda içermektedir.
TTK.1263 maddesi gereğince sigorta akitlerinin şekle tabi akitlerden olmaması, poliçenin sadece tarafların hak ve yükümlülüklerini gösteren bir ispat aracı olması karşısında, poliçenin davalı tarafından düzenlendiği, davalının poliçenin akidi olduğuna ilişkin iddianın davacı tarafça 6100 sayılı HMK.200 (mülga 1086 sayılı HUMK.288)vd. maddesi uyarınca kesin delillerle ispatlanması gerekir.
Dosyaya mübrez tüm poliçe ve nüshaları davacı … şirketince ibraz edilmiş olup, davalının savunmasında belirttiği gibi hiçbir poliçede davalı sigortalının imzası bulunmamaktadır.
Bu durumda ispat külfeti kendisine düşen davacı … şirketine, ZMSS poliçesinin davalı tarafça düzenlendiğine ilişkin iddiasını ispat zımnında, davalının imzasını içeren poliçe aslını ibraz etmesi, Davalının poliçe akidi olduğuna ilişkin tüm kesin delillerini sunması,
Gerekirse davacı … şirketi ile poliçeyi düzenleyen acentenin tüm ticari defter ve kayıtlarında, poliçenin davalı tarafından düzenlenip düzenlenmediği konusunda bilirkişi incelemesi yaptırılması,
Davacının delil listesinde “hertürlü yasal delil”e dayanması nedeniyle davalıya yemin teklifi hakkının hatırlatılması, hasıl olacak sonuca göre karar verilmek üzere yerel mahkeme kararının bozulması gerekirken onanmasına ilişkin sayın çoğunluk görüşüne karşıyım.

(Karşı Oy)