Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2010/9752 E. 2010/13250 K. 11.10.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/9752
KARAR NO : 2010/13250
KARAR TARİHİ : 11.10.2010

Mahkemesi :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
Dava;sigorta başlangıç tarihinin 15.06.1966 olduğunun tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davalı Kurum Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Sigortalılık başlangıç tarihinin 15.06.1966 olduğunun tespiti istemine ilişkin olan davada; mahkemece, istem gibi davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkemenin hükmü eksik inceleme ve araştırmaya dayalıdır. Zira, 14.09.2009 tarihli kurum yazısında, davacının kurum nezdinde bir sigortalılık tescil kaydının bulunmadığı bildirildiği gibi; çalışmaya ait olduğu belirtilen 15.06.1966 işe başlama tarihli işe giriş bildirgesinin kuruma intikal edip etmediği, bildirge üzerinde verilen sigorta sicil numarasının hangi yıl serilerinden olduğu konusunda bir araştırma ve inceleme de yapılmamıştır.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Kanunun 108. maddesinde sigortalılık süresi düzenlenmiş olup, sigortalı statüsünde bulunmayan bir kimsenin sigortalılık süresinden söz edilemez. Olağan olarak sigortalılık niteliği, 506 sayılı Kanunun 2. maddesine göre hizmet akdinin kurulması ve 6. madde gereğince çalışmaya başlanması ile edinilir. Sigortalılığın zorunlu, kişiye bağlı, devredilemez niteliği gereğince bu tür davaların kamu düzenine ilişkin olduğu açık ve özel bir duyarlılıkla çözümlenmesi zorunludur. Yöntemince düzenlenip süresinde Kuruma verilen işe giriş bildirgesi, kişinin işe alındığını gösteren yazılı delil niteliğinde ise de, fiili çalışmanın varlığının ortaya konulması açısından tek başına yeterli kabul edilemez. 506 sayılı Kanunun 2., 6. ve 108. maddelerindeki düzenlemelerde de belirtildiği gibi, sigortalılığın oluşumu yönünden çalışma olgusunun varlığı da zorunludur ve fiili çalışma saptanmadıkça, sadece hizmet akdine dayanılması halinde dahi sigortalılık söz konusu olamaz.
Bu kapsamda dava konusu olayda; anılan 14.09.2009 günlü Kurum cevabi yazı içeriği de gözetilerek, davacının varsa davalı Kurum nezdindeki şahsi sicil dosyasının varlığı usulünce araştırılmalı,15.06.1966 işe başlama tarihli işe giriş bildirgesinin hangi tarihte Kuruma intikal ettiği, intikal ediş tarihine göre 506 sayılı Kanunun 79/10. maddesinde öngörülen beş yıllık hak düşürücü sürenin geçirilip geçirilmediği, bildirge Kuruma teslim edildiğinde davacıya verilen sigorta sicil numarasının hangi yılın serilerinden olduğu ve bu numaranın sigortalının daha sonraki yıllarda gerçekleşen hizmetlerinde kullanılıp kullanılmadığı belirlenmeli ve varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidir.
Öte yandan, hükmün ikinci bendinde davalı Kurum’un harçtan muaf olduğu açıkça ifade edildiği halde;yargılama giderlerine ilişkin üçüncü bendinde, dava açılırken davacı tarafından yatırılan 15,60 TL başvurma harcının,yargılama masraflarına dahil edilmesi suretiyle, davalı Kurum’dan tahsiline karar verilmiş olması ayrıca isabetli görülmemiştir.
Yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, mahkemece, eksik inceleme ve araştırma sonucu davanın kabulüne karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ:Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 11.10.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.