YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/11003
KARAR NO : 2012/16093
KARAR TARİHİ : 26.06.2012
MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Dava dilekçesinde 8.000 TL ıslah ile 110.500 TL alacağın faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü ile 8.000 TL’nin tahsili cihetine gidilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Davacı vekili 18/03/2011 tarihli dava dilekçesinde, davacının 11/05/2001 tarihli satış vaadi sözleşmesi ile davalıdan 8 nolu daireyi satın aldığını, 1.000 TL peşin ödediğini, daha sonra davalının taşınmazın devrini vermeyip, dava dışı … ‘e 06/11/2001 tarihinde 8.000 TL’ye sattığını belirterek fazlaya ilişkin hakkı saklı kalmak kaydıyla 8.000 TL’nin (ıslah ile 110.500 TL’nin) davalıdan tahsilini talep etmiştir.Davalı vekili cevabında, yetki itirazında bulunmuş, süresinde zamanaşımı def’ini ileri sürmüştür.Mahkemece; satış vaadi sözleşmesinde tapunun 05/06/2001 tarihinde verileceği belirtildiğinden davacının talep hakkının 05/06/2001 tarihinde muaccel olduğu, BK.’nun 125.maddesine göre 05/06/2011 tarihinde 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu, ıslah tarihi 17/10/2011 tarihi itibariyle zamanaşımı dolduğundan ıslah ile artırılan miktarın reddi ile 8.000 TL alacağın tahsiline karar verilmiş, hükmü taraf vekilleri temyiz etmiştir.Dosya kapsamında bulunan ve taraflar arasında noterde düzenlenmiş 11/05/2001 tarihli Satış Vaadi Sözleşmesi gereğince davalıya ait 8 nolu dairenin 1.000.000.000 TL (1.000 TL) bedelle davacıya satmayı vaad edildiği ve satış bedelinin tamamının nakden alındığı, taşınmazın tapuda ferağ tarihinin ise 05/06/2001 olduğu belirtilmiştir.Tapu kaydına göre 8 nolu daire davalı tarafından dava dışı … ‘e 06/11/2001 tarihinde 8.000 TL’ye satıldığı anlaşılmaktadır.Mahallinde yapılan keşif sonucu alınan bilirkişi raporuna göre dava konusu taşınmazın dava tarihindeki değerinin 110.500 TL olduğu açıklanmış, davacı ise talebini 17/10/2011 tarihli ıslah dilekçesi ile 110.500 TL’ye artırmıştır.
Taşınmaz mal satış vaadi sözleşmesinden doğan davalar için özel zamanaşımı süresi öngörülmediğinden BK.’nun 125.maddesi gereğince 10 yıllık zamanaşımı süresi uygulanır. Bu süre sözleşmenin ifa olanağının doğması ile işlemeye başlar.Kaynağını Borçlar Kanunu’nun 22.maddesinden alan Taşınmaz Satış Vaadi Sözleşmeleri, Borçlar Kanunu’nun 213.maddesi ile TMK.’nun 706 (eski MK.md. 634) ve Noterlik Kanunu’nun 89.madde hükümleri uyarınca noter önünde re’sen düzenlenmesi gereken, bir başka anlatımla geçerliliği resmi şekil şartına bağlı kılınan tam iki tarafa borç yükleyen ve kişisel hak sağlayan sözleşme türüdür.Dava konusu 8 nolu dairenin davalı tarafından davadışı … ‘e 06/11/2001 tarihinde tapu ile devri yapılarak satıldığından, davacının dayandığı satış vaadi sözleşmesinin ifa olanağı bu tarihte son bulmuş olup, zamanışımının başlangıç tarihi de bu tarihten başlayacaktır. Buna göre 10 yıllık zamanaşımı süresi 06/11/2011 tarihinde son bulmaktadır. Taşınmaz mal satış vaadi sözleşmesinden kaynaklanan davalar için yasalarımızda özel bir zamanaşımı süresi öngörülmediğinden, bu tür davalarda Borçlar Kanununu’nun 125.maddesi hükmünce 10 yıllık zamanaşımı süresi uygulanır. Bu süre de yasanın 128.maddesi hükmüne göre alacağın muaccel olduğu, istenebilir hale geldiği tarihten başlar. Davacının ıslah dilekçesi ise 17/10/2011 tarihi olduğuna göre BK.’nun 125.maddesi gereğince 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığı anlaşılmaktadır.Ayrıca dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde yapılan keşif sonucu alınan bilirkişi raporunda taşınmazın dava tarihindeki değeri 110.500 TL olarak hesaplanmıştır. Oysa taşınmazın dava tarihindeki değil, akdin ifa olanağının son bulduğu diğer bir deyişle 3.kişiye satış tarihindeki rayiç değerinin araştırılarak bu miktara hükmedilmesi gerekir.Bu durumda, mahkemece; taşınmazın 06/11/2001 tarihindeki rayiç değerinin emsal taşınmazlar incelenerek bilirkişi incelemesi ile belirlendikten sonra oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 26/06/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.