Yargıtay Kararı 2. Hukuk Dairesi 2019/1937 E. 2019/8368 K. 09.09.2019 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/1937
KARAR NO : 2019/8368
KARAR TARİHİ : 09.09.2019

MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
DAVA TÜRÜ : Karşılıklı Boşanma

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-karşı davalı kadın tarafından; tedbir nafakası, yoksulluk nafakası ile maddi ve manevi tazminat miktarları yönünden, davalı-karşı davacı erkek tarafından ise her iki dava yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Davacı-karşı davalı kadının davasında verilen boşanma hükmüne karşı davalı-karşı davacı erkek tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmamak suretiyle tarafların boşanmalarına ilişkin hükmün kesinleştiği anlaşıldığından, davalı-karşı davacı erkeğin kadının davasının kabulüne yönelik temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Davalı-karşı davacı erkeğin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
a)Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davalı-karşı davacı erkeğin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
b)Taraflarca karşılıklı açılan boşanma davasının yapılan yargılaması sonunda mahkemece her iki davanın kabulü ile tarafların boşanmalarına, kadın lehine tedbir nafakası ödenmesine, kadının yoksulluk nafakası talebinin reddine, davalı kadın lehine maddi ve manevi tazminata hükmedilmiştir. Verilen bu kararın davacı-karşı davalı kadın tarafından; erkeğin kabul edilen davası, reddedilen yoksulluk nafakası ile tazminat miktarları yönünden, davalı-karşı davacı erkek tarafından; kusur belirlemesi, tazminatlar ve tedbir nafakası yönünden istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine ilgili bölge adliye mahkemesince dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda davalı-karşı davacı erkeğin tam kusurlu olduğundan bahisle, erkeğin davasının reddine, kadın yararına hükmedilen tedbir nafakasının bölge adliye mahkemesince verilen karar tarihi itibariyle indirilmesine, tazminatların miktarının indirilmesine ve kadın yararına yoksulluk nafakasına hükmedilerek, sair itirazlar esastan reddedilmiş, kusura ilişin gerekçe düzeltildiğinden kararın tümü hakkında hüküm kurulmuş, hüküm taraflarca temyiz edilmiştir.
Yukarıda açıklandığı üzere ilk derece mahkemesince, davacı-karşı davalı kadının boşanma davasında verilen boşanma hükmü istinaf kanun yoluna başvurulmaksızın kesinleşmiştir. Bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince, kesinleşen kadının boşanma davası yönünden yeniden hüküm kurulması doğru olmadığı gibi, kadının boşanma davası kesinleşmekle, davalı-karşı davacı erkeğin boşanma davası konusuz kaldığından, karar verilmesine yer olmadığına şeklinde karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.
3- Davacı-karşı davalı kadının temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
a)Yukarıda 2.bentte açıklandığı üzere, davacı-karşı davalı kadının davasında verilen boşanma hükmüne karşı davalı-karşı davacı erkek tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmamak suretiyle tarafların boşanmalarına ilişkin hüküm kesinleşmiştir. Davacı-karşı davalı kadın yararına ilk derece mahkemesince takdir edilen tedbir nafakası boşanma hükmünün kesinleşmesinden itibaren kendiliğinden sona erer. Bu husus gözetilmeden ilgili bölge adliye mahkemesince tedbir nafakasının bölge adliye mahkemesi karar tarihinden itibaren indirilmesi doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.
b)Tarafların tespit edilen ekonomik ve sosyal durumları, boşanmaya yol açan olaylardaki kusur dereceleri, paranın alım gücü, kişilik haklarına yapılan saldırı ile ihlâl edilen mevcut ve beklenen menfaat dikkate alındığında davacı-karşı davalı kadın yararına takdir edilen maddi ve manevi tazminat azdır. Türk Medeni Kanunu’nun 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi ile Türk Borçlar Kanunu’nun 50 ve 51. maddesi hükmü dikkate alınarak daha uygun miktarda maddi (TMK m. 174/1) ve manevi (TMK m. 174/2) tazminat takdiri gerekir. Bu yönler gözetilmeden hüküm tesisi doğru bulunmamıştır.
c)Tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumlarına, nafakanın niteliğine, günün ekonomik koşullarına göre davacı-karşı davalı kadın lehine hükmedilen yoksulluk nafakası azdır. Mahkemece Türk Medeni Kanunu’nun 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi de dikkate alınarak daha uygun miktarda nafakaya hükmedilmesi gerekir. Bu yön gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ:Temyiz edilen hükmün yukarıda 1. bentte gösterilen sebeple davalı-karşı davacı erkeğin kadının davasına yönelik temyiz isteminin REDDİNE, yukarıda 2/b., 3/a., 3/b. ve 3/c. bentlerde gösterilen sebeplerle hükmün BOZULMASINA, yukarıda 2/a bentte gösterilen sebeple davalı-karşı davacı erkeğin sair temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, dosyanın ilgili bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine gönderilmesine oyçokluğuyla karar verildi. 09.09.2019 (Pzt.)

KARŞI OY YAZISI

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nıın 353/l-b-2 maddesinde; davanın esasıyla ilgili olarak, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı taktirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzeltilerek yeniden esas hakkında, duruşma yapılmadan karar verileceği,
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/l-b-3 maddesinde; davanın esasıyla ilgili olarak, yargılamada bulunan eksiklikler duruşma yapılmaksızın tamamlanacak nitelikte ise bunların tamamlanmasından sonra yeniden esas hakkında duruşma yapılmadan karar verileceği düzenlenmiştir.
Bu itibarla somut olayda Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/l-b-2. maddesine uygun karar verildiğinden sayın çoğunluğun bu yönde yapılan bozma görüşüne katılmıyorum.