Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2009/7728 E. 2010/14708 K. 01.11.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/7728
KARAR NO : 2010/14708
KARAR TARİHİ : 01.11.2010

Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava, davacının 01.05.2004-01.05.2007 tarihleri arasında aylık 30 günden fazla bildirim yapıldığı gerekçesiyle iptal edilen hizmetlerinin aylık 30 gün üzerinden geçerli olduğunun tespiti istemine ilişkindir.
Mahkeme, ilâmında belirtildiği şekilde isteğin kabulü ile davacının 01.05.2004-01.05.2007 tarihleri arasında 1080 gün sigortalı olarak geçen çalışmalarının gerçek ve fiili olduğu ile her ay 30 gün üzerinden geçerli olduğunun tespitine karar verilmiştir.
Hükmün, davalı Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
15.05.2007 tarih ve 116 sayılı yoklama memuru raporu ile …..işyerinin gerçekte faal olmadığı, işin 25.06.2003 tarihinde bitirildiği ve bu tarih itibarıyla kooperatife ait işyerinin 506 sayılı Kanun kapsamından çıkarılması gerektiğinin tespiti üzerine; Kurum tarafından davacının bu tarihten sonra söz konusu işyerinden yapılan bildirimlerinin iptal edilmesine karşı açılan dava da Mahkemece, davanın kabulüne karar verildiği anlaşılmaktadır.
Davanın yasal dayanağı, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun geçici 7. maddesi uyarınca 506 sayılı Yasanın 79/10. maddesi olup, bu tür sigortalı hizmetlerin tespitine ilişkin davaların, kamu düzeniyle ilgili olduğu ve bu nedenle de özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmesinin zorunlu ve gerekli bulunduğu açıktır. Bu çerçevede, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde re’sen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır.
Belirtilen ilkeler ışığında, işin ve işyerinin kapsam ve niteliğiyle davacının sürekli çalışma iddiasının gerçekliğinin belirlenebilmesi amacıyla, re’sen kanıt toplanabileceği yönü de gözetilerek araştırma yapılıp; kooperatif işyerinin dava konusu döneme ait vergi ve ticaret sicili kayıtları ilgili yerlerden istenmeli, davacının işyeri dosyası ücret tediye makbuzları, puantaj kayıtlarını da içerecek şekilde tüm içeriği ile celp olunmalı, ayrıca talep konusu dönemin tamamını kapsayacak şekilde çalışmaların geçtiği Kooperatife ait dönem bordroları getirtilmeli, dava konusu tarihlerde aynı işyerinde çalışan ve hizmetleri aylık ve dönem bordroları ile benzeri kayıtlarla Kuruma bildirilen tanıklar ile komşu işyeri sahipleri ve çalışanları belirlenmeli, bu şahıslar tanık sıfatıyla dinlenmeli, şayet tanık beyanları arasında mübayenet oluşursa çelişkiler giderilmeli, bilgilerinin dayanaklarının dosyaya yansıtılması; her tür kanıttan yararlanmak suretiyle, çalışma iddiasının kuşkuya yer bırakmayacak biçimde ortaya konulması gerektiği gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir.
Ayrıca; davacının çalışmalarının fiili olduğu sonucuna varıldığı taktirde; dava konusu dönemin bazı aylarında farklı işyerleri ile birlikte davalı işverenlikten de Kuruma kısmi bildirim yapılmış olup; bunun aylık otuz günden fazla olduğu görülmekte ise de; aynı anda sosyal sigorta sistemimizde ay içinde birden fazla işverenin işyerinde çalışılması mümkün olduğundan, bu durumun davacı aleyhine değerlendirilmesi mümkün olmayıp sigorta primine esas gün sayısının aylık otuz günden fazla olması mümkün değil ise de; aylık toplam kazancın 506 sayılı Kanun’un 77. maddesi hükmü uyarınca prime esas kazanç olarak değerlendirilmesi gerektiği hususu bozma üzerine yapılacak yargılama da dikkate alınmalıdır.
Mahkemece, açıklanan maddi ve hukuki ilkeler gözetilerek bir karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalı avukatının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ:Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 01.11.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.