Yargıtay Kararı 6. Hukuk Dairesi 2013/1368 E. 2013/7555 K. 30.04.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/1368
KARAR NO : 2013/7555
KARAR TARİHİ : 30.04.2013

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Sözleşmenin iptali

Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı sözleşmenin iptali davasına dair kararın temyiz incelemesi duruşmalı olarak davacılar tarafından süresi içinde istenilmekle, gün tayin edilerek taraflara gönderilen davetiyelerin tebliğ edilmesi üzerine, belli günde davalı vekili Av. … geldi. Davacı taraftan gelen olmadı. Hazır bulunanın sözlü açıklaması dinlendikten sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, ehliyetsizlik hukuksal nedenine dayalı sözleşmenin iptali istemine ilişkindir.
Davacılar vekili, dava dilekçesinde; davacıların murisi … ile davalı şirket arasında noter onaylı kira sözleşmesi imzalandığını, kira sözleşmesinde kira bedelinin nakit ödendiğinin belirtildiğini, muris … hakkında … 1.Sulh Hukuk mahkemesinin 2008/328 esas sayılı dosyasına açılan vesayet davasında alınan kurul raporunda, …’in alzheimer hastası olup akli dengesinin yerinde olmadığının belirtildiğini, iptali istenen kira sözleşmesinden 5 ay gibi kısa bir süre sonra alınan doktor raporunda akıl sağlığı yerinde olmadığı tespit edilen miras bırakanın imzaladığı sözleşmenin de aynı sebepten geçerli olmayacağını belirterek, 19.10.2007 tarihli kira sözleşmesinin iptaline karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili ise, kira sözleşmesinin yapıldığı tarih itibariyle …’in hukuki ehliyetinin yerinde olduğunu, bu durumun sözleşme tarihi itibariyle alınan psikiyatri raporu ile tespit edildiğini, davacılardan …’ın da sözleşmede tanık olarak imzası bulunduğunu belirterek, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, ehliyetsizlik iddiasının kanıtlanamadığı, keza kira sözleşmesinde öngörülen edimler arasında aşırı bir nispetsizlik de bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Bilindiği üzere; ayırt etme gücü bulunmayan kimselerin kendi iradesi ile hak elde etme ve borç altına girebilme ehliyetinden söz edilemez. Nitekim, 4721 sayılı TMK.nun 9. maddesi, bir kimsenin hak elde edebilmesi ve borç altına girebilmesini fiil ehliyetinin varlığına bağlamıştır. Yasanın 10. maddesinde de, fiil ehliyetinin başlıca koşulu olarak ayırtım gücü (temyiz kudreti) ile ergin olmayı (reşit olmayı) kabul ederek ayırt etme gücüne sahip ve kısıtlı olmayan bir ergin kişinin fiil ehliyetine sahip olduğu belirtilmiştir. Ayırtım gücü bulunmayan kimsenin hukuken geçerli bir iradesi bulunduğundan söz edilemeyeceğinden, kanunda gösterilen ayrık durumlar dışında, yapacağı işlemlere sonuç bağlanamaz. Keza karşı tarafın iyi niyetli olması da o işlemi geçerli kılmaz. Bir kimsenin fiil ehliyetine sahip olup olmadığı şahıs ve mamelek
hukuku bakımından önemli sonuçlar doğurduğundan konuya ilişkin tarafların göstereceği tüm delillerin toplanması, tanıkların dinlenmesi, varsa ehliyetsiz olduğu öne sürülen kişiye ait tüm doktor raporları ve sözleşme tarihine yakın tarihlerdeki hastane evrak ve diğer tüm delillerin toplanarak konuya ilişkin Adli Tıp Kurumundan rapor alınmasını zorunlu kılmaktadır. Mahkemece, belirtilen bu esaslar çerçevesinde araştırma yapılarak, tüm deliller toplandıktan sonra, davacıların miras bırakanının akit tarihi itibariyle fiil ehliyetine sahip olup olmadığının Adli Tıp Kurumundan alınacak rapor ile tespit edilmesi gerekirken, tüm bunlar yapılmayarak eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm verilmesi hatalı olmuştur.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 30.04.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.