Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2013/5939 E. 2013/11920 K. 26.06.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/5939
KARAR NO : 2013/11920
KARAR TARİHİ : 26.06.2013

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

– K A R A R –

Davacı vekili; davalı şirketin işleticisi ve maliki bulunduğu taşınmaz üzerinde müvekkili lehine on beş yıl süreli intifa hakkı tesis olunduğu gibi, taraflar arasında bayilik sözleşmesi de akdolunduğunu, Rekabet Kurulu’nun 12/03/2009 tarihli bildirimi uyarınca bayilik sözleşmesinin 18/09/2010 tarihinden sonra geçersiz hale geleceği anlaşılmış olup, müvekkilinin gerek intifa bedeli olarak gerekse teşvik bedeli ve demirbaş eşyalar kapsamında davalıya yaptığı ödemelerin sözleşmenin geçersiz hale gelen süreleri yönünden davalının sebepsiz zenginleşmesine imkan verdiğini belirterek fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 41.682 TL’nin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili; davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece; yanlar arasında akdolunan bayilik sözleşmesi ve intifa sözleşmesinin 18/09/2010 tarihine kadar Rekabet Kurulu kararlarında belirtilen grup muafiyetinden yararlandığı, bu nedenle intifa ve bayilik sözleşmesi yürürlükteyken sözleşmelerin geçersiz hale geleceğinden bahisle sebepsiz zenginleşme hukuksal nedenine dayalı böyle bir dava açılamayacağı, dava tarihi itibariyle henüz sebepsiz zenginleşme olgusunun gerçekleşmediği ve dava önkoşullarının oluşmadığı gerekçesiyle erken açılan davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Davacı yanca dosyaya delil olarak sunulan … Petrolleri Anonim Şirketi İşleticilik Anlaşması’nın tetkikinden taraflar arasında akdi ilişkinin 16/08/2004 tarihinde kurulduğu ve 12. maddesi uyarınca da sözleşme süresinin beş yıl olarak kararlaştırıldığı görülmektedir. Bu durum karşısında mahkemece sözleşmenin akit tarihi ve süresi üzerinde durularak davanın açıldığı tarih olan 11/03/2010 tarihi itibariyle halen yürürlükte bulunup bulunmadığı belirlendikten sonra varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirmeyle yazılı şekilde hüküm tesisinde isabet görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 26.06.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.