Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2013/8960 E. 2013/11911 K. 26.06.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/8960
KARAR NO : 2013/11911
KARAR TARİHİ : 26.06.2013

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

– K A R A R –

Davacı vekili, yanlar arasında akdedilen faktoring sözleşmesi uyarınca, müvekkili şirketin yurtdışı mal ve hizmet satımlarından doğan alacaklarının davalıya temliki yolu ile davalı tarafından taahhüt edilen garanti kapsamında alacakların müvekkile ödenmesi konusunda anlaşmaya varıldığını, bu kapsamda müvekkil şirketin, dava dışı … isimli bir Amerikan şirketine Kasım 2007 ile Şubat 2008 arasında yapmış olduğu mal satışından doğan 315.036,00 USD tutarında alacağın, davalı şirkete temlik edildiğini, davalı tarafından müvekkili şirkete komisyon ve masrafların mahsubu ile toplam 234.022,42 USD ödeme yapıldığını, dava dışı … şirketinin ödemeleri geciktirdiğinden davalının anlaşmalı muhabirinin alacağın takibini avukatlar aracılığı ile yürüttüğünü ve buna bağlı olarak da toplam alacak üzerinden %25 oranında avukatlık ücretinin doğmuş olduğunu ve bu borcun müvekkile ait olduğu gerekçesi ile bakiye 61.057,71 USD nin müvekkiline ödenmediğini, bu alacağın ödenmesi için davalıya keşide edilen ihtarnamenin semeresiz kaldığını, alacağın tahsili için davalı aleyhine girişilen icra takibinin itiraz sonucu durduğunu, daha sonra davalı yanca müvekkiline keşide edilen ihtarnamede, icra dosyasındaki itirazdan feragat edilmediğini, ancak muhabir faktoring firmasının tesis ettiği garantiyi iptal etmesi üzerine takibe konu bakiye alacak için garanti değil tahsilat hizmeti sunulmaya karar verildiğini beyan ederek, daha önceki takibe konu olan meblağın avukatlık ücretlerine sarf edildiği yolundaki beyanının aksine uhdelerinde bulunan 26.124,14 USD bedeli müvekkili şirket hesabına 25.11.2008 tarihinde havale edildiğini, takip sonrası bakiye 34.933,57 USD alacağın kaldığını, davalı tarafça keşide edilen ihtarname ile tahsilat garantisi taahhüdünün tek yanlı olarak tahsilat hizmetine dönüştürülemeyeceğini, bu konuda hiçbir zaman muvafakatlerinin olmadığını ileri sürerek itirazın iptali ile takibinin devamına ve icra inkâr tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, yanlar arasında akdedilen faktoring sözleşmesi gereğince, davacının yurtdışındaki firmadan olan alacaklarına ilişkin olarak tahsilat hizmeti verildiğini, tahsilat hizmetinin Danimarka menşeili dava dışı … Faktoring şirketi muhabirliği ile yapıldığını, muhabir faktoring şirketinin, davacının borçlusu olan yurtdışındaki dava dışı firmanın belli bir limite kadar olan borçlarının tahsilatında müvekkili şirkete garanti verdiğini, ancak borçlunun ödeme performansının kötü olmasından dolayı garantiyi iptal ettiğini, bu durumun müvekkili tarafından davacıya bildirildiğini, bu tarihten sonra yapılacak fatura tahsilatlarının garanti kapsamında olmadığı konusunda davacının bilgilendirildiğini, tahsilat hizmeti verilmesi kararlaştırılan dört adet faturadan iki adet faturanın Amerika Birleşik Devletlerinde bulunan bir avukat vasıtası ile tahsil edildiğini, bu işlem için 8.621 USD vekalet ücreti ödendiğini, bu miktarın davacıya yapılan ödemeden kesildiğini, dava dışı … firmasının borcun tamamını ödemediğini, bakiye 34.933,57 USD lik borcun halen devam ettiğini, öte yandan müvekkilinin garanti taahhüdünün yalnızca borçlunun iflası yahut ödeme aczinin kanunen kesinleştiği haller için geçerli olduğunu, alacağın takibi ve tahsiline ilişkin masraflardan davacının sorumlu olduğunu, müvekkilinin sözleşmeye göre, garantiye ilişkin bildirdiğı miktarları her zaman serbestçe değiştirmek ve tamamen kaldırma hakkının bulunduğunu belirterek davanın reddine ve icra inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece toplanan deliller ve alınan bilirkişi kök ve ek raporları doğrultusunda, taraflar arasında akdedilen faktoring sözleşmesine istinaden davalı faktoring şirketinin, davacı ihracatçı şirketin yurt dışına yapacağı satışların 150.000 USD’a kadar olan kısmını (yurt dışında mukim yabancı bir faktoring kuruluşu aracılığıyla) garanti altına aldığı, her ne kadar davalı yanca davacıya verilmiş bir garanti bulunmadığı iddia edilmiş ise de, garantinin davalı faktoring şirketinin değil, yurt dışında mukim dava dışı … Factoring şirketinin verdiği, davalı faktoring şirketinin görevinin sağlanan bu garantiye uygun işlem yapmaktan ibaret olduğu, başka bir ifade ile garanti miktarını aşmadan vesaikleri tahsile alacağa, garanti limitindeki boşluklar kadar yeni vesaikleri tahsile kabul edeceği, garanti miktarından kısmi azalma ve iptalleri müşterisine bildireceği, temlik alınan vesaik tahsilatlarını gününde sağlayacağı, uluslararası faktoring piyasalarında müşterisinin hak ve menfaatlerini koruyacağı, taraflar arasında akdedilen sözleşmeye istinaden davacı firmanın Kasım 2007- Şubat 2008 tarihleri arasında 315.036 USD’lık yurt dışı alacağını (tahsilat, alacağın garantisi ve finansman hizmetlerinden yararlanmak üzere ) davalı faktoring şirketine temlik ettiği, davacıya 12.03.2008 – 27.08.2008 tarihleri arasında ( kesilen faktoring masrafları da dahil olmak üzere) 253.978,55 USD’lık ödemede bulunulduğu, yani faktoring şirketinin temlik aldığı alacaklarının %80’ini davacıya (ön ödeme olarak) ödediği, ancak davacının davalı şirkette 61.057,45 USD alacağı kaldığı, taraflar arasında bir hesap mutabakatsızlığı bulunmadığı, yurt dışında mukim muhabir … Factoring (ihracatçı … Aş’nin alacaklarını garanti amacıyla) alıcı … adına tesis etmiş olduğu 150.000 USD’lık kredi limitini iptal ettiğini davalı şirkete 12.03.2008 tarihli mesajları ile bildirdiği, bu durumda davalı şirketin, müşterisi davacı ihracatçı firmaya garantinin iptal edildiği aynı gün itibariyle veya en kötü ihtimalle davacı ihracatçı firma kendisine yeni bir yükleme/ihracat vesaiki tevdii ve / veya temlik işlemi yapmadan önce bildirmesi gerektiği, davalı şirketin garantinin iptal edildiği bilgisinin davacıya sözleşmenin VII/3 maddesi kapsamında fax ile bildirdiğini iddia ederek dosyaya 21.03.2008 tarihli bir yazı sunmuş ise de, yazının davacı tarafa fakslandığına davacıya ulaştırıldığına dair bir belge ve bilgiye dosya muhteviyatında rastlanmadığı, ayrıca davalının garanti limitinin iptal edildiği konusunda davacıya keşide etmiş olduğu İstanbul 5. Noterliği’nin 25.11.2008/3395 tarih ve yevmiye nolu ihtarnamesinin hiçbir anlam ve öneminin bulunmadığı, zira ihtarnamenin garantinin kalktığının yurt dışından bildirildiği 12.03.2008 tarihinden çok sonra keşide edildiği ve davacının bilgilendirildiği, bunun yanısıra davalının faturaları kabul ederken garantinin kalkmış olduğunu, işleme alınan faturalarda yalnız tahsil için aracılık yapılacağını yazılı olarak belirtmediği ve bu konuda davacı firma olurunu da almadığı, dolayısıyla davalı şirketin garantinin kalktığı konusundaki bilgiyi sözleşme şartlarına uygun bir şekilde davacıya bildirmeyerek davacı ihracatçı firmanın zararına sebebiyet verdiği, icra takip tarihinden sonra ve dava tarihinden önce davalı tarafından 26.124,14 USD bedelin davacı şirket hesabına ödendiği, bu tutar düşüldükten sonra ulaşılan 34.933,57 USD’nin de dava değeri olarak gösterildiği gerekçeleriyle davanın kabulüne davalının takibe vaki itirazının 34.933,57 USD asıl alacak üzerinden iptali ile icra takip tarihinden itibaren 3095 sayılı kanunun 4/a maddesi gereğince kamu bankalarının bir yıllık USD mevduatına uyguladıkları en yüksek mevduat faizi ile birlikte fiili ödeme veya tahsili anındaki TL karşılığının takip talepnamesi doğrultusunda tahsili ile takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenden alınmasına, 26.06.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.