Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2013/7857 E. 2013/11832 K. 25.06.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/7857
KARAR NO : 2013/11832
KARAR TARİHİ : 25.06.2013

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki ihtiyati haciz talebinin incelenmesi sonunda kararda yazılı nedenlerden dolayı talebin reddine yönelik olarak verilen kararın süresi içinde ihtiyati haciz isteyen vekilince her ne kadar duruşmalı olarak temyiz edilmiş ise de konu itibariyle bu istemin reddiyle incelemenin evrak üzerinden yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

– K A R A R –

İhtiyati haciz isteyen (davacı) vekili, cari hesap mutabakatına istinaden başlatılan icra takibinin vaki itiraz üzerine durması nedeniyle açmış olduğu itirazın iptali davasında alacağın temini amacıyla ihtiyati haciz isteminde bulunmuştur.
Mahkemece, yasal koşulları oluşmayan ihtiyati haciz isteminin reddine karar verilmiş, kararı ihtiyati haciz isteyen (davacı) vekili temyiz etmiştir.
Anayasanın 141,III hükmüne göre, “Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır.” Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297’nci maddesinin 1’inci fıkrasının (c) bendine göre mahkeme kararının “ Tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri” içermesi gerekir. Gerekçe, kararının denetiminin yapılabilmesi ve tarafların kararın doğruluğu veya yanlışlığı konusunda fikir sahibi olmasını sağlayarak kanun yollarına başvurma konusundaki tutumlarının belirlenebilmesi açısından önemli bir işlev görür.
Öte yandan İcra ve İflâs Kanunu’nun 258,I hükmüne göre ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için mahkemenin “alacağın varlığı hakkında kanaat edinmiş olması” yeterlidir. Mahkemenin “alacağın varlığına kanaat getirmesinden” anlaşılması gereken alacağın usul hukuku kurallarına göre kesin bir şekilde ispat edilmesi değildir. Diğer hukukî himaye tedbirlerinde olduğu gibi ihtiyati hacizde de amaç, davaya ilişkin bir yargılamadan farklı olarak, maddi hukuka dayanan hak bakımından nihai bir karar verip uyuşmazlığı sona erdirmek değildir. İhtiyati hacizde amaç, ihtiyati tedbire benzer şekilde, Anayasanın 2’nci maddesinde yer alan “hukuk devleti” ilkesinin bir gereği olarak, bireylere etkin hukukî himaye sağlamaktır. İhtiyati haciz yargılamasında, etkin hukukî himaye sağlamak, bunu sağlarken mümkün olduğunca çabuk ve seri hareket etme gerekliliği, usul kurallarına göre maddi hukuka dayanan hakkın araştırılmasından önce gelir. Maddi hukuka göre kimin haklı kimin haksız olduğu, İcra ve İflâs Kanunu’nun 264’üncü maddesi uyarınca itirazın kaldırılması veya itirazın iptali davası çerçevesinde ya da açılacak bir menfi tespit veya istirdat davası sırasında incelenerek sonuçlandırılacaktır.
Mahkemece, yukarıda açıklanan hukuki esaslar çerçevesinde ihtiyati haciz isteyen vekilinin ibraz etmiş olduğu deliller üzerinde durularak, alacağın varlığına kanaat getirilmesi hâlinde ihtiyati haciz isteminin kabulüne, aksi hâlde ihtiyati haciz isteminin reddine karar verilmesi gerekirken, yetersiz ve genel bir gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle kararın BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 25.06.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.