Yargıtay Kararı 2. Hukuk Dairesi 2016/8593 E. 2017/14481 K. 13.12.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/8593
KARAR NO : 2017/14481
KARAR TARİHİ : 13.12.2017

MAHKEMESİ : …Aile Mahkemesi

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-karşı davalı erkek tarafından kusur belirlemesi, nafaka ve tazminatlar yönünden; davalı-karşı davacı kadın tarafından ise kusur belirlemesi, nafakaların ve tazminatların miktarları ile kişisel ilişki yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Mahkemece, davacı-karşı davalı erkek ağır kusurlu kabul edilerek boşanmaya karar verilmiş ise de; yapılan yargılama ve toplanan delillerden, davacı-karşı davalı erkeğin 26/12/2014 tarihli ihtar ile davalı-karşı davacı kadının ortak konuta dönmesini istediği anlaşılmaktadır. Bu durum eşin ihtar talep tarihinden önceki kusurlu davranışlarının affedilip, en azından hoşgörüyle karşılandığına ve bu nedenle yeniden birlikte yaşama isteğine ilişkin bir irade açıklaması niteliğindedir. Affedilen veya hoşgörüyle karşılanan olaylar ise boşanma sebebi olamaz. Davacı-karşı davalı erkeğin, bu şekilde eşinin ihtardan önceki kusurlarını affettiği, ihtar tarihinden sonra da davalı-karşı davacı kadından kaynaklanan boşanmaya sebep olabilecek nitelikte yeni bir olayın varlığının kanıtlanamadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda boşanmaya sebebiyet veren vakıalarda eşine fiziksel şiddet uygulayan davacı-karşı davalı erkeğin tam kusurlu olduğunun kabulü gerekir. Evlilik birliğinin devamı eşlerden beklenmeyecek derecede temelinden sarsıldığı kuşkusuzdur. Ne var ki, bu sonuca ulaşılması tamamen davacı-karşı davalı erkeğin tutum ve davranışlarından kaynaklanmış olup, davalı-karşı davacıya yüklenecek hiçbir kusur gerçekleşmemiştir. Tam kusurlu olan taraf ise sırf kendi kusurundan yararlanarak boşanma hükmü elde edemez. Bu durumda davacı-karşı davalı erkeğin boşanma davasının reddi gerekirken kanun hükümlerinin yorumunda yanılgıya düşülerek kabulüne karar verilmesi usul ve kanuna aykırıdır. Ne var ki, bu husus temyiz edilmediğinden bozma sebebi yapılmayıp yanlışlığa değinilmekle yetinilmiştir.
2- Tarafların temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
a-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davacı-karşı davalı erkeğin tüm, davalı-karşı davacı kadının ise aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
b-Yukarıda 1. bentte açıklandığı üzere, boşanmaya sebebiyet veren vakıalarda davacı-karşı davalı erkeğin tam kusurlu olduğu anlaşılmaktadır. Hal böyleyken davalı-karşı davacı kadının az, davacı-karşı davalı erkeğin ağır kusurlu olduğunun belirlenmesi isabetli olmamış ve bozmayı gerektirmiştir. Ne var ki bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hükmün kusura ilişkin gerekçesinin açıklanan şekilde düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir (HUMK m.438/son).
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün kusur belirlemesine ilişkin gerekçesinin yukarıda 2/b. bentte gösterilen sebeple kusur yönünden düzeltilmek suretiyle, diğer bölümlerinin ise 2/a. bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, aşağıda yazılı harcın İsmail’e yükletilmesine, peşin harcın mahsubuna 143.50 TL temyiz başvuru harcı peşin yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, temyiz peşin harcının istek halinde yatıran Ayşe’ye geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.